İçinde kal olan 6 harfli 50 kelime var. İçerisinde KAL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında kal olan kelimeler listesine ya da sonu kal ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Kal Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
KAL, LAK
2 Harfli Kelimeler
AK, AL, LA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KALPLİ
-
-
[sıfat]
Kalp hastalığı olan
-
[sıfat]
Kalp hastalığı olan
- KALLEŞ
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳallāş
-
[sıfat]
Sözünde durmayıp bir işin yüzüstü kalmasına yol açan
- "Gene gülümsüyordu ama artık kalleş bir hınç vardı gülümseyişinde."
-
Birine gizlice kötülük eden
-
Bakınız kahpe
-
[sıfat]
Sözünde durmayıp bir işin yüzüstü kalmasına yol açan
- TIKALI
-
-
[sıfat]
Herhangi bir şeyin geçmesine imkân vermeyen, tıkanmış, kapanmış olan
-
[sıfat]
Herhangi bir şeyin geçmesine imkân vermeyen, tıkanmış, kapanmış olan
- KALKIK
-
-
[sıfat]
Düzeyine göre yüksekte olan
- "Masanın bir tarafı kalkık."
-
Kabararak yerinden ayrılmış
- "Kaplamanın ortası kalkık."
-
Dik durumda, ucu yukarı doğru olan
- "Bu yığının arkasında imama ait olarak yalnız iki kalkık kulak görünüyordu."
-
[sıfat]
Düzeyine göre yüksekte olan
- KALECİ
-
-
[isim, spor]
Topla oynanan bazı takım oyunlarında kalenin önünde durarak topun kaleye girmesini önlemekle görevli oyuncu; file bekçisi
- "Sonra topu en yükseğe kaleciler vurur, çıkarırlar."
-
[isim, spor]
Topla oynanan bazı takım oyunlarında kalenin önünde durarak topun kaleye girmesini önlemekle görevli oyuncu; file bekçisi
- SAKALI
-
-
[sıfat]
Saka hastalığına tutulmuş
- "İçlerinden biri sakalı bir at gibi fena fena öksürüyordu."
-
[sıfat]
Saka hastalığına tutulmuş
- OKKALI
-
-
[sıfat]
Kiloca fazla olan, ağır çeken
- "Ablak yüzlü, okkalı bir adamdı nazır hazretleri."
-
[mecaz]
Çok, fazla
- "Müfettiş Bey, öncekilerden çok daha okkalı bir yudum içti."
-
[mecaz]
Ağır, şiddetli
- "Önce Bekir'in omzuna okkalı bir sille indirdi."
-
[sıfat]
Kiloca fazla olan, ağır çeken
- İTİKAL
-
Kelime Kökeni: Arapça iʿtikāl
-
[isim, eskimiş, jeoloji]
Bakınız erozyon
-
[isim, eskimiş, jeoloji]
Bakınız erozyon
- KALORİ
-
Kelime Kökeni: Fransızca calorie
-
[isim, fizik]
Normal atmosfer basıncında, ısınma ısısı 15 °C'lik suyunkine eşit olan bir cismin, bir gramının sıcaklığını 10 °C yükseltmek için gerekli ısı miktarına eşit olan ısı birimi; ısın
-
Besinlerin, dokular içinde yanarak vücudun sıcaklık ve enerjisini sağlama değerlerini gösteren ölçü
- "Dimağ ve beden cevherlerini döken çocukları hesaplı bir kalori ile beslemek lazımdı."
-
[isim, fizik]
Normal atmosfer basıncında, ısınma ısısı 15 °C'lik suyunkine eşit olan bir cismin, bir gramının sıcaklığını 10 °C yükseltmek için gerekli ısı miktarına eşit olan ısı birimi; ısın
- KALICI
-
- KALÇIN
-
Kelime Kökeni: İtalyanca calzino
-
[isim]
Üstüne başka bir şey giyilmek için abadan veya meşinden yapılan çizme biçiminde ayak giysisi
- "Avluda nalın, evin içinde terlikle gezilir, ayaklarımızdakiler merdiven başında çıkarılır, yazın terlikler, kışın evde örülen yün çorap ve üstüne kalçın giyilirdi."
-
[isim]
Üstüne başka bir şey giyilmek için abadan veya meşinden yapılan çizme biçiminde ayak giysisi
- PASKAL
-
Kelime Kökeni: Fransızca pascal
-
[sıfat]
Güldürücü, soytarı
-
[isim]
Pandomim oyununda palyaço gibi boyanmış komik oyuncu
- "Eli süpürgeli paskal, tuhaflıklar yaparak seyircileri güldürürdü."
-
[sıfat]
Güldürücü, soytarı
- KALKMA
-
-
[isim]
Kalkmak işi
- "Sabahları erken kalkmayı sevmeyen, gece geç yatan gececi kişilerdensiniz."
-
[isim]
Kalkmak işi
- KALEVİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳalevī
-
[sıfat, eskimiş, kimya]
Bakınız alkalik
-
[sıfat, eskimiş, kimya]
Bakınız alkalik
- KALKIŞ
-
-
[isim]
Kalkmak işi
-
[isim]
Kalkmak işi
- KALTAK
-
-
[isim]
Üzeri meşin, halı vb. şeylerle kaplanmamış olan eyerin tahta bölümü
-
Kuskunsuz eyer
-
[kaba konuşmada]
Toplumca hoş karşılanmayan davranışlarda bulunan kadın
-
[isim]
Üzeri meşin, halı vb. şeylerle kaplanmamış olan eyerin tahta bölümü
- MİKALI
-
-
[sıfat]
Yapımında mika maddesi kullanılan
-
[sıfat]
Yapımında mika maddesi kullanılan
- ZEKALI
-
-
[sıfat]
Zeki olan
-
[sıfat]
Zeki olan
- MAKALE
-
Kelime Kökeni: Arapça maḳāle
-
[isim]
Bilim, fen konularıyla siyasal, ekonomik ve toplumsal konuları açıklayıcı veya yorumlayıcı niteliği olan gazete veya dergi yazısı; yazı (I)
-
[isim]
Bilim, fen konularıyla siyasal, ekonomik ve toplumsal konuları açıklayıcı veya yorumlayıcı niteliği olan gazete veya dergi yazısı; yazı (I)
- AŞKALE
-
-
[isim]
Erzurum iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Erzurum iline bağlı ilçelerden biri