İçinde eklem olan 79 kelime var. İçerisinde EKLEM bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında eklem olan kelimeler listesine ya da sonu eklem ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
EKLEMLENDİRMEK
EKLEMLENDİRME
ÇEYREKLEMEK, DEĞNEKLEMEK, DESTEKLEMEK, DİRSEKLEMEK, EKLEMLENMEK, EKLEMSİZLER, FİŞTEKLEMEK, GERÇEKLEMEK, İPOTEKLEMEK, KÖSTEKLEMEK
BENEKLEMEK, BEZEKLEMEK, ÇEYREKLEME, ÇİÇEKLEMEK, DEĞNEKLEME, DESTEKLEME, DİRSEKLEME, EKLEMLEMEK, EKLEMLENME, EKLEMLİLER, EVLEKLEMEK, FİŞTEKLEME, GERÇEKLEME, HEREKLEMEK, İLMEKLEMEK, İPOTEKLEME, KÖPEKLEMEK, KÖŞEKLEMEK, KÖSTEKLEME, ÖLÇEKLEMEK, ÖRNEKLEMEK, PİNEKLEMEK, TEVEKLEMEK, TÜNEKLEMEK, YEDEKLEMEK, YELEKLEMEK
BEKLEMELİ, BENEKLEME, BEZEKLEME, ÇİÇEKLEME, EKLEMLEME, ELEKLEMEK, EMEKLEMEK, ETEKLEMEK, EVLEKLEME, HEREKLEME, İLMEKLEME, İNEKLEMEK, İTEKLEMEK, KÖPEKLEME, KÖŞEKLEME, ÖLÇEKLEME, ÖRNEKLEME, PİNEKLEME, TEVEKLEME, TÜNEKLEME, YEDEKLEME, YELEKLEME
BEKLEMEK, EKLEMELİ, EKLEMSİZ, ELEKLEME, EMEKLEME, ETEKLEME, İNEKLEME, İTEKLEME, KEKLEMEK, ÖRNEKLEM, TEKLEMEK
BEKLEME, EKLEMEK, EKLEMLİ, KEKLEME, TEKLEME
EKLEME, SEKLEM
EKLEM
Eklem Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
5 Harfli Kelimeler
EKLEM, ELMEK, KELEM, MELEK
4 Harfli Kelimeler
EKME, ELEK, ELEM, EMEK, EMEL, KELE, KEME, LEKE, MEKE
3 Harfli Kelimeler
EKE, ELK, KEL, KEM
2 Harfli Kelimeler
EK, EL, EM, KE, LE, ME
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- EKLEMLENDİRMEK
-
-
[-i]
Eklemlenme işini yaptırmak
-
[-i]
Eklemlenme işini yaptırmak
- EKLEMLENDİRME
-
-
[isim]
Eklemlendirmek işi
-
[isim]
Eklemlendirmek işi
- DİRSEKLEMEK
-
-
[-i]
Dirsekle vurmak, dirsekle itmek
- "Kalabalığı dirsekleyerek şoseye çıktım."
-
[-i]
Dirsekle vurmak, dirsekle itmek
- İPOTEKLEMEK
-
-
[-i]
Tutuya bırakmak
-
[-i]
Tutuya bırakmak
- EKLEMSİZLER
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Kolsu ayaklılardan, kavkı çenetleri arasında eklem olmayan bir sınıf
-
[isim, hayvan bilimi]
Kolsu ayaklılardan, kavkı çenetleri arasında eklem olmayan bir sınıf
- GERÇEKLEMEK
-
-
[-i]
Bir şeyin doğruluğunu herhangi bir şeyle ortaya koymak; doğrulamak, teyit etmek
-
[-i]
Bir şeyin doğruluğunu herhangi bir şeyle ortaya koymak; doğrulamak, teyit etmek
- DEĞNEKLEMEK
-
-
[-i]
Değnekle vurmak
- "Sıska eşeğini değnekleyen bir köylü."
-
[-i]
Değnekle vurmak
- FİŞTEKLEMEK
-
-
[-i]
Sinsice destekleyip kışkırtmak; fıştaklamak
- "Arkasında birileri var gibi, basından birileri sanırım, sürekli fiştekliyorlar herifi."
-
[-i]
Sinsice destekleyip kışkırtmak; fıştaklamak
- ÇEYREKLEMEK
-
-
[-i]
Yatan bir kimsenin, özellikle süt çocuklarının kollarını ve bacaklarını çaprazlayarak vücutlarına idman yaptırmak
- "Üzerime çıktı. Ağır vücuduyla çiğnedi. Çeyrekledi. Kurşunladı. Mübarek salyasıyla damağıma bastırdı."
-
[-i]
Yatan bir kimsenin, özellikle süt çocuklarının kollarını ve bacaklarını çaprazlayarak vücutlarına idman yaptırmak
- EKLEMLENMEK
-
-
[-le]
Eklemle birleşmek
- "Kafatasını oluşturan kemikler, oynamayacak biçimde birbirleriyle eklemlenmiştir."
-
[-e]
Bir araya getirilmek, topluca bitiştirmek
- "Tümü birbirine eklemlenince irkiltici bir genel görünüm çıkıyor ortaya."
-
[-le]
Eklemle birleşmek
- DESTEKLEMEK
-
-
[-i]
Destek koymak
- "Kapıyı ardından destekleyip varını yoğunu amcasının şerrinden koruyacaktı."
-
[mecaz]
Bir kimse veya kuruluşa yardım sağlamak
-
[mecaz]
Arka olmak, arka çıkmak
- "Basında bizi destekleyen gazetecilerle görüştü."
-
[-i]
Destek koymak
- KÖSTEKLEMEK
-
-
[-i]
Hayvanın veya esirin ayağına köstek vurmak
- "Işık Hanım silkinip kaçmak istedikçe Cengiz bırakmadı, yalvarışlarıyla onun minimini ayaklarını köstekledi."
-
[mecaz]
Bir işi yürümez duruma getirmek, engellemek
- "Şiirin öz, hayal, duygu gücünü kösteklediğini sanır."
-
[-i]
Hayvanın veya esirin ayağına köstek vurmak
- GERÇEKLEME
-
-
[isim]
Gerçeklemek işi; teyit
-
[isim]
Gerçeklemek işi; teyit
- TÜNEKLEMEK
-
-
[nesnesiz]
Bakınız tünemek
- "İmralı’da bulunan karaağaçların dallarındaki tünekleyen on binlerce kuş yağmurun şiddetinden dolayı yerlerinden fırlayıp havaya süzülmüşler ve etrafı büsbütün karartmışlardı."
-
[nesnesiz]
Bakınız tünemek
- DEĞNEKLEME
-
-
[isim]
Değneklemek işi
-
[isim]
Değneklemek işi
- KÖŞEKLEMEK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Deve yavrulamak
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Deve yavrulamak
- ÖRNEKLEMEK
-
-
[-i]
Örnek vermek
-
[-i]
Örnek vermek
- İPOTEKLEME
-
-
[isim]
İpoteklemek işi
-
[isim]
İpoteklemek işi
- PİNEKLEMEK
-
-
[nesnesiz]
Uyuklamak, uyuklar gibi hareketsiz kalmak
- "İki gün hemşehrilerinin kahvesinde pinekledi."
-
[mecaz]
Boşa zaman harcamak
-
[mecaz]
Bir yerde hiçbir iş yapmadan oturmak
- "Senin gibi babaevinde ... pinekleyen taze dul çok!"
-
[nesnesiz]
Uyuklamak, uyuklar gibi hareketsiz kalmak
- DESTEKLEME
-
-
[isim]
Desteklemek işi; tutma, terviç
- "İki tarafın elçilerini de bu iddiayı desteklemeye zorladı."
-
[ekonomi]
Devletçe yapılan para yardımı; sübvansiyon
-
[isim]
Desteklemek işi; tutma, terviç