İçinde kal olan 9 harfli 99 kelime var. İçerisinde KAL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kal olan kelimeler listesine ya da Sonu kal ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

A K L Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

3 Harfli Kelimeler

KAL, LAK

2 Harfli Kelimeler

AK, AL, LA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KALPSİZCE
...
PAMUKKALE
...
KALDIRMAK

  1. [-i] Bulunduğu yerden almak
    • "Örtüyü masanın üzerinden kaldır."
  2. Yukarı doğru hareket ettirmek
    • "Gözlerini yüzüme kaldırdı. İkimiz de mavi mavi baktık." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. Yükseltmek
    • "Duvarı bir metre daha kaldırmalı."
  4. [nsz] Ürün toplamak, taşımak
    • "Harman kaldırmak."
  5. Çekmek, taşımak
    • "Bu araba bu yükü kaldırmaz."
  6. Bir kuruluşun çalışmasına son vermek, feshetmek, lağvetmek
    • "Meclis ... olağanüstü hâli kaldırabilir." (Anayasa)
  7. [-e] Hastayı hastaneye götürmek
    • "Yarasının dikişleri koptu dün öğleden sonra, Fransız Hastanesi'ne kaldırdılar." (Aka Gündüz)
  8. Tören yaparak ölüyü gömmek
  9. Toplamak
    • "Anası, kardeşi ile hep beraber sofrayı kaldırdılar." (Necati Cumalı)
  10. Alıp başka yere götürmek
  11. Uyandırmak
    • "Bir gece yanında mihman olduğum / Sabah oldu deyi kaldırdın beni." (Halk türküsü)
  12. Piyasadan çekmek
    • "İstifçilerin piyasadan kaldırdığı mallar."
  13. Elin ulaşamayacağı yere koymak, saklamak
    • "Vazoyu ortadan kaldıralım, çocuğun eline geçmesin."
  14. Kaçırmak
    • "Yakın köyden kaldırdığı bir yosmayı sarhoş etmekle meşguldü." (Sait Faik Abasıyanık)
  15. İyi etmek, iyileştirmek
    • "Bu ilaç onu yataktan kaldırdı."
  16. Bir şeyden çokça satın almak
  17. Tayin etmek, atamak
    • "Günün birinde bu müdürü başka, daha önemli bir yere kaldırdılar, buraya da bir başka müdür getirdiler." (Memduh Şevket Esendal)
  18. Yok etmek, ortadan silmek
    • "Yeryüzünden hayali kaldırın, dünya bir taş ve toprak yığınından ibaret kalır." (Orhan Seyfi Orhon)
  19. [nsz] Katlanmak, tahammül etmek
    • "Doğrusunu isterseniz onu çoktan kapı dışarı etmeliydim ama yüreğim kaldırmıyor, acıyorum." (Sait Faik Abasıyanık)
  20. [nsz] Uygun gelmek, götürmek, yakışmak
    • "Bu kumaş fazla süs kaldırmaz."
  21. Çalmak, aşırmak

FİLİKALIK
...
KALİTESİZ

  1. [sıfat] Niteliksiz
    • "Ne kadar orta malı, kalitesiz tartışmalar yaptığınızın farkında mısınız?" (Haldun Taner)

KALORİFER

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Merkez ve depo durumunda olan bir kazandan çıkan sıcak hava, su veya buharı, borularla dolaştırmak yoluyla bir yapının her yanını ısıtan araç veya tesisat
  2. Radyatör

PASKALLIK

  1. [isim] İnsanı güldürüp eğlendirecek söz ve davranış
    • "Ve daha bin türlü paskallıklar yaparak beni güldürmeye çalışıyordu." (Ömer Seyfettin)

DAKİKALIK
...
KALLEŞLİK

  1. [isim] Kalleş olma durumu veya kalleşçe davranış
    • "Kalleşliğin binbir çeşidi apaçık görünüyordu bu gülüşte." (Tarık Buğra)

KORKALAMA

  1. [isim] Korkalamak işi

KALDIRICI

  1. [isim] Kriko

KALDIRTMA

  1. [isim] Kaldırtmak işi

İSKALARYA

Kelime Kökeni : İtalyanca

  1. [isim] Çarmıhların halat basamakları

KALAFATÇI

  1. [isim] Gemi ve kayıkları kalafat eden kimse

BOĞAZKALE
...
YAKALAMAK

  1. [-i] Bir kimseyi veya bir şeyi elle tutmak
    • "Üç ince dalı birleştirerek sıkıca yakaladım." (Refik Halit Karay)
  2. Kaçan kimseyi ele geçirmek, derdest etmek
  3. Bir kimsenin gitmesini engellemek, durdurmak
    • "Bu defa Tevfik'i dükkânın kapısında yakaladılar, aynı şeyi ona açtılar." (Halide Edip Adıvar)
  4. Bir kimseyi hoşa gitmeyecek bir durumda bulmak, bir kimsenin suçu ortaya çıkmak
    • "Kocasını bir kadınla yakalamış."
  5. Bir kimsenin suçluluğunu gösteren söz, bakış veya işareti fark etmek
  6. Birdenbire etkisi altına almak
    • "Yağmur bizi yolda yakaladı."
  7. Arayarak veya rastlantı sonucu bulup bağlantı kurmak
    • "Zehra, Yorgaki'nin müziğini herhangi bir yerinden yakalıyor." (Atilla İlhan)
  8. Belirlemek, anlamak
    • "Kız onun zayıf damarını yakalamıştı." (Tarık Buğra)

BAKAKALMA

  1. [isim] Bakakalmak işi veya durumu

FEVKALADE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Alışılmış olandan ayrı, olağanüstü, beklenmedik, görülmedik, işitilmedik
    • "Çok güzel bir kadın, kumral, orta boylu ama çok mütenasip, fevkalade endamlı." (Refik Halit Karay)
  2. Aşırı, çok fazla
    • "Eski kâtibe, şimdi fevkalade şık giyiniyormuş." (Haldun Taner)
  3. [ünlem] "Çok iyi, çok üstün, çok güzel" anlamlarında beğeni ifade eden bir söz
    • "Yemek nasıldı?- Fevkalade!"

KALAKALMA

  1. [isim] Kalakalmak işi

SENDİKALI

  1. [sıfat] Sendikası olan veya sendika üyesi olan (işçi, iş yeri)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü