İçinde esme olan 20 kelime var. İçerisinde ESME bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında esme olan kelimeler listesine ya da Sonu esme ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

14 Harfli Kelimeler

ESMERLEŞTİRMEK

13 Harfli Kelimeler

ESMERLEŞTİRME

11 Harfli Kelimeler

ESMERLEŞMEK

10 Harfli Kelimeler

BESMELESİZ, ESMERLEŞME

9 Harfli Kelimeler

AKÇAKESME, ESMERİMSİ, RESMETMEK

8 Harfli Kelimeler

ESMERLİK, KESMELİK, RESMETME

7 Harfli Kelimeler

BESMELE, ESMERCE, KESMECE

6 Harfli Kelimeler

KESMEK, RESMEN

5 Harfli Kelimeler

ESMEK, ESMER, KESME

4 Harfli Kelimeler

ESME


Kelime bulma makinesi

E E M S Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

4 Harfli Kelimeler

ESME, SEME

3 Harfli Kelimeler

SEM

2 Harfli Kelimeler

EM, ES, ME, SE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ESMERLEŞTİRMEK

  1. [-i] Esmer duruma getirmek
    • "Kül rengi, morumsu bulut ... kısa sürede ovanın üstünü de kapladı, ortalığı esmerleştirdi." (Tarık Buğra)

ESMERLEŞTİRME

  1. [isim] Esmerleştirmek işi

ESMERLEŞMEK

  1. [nsz] Esmer duruma gelmek
  2. Siyaha yakın bir koyu renk almak

BESMELESİZ

  1. [zarf] Besmele çekmeden
    • "Eczacı Bey, sen bugün besmelesiz çıkmışsın herhâlde evden, tersliğin üstünde." (Burhan Felek)
  2. [isim] Çocuklar için "piç" anlamında kullanılan bir sövgü sözü

ESMERLEŞME

  1. [isim] Esmerleşmek işi
    • "Güneş hayli alçalmış, sular esmerleşmeye başlamıştı." (Haldun Taner)

AKÇAKESME

  1. [isim] Kesme

RESMETMEK

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [-i] Bir şeyin resmini çizmek
  2. İz yapmak, işlemek, nakşetmek

ESMERİMSİ

  1. [sıfat] Esmere çalan

ESMERLİK

  1. [isim] Esmer olma durumu
    • "Su hep akıyor, toprak her an biraz daha koyulaşarak esmerliğini buluyordu." (Tarık Buğra)

KESMELİK

  1. [isim] Kesme taş çıkarılan ocak

RESMETME

  1. [isim] Resmetmek işi

BESMELE

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] "Esirgeyen ve bağışlayan Allah'ın adı ile" anlamına gelen ve bir işe başlarken söylenilen bismillahirrahmanirrahim sözü, bismillah
    • "İlk ders olarak besmeleyi öğrendiler." (Yahya Kemal Beyatlı)
    • "Üç dört kişi birden besmele çekmişlerdi ve hepsi birden okumaya başlamışlardı." (Memduh Şevket Esendal)

KESMECE

  1. [sıfat] Kesilip müşteriye gösterilerek satılan (kavun, karpuz)
    • "Kesmece kavun, kesmece beyim, daha bir diyeceğin var mı / Kes kes al karpuzlarımı." (Behçet Necatigil)
  2. [zarf] Kesip bakarak beğenmek şartıyla
    • "Karpuzu kesmece aldım."
  3. [zarf] Aradaki değer ayrımını gözetmeksizin hepsi bir fiyattan
    • "Bu kitapları kesmece yüzer liradan aldım."

ESMERCE

  1. [sıfat] Esmere yakın, biraz esmer olan

KESMEK

  1. [-i] Bıçak, makas vb. bir araçla bir şeyi ikiye ayırmak, parçalamak, doğramak
    • "İpi kesmek."
    • "Zaman zaman iddiacılığını da bırakamazdı, bu böyledir diye kesip atardı." (Haldun Taner)
  2. Dibinden ayırmak
    • "Ağaçları kesmek. Dalları kesmek."
    • "Mantıki söylenmiş, müdellel söylenmiş, her cihetten işi kesip atmıştı." (Memduh Şevket Esendal)
  3. Düzgün parçalara ayırmak
    • "Eti kesmek. Patatesi kesmek."
    • "Nasıl sol elimle sağ elimi kesip biçeceğim?" (Reşat Nuri Güntekin)
  4. Kesici bir araçla yaralamak
    • "Nasıl sol elimle sağ elimi kesip biçeceğim?" (Reşat Nuri Güntekin)
  5. [nsz] Ucunu almak
    • "Saç kesmek. Tırnak kesmek."
  6. [nsz] Hayvanın başını gövdesinden ayırmak, boğazlamak
    • "Koyun kesmek. Tavuk kesmek."
  7. Son vermek, gidermek
    • "Bu ilaç baş ağrısını keser."
  8. Ara vermek
    • "Bu üç zavallı bizden rahatsız oldular ve derslerini keserek çekildiler." (Memduh Şevket Esendal)
  9. Bir şeyden yoksun bırakmak, vermemek
    • "Yardımı kestiler. Ücreti ödemeyince telefonu kestiler."
  10. Akımı durdurmak
    • "Şimdi belediye ile anlaşamayan müteşebbis cereyanı kesmiş." (Sait Faik Abasıyanık)
  11. Belirtmek, kararlaştırmak
    • "Gününü daha kesmedik."
  12. [-den] Verilecek şeyin bir bölümünü alıkoyup vermemek
    • "Ücretinden beş lira kesmişler."
  13. Para basmak
  14. Azaltmak, güçleştirmek
    • "Rüzgâr geminin yolunu kesiyor."
  15. İskambil kâğıtlarında destenin üzerinden bir bölümünü kaldırıp öte yana koymak
  16. Geçişi önlemek
    • "Yolu kesmek."
  17. [nsz] Susmak
    • "Kes artık yeter!"
  18. Hasta organı ameliyatla almak
  19. Bölmek, ayırmak
    • "Bulvarı kesen küçük sokaklardan biri."
  20. Yazıyı, filmi kısaltmak
  21. [nsz] Uydurmak, yalan söylemek
  22. Rüzgâr, soğuk vb. çok etkili olmak
    • "Rüzgâr yüzümü kesiyor."
  23. Birini yermek, kötülemek
  24. Karşı cinsten birisini sürekli olarak süzmek, dikkatli bir biçimde bakmak
  25. Oyuncuyu takım kadrosuna almamak

RESMEN

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [zarf] Devlet adına, devletçe, resmî olarak
  2. Kanuna, yönteme uygun olarak, yöntemince
  3. Kesinlikle, açıkça, kesin olarak
    • "Kızların ikisi japone kollu, üçüncüsü resmen kombinezonlu idi." (Haldun Taner)

KESME

  1. [isim] Kesmek işi
  2. Teneke, sac vb.ni kesmek için kullanılan makas
  3. [sıfat] Küp biçiminde veya köşeli olarak kesilmiş olan
    • "Dört tarafı kesme billur kapaklı bir eski saat." (Refik Halit Karay)
  4. [sıfat] Kesin, değişmez, maktu
    • "Kesme fiyat."
  5. Kesme işareti
  6. Nazımda veya nesirde, bir cümleyi sonu anlaşılacak biçimde yarım bırakma sanatı, kat
  7. Kıyılarımızda yaygın olarak bulunan, yuvarlak tepeli, 5 m kadar boylu, her dem yeşil, yaprakları küçük ve kenarları testere dişli, çiçekleri yeşilimsi beyaz renkli olan bir süs ağacı, akçakesme (Phillyrea latifolia)
  8. Çizgisel iki doğru parçası ve bir eğri yayı ile sınırlanan düzlem yüzeyi
  9. İki çekimin birbirine doğrudan doğruya bağlanmasından, iki ayrı çekimin birbirini izlemesinden doğan durum
  10. Lokum

ESMEK

  1. [nsz] Hava bir yönden bir yöne akmak, rüzgâr olmak
    • "İki üç günden beri sert bir kış rüzgârı esiyor." (Ahmet Haşim)
  2. [-e] Yapılması önce düşünülmüş olmayan veya beklenmeyen bir şeyi yapmaya birdenbire karar vermek
    • "Bu yolculuk size nereden esti?"

ESMER

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Siyaha çalan buğday rengi
  2. Kurşuni renk
    • "Sazlı köyü ayaklandığı zaman gökyüzü daha esmerdi." (Tarık Buğra)
  3. [sıfat] Bu renkte olan
  4. [sıfat] Teni ve saçları karaya çalan, koyu buğday rengi olan (kimse), yağız
    • "Üzülüyor ama üzüntüsü, kızının esmer güzeli olmasına..." (Sait Faik Abasıyanık)

ESME

  1. [isim] Esmek işi

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü