İçinde kal olan 9 harfli 99 kelime var. İçerisinde KAL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kal olan kelimeler listesine ya da sonu kal ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Kal Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A K L

3 Harfli Kelimeler

KAL, LAK

2 Harfli Kelimeler

AK, AL, LA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KALKANCIK

  1. [isim, biyoloji] Tohum içerisinde oğulcuğu besi dokuya bağlayan, onu besin deposundan ayıran ve besin maddelerini emerek oğulcuğa veren zar gibi ince ve kalkan şeklinde bir parça
ARTAKALMA

  1. [isim] Artakalmak işi
ŞAKALAŞIŞ

  1. [isim] Şakalaşmak işi
HALKALAMA

  1. [isim] Halkalamak işi
ANTİKALIK

  1. [isim] Antika olma durumu
  2. [mecaz] Yadırgatıcı ve tuhaf davranış
    • "Kim bilir bu herifin geçmişinde neler neler, ne antikalıklar, ne acayiplikler, ne madrabazlıklar vardı." (Osman Cemal Kaygılı)
MÜNAKALAT

Kelime Kökeni: Arapça munāḳalāt

  1. [isim, eskimiş] Bakınız ulaştırma
KALDIRTMA

  1. [isim] Kaldırtmak işi
BUKALEMUN

Kelime Kökeni: Arapça buḳalemūn

  1. [isim, hayvan bilimi] Bukalemungillerden, 20-30 santimetre boyunda, bulunduğu ortama uygun renk değiştirmesiyle ünlü bir tür sürüngen; kaya keleri (Chamaeleo chamaeleon)
  2. [mecaz] Davranışını, görüşünü çıkarına göre sık sık değiştiren kimse
OKKALAMAK

  1. [-i] Bir şeyin ağırlığını yaklaşık olarak anlayabilmek için elle yoklamak
  2. [mecaz] Bakınız pohpohlamak
KORKALAMA

  1. [isim] Korkalamak işi
BELÇİKALI

  1. [isim] Belçika’da yaşayan halk veya bu halkın soyundan olan kimse
KALKIŞMAK

  1. [-e] Yetenek, imkân ve gücü aşan bir işe girişmek
    • "Maziyi bilmek, sevmek ve hatırlamak başka, onu tekrar diriltmeye kalkışmak yine başkadır." (Mehmet Kaplan)
  2. Yersiz bir işi yapmaya kalkmak
    • "Bunu haber alınca zavallı intihara kalkışmış." (Aka Gündüz)
  3. Bakınız başkaldırmak
ISKALAMAK

  1. [nesnesiz, argo] Hedefe denk getirememek
YAKALAYIŞ

  1. [isim] Yakalamak işi
FİLİKALIK

  1. [sıfat] Herhangi bir filika sayısında olan
    • "Yirmi dört filikalık bir çıkarma birliği yanaşıyordu." (Ergun Göze)
YAKALATMA

  1. [isim] Yakalatmak işi
PAMUKKALE

  1. [isim] Denizli iline bağlı ilçelerden biri
BOZBAKKAL

  1. [isim, hayvan bilimi] Karatavukgillerden, boz renkli ardıç kuşu (Turdus pilaris)
KARABAKAL

  1. [isim, hayvan bilimi] Karatavukgillerden, kara renkli ardıç kuşu (Tutrdus pilaris)
KALDIRMAK

  1. [-i] Bulunduğu yerden almak
    • "Az sonra yatakları, yorganları kaldırıp duvar kenarına yığar." (Cengiz Dağcı)
  2. Yukarı doğru hareket ettirmek
    • "Gözlerini yüzüme kaldırdı. İkimiz de mavi mavi baktık." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. Bakınız yükseltmek
    • "Duvarı bir metre daha kaldırmalı."
  4. Ürün toplamak, taşımak
  5. Çekmek, taşımak
    • "Bu araba bu yükü kaldırmaz."
  6. Bir kuruluşun çalışmasına son vermek
  7. [-e] Hastayı hastaneye götürmek
    • "Yarasının dikişleri koptu dün öğleden sonra, Fransız Hastanesine kaldırdılar." (Aka Gündüz)
  8. Tören yaparak ölüyü gömmek
  9. Bakınız toplamak
    • "Anası, kardeşi ile hep beraber sofrayı kaldırdılar." (Necati Cumalı)
  10. Alıp başka yere götürmek
    • "Kitapları kaldırmış, bulamıyorum."
  11. Bakınız uyandırmak
    • "Bir gece yanında mihman olduğum / Sabah oldu deyi kaldırdın beni" (Halk türküsü)
  12. Piyasadan çekmek
    • "İstifçilerin piyasadan kaldırdığı mallar."
  13. Elin ulaşamayacağı yere koymak; saklamak
    • "Vazoyu ortadan kaldıralım, çocuğun eline geçmesin."
  14. Bakınız kaçırmak
  15. İyi etmek, birini iyileştirmek
    • "Bu ilaç onu yataktan kaldırdı."
  16. Bir şeyden çokça satın almak
  17. Bir yere tayin etmek
    • "Günün birinde bu müdürü başka, daha önemli bir yere kaldırdılar, buraya da bir başka müdür getirdiler." (Memduh Şevket Esendal)
  18. Yok etmek, ortadan silmek
    • "Yeryüzünden hayali kaldırın, dünya bir taş ve toprak yığınından ibaret kalır." (Orhan Seyfi Orhon)
  19. Oturur veya yatar durumdan çıkararak ayakları üzerinde doğrultmak
    • "Kızı ayağa kaldırdı." (Yaşar Kemal)
  20. Bulunduğu yerden almak, alıp başka yere götürmek
    • "Az sonra yatakları, yorganları kaldı-rıp duvar kenarına yığar." (Cengiz Dağcı)
  21. Bir işi yapması için harekete geçirmek
    • "Beni de Yahudi kızını da zorla çekip oyuna kaldırdı." (Aziz Nesin)
  22. [nesnesiz, mecaz] Uygun gelmek
    • "Bu kumaş fazla süs kaldırmaz."
  23. [argo] Bir şeyi çalmak, aşırmak
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü