İçinde can olan 6 harfli 16 kelime var. İçerisinde CAN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında can olan kelimeler listesine ya da sonu can ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Can Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A C N
3 Harfli Kelimeler
CAN
2 Harfli Kelimeler
AN
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KILCAN
-
-
[isim, ağızlardan]
At kuyruğu kılından yapılmış kuş tuzağı
-
[isim, ağızlardan]
At kuyruğu kılından yapılmış kuş tuzağı
- CANGIL
-
-
[isim]
Bakınız cengel
- "Orada cangıl kanunları var. Orada cumhuriyet kanunları yok. Hiç olmadı."
-
[mecaz]
Kalabalık, düzensizlik vb.nin yol açtığı karışıklık
-
[isim]
Bakınız cengel
- TERCAN
-
-
[isim]
Erzincan iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Erzincan iline bağlı ilçelerden biri
- CANEVİ
-
-
[isim]
Kalbin altındaki bölge
- "Yazın susamışken birdenbire bir soğuk su içtiniz mi bir sancı, bir ağırlık oturuverir; öyle bir şey oturdu canevime."
-
[mecaz]
En duyarlı yer; kalpgâh
- "Bir çift göz istiyorum, canevimi görecek."
-
[isim]
Kalbin altındaki bölge
- CANİCE
-
-
[zarf]
Cani gibi, caniye yakışır bir biçimde; canicesine, caniyane
- "Aksi takdirde daha canice katledilmiş cesetler bulacağımızdan korkuyorum."
-
[zarf]
Cani gibi, caniye yakışır bir biçimde; canicesine, caniyane
- CANLAR
-
-
yakınlık duygusuyla söylenen bir seslenme sözü
- "Canlar! Açık olsun bahtınız."
-
yakınlık duygusuyla söylenen bir seslenme sözü
- MERCAN
-
Kelime Kökeni: Arapça mercān
-
[isim, hayvan bilimi]
Tropik ve ılık denizlerde yaşayan, geniş resifler oluşturan, mercanlar sınıfının örneği olan, kırmızı kalker iskeletli hayvan; mercan balığı (Corallium rubrum)
-
Bu hayvanın iskeletinden elde edilen ve süs eşyaları yapımında kullanılan madde
- "Alafrangalık, parmaklarımızı narin bir mercan gibi ortaya çıkaran kınalarımızı bile ortadan kaldırmıştı."
-
[sıfat]
Bu maddeden yapılmış
- "Mercandan bir kolye ile mercan küpeler takmıştı."
-
[hayvan bilimi]
İzmaritgillerden, Atlantik Okyanusu, Akdeniz ve Karadeniz'de bulunan, açık kırmızı renkte, eti beğenilen bir balık; mercan balığı (Pagrus pagrus)
-
[isim, hayvan bilimi]
Tropik ve ılık denizlerde yaşayan, geniş resifler oluşturan, mercanlar sınıfının örneği olan, kırmızı kalker iskeletli hayvan; mercan balığı (Corallium rubrum)
- AFACAN
-
-
[sıfat]
Zeki ve yaramaz (çocuk)
- "Güneş ise afacan bir çocuk gibi bulutlarla saklambaç oynuyor, bir kaybolup bir gözüküyordu."
-
[sıfat]
Zeki ve yaramaz (çocuk)
- SINCAN
-
-
[isim, bitki bilimi]
Sakızlı bir tür dikenli çalı (Astragalus)
-
[isim, bitki bilimi]
Sakızlı bir tür dikenli çalı (Astragalus)
- SİNCAN
-
-
[isim]
Ankara iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Ankara iline bağlı ilçelerden biri
- CANSIZ
-
-
[sıfat]
Canını yitirmiş, ölmüş olan
- "Mütevazı evinin bahçesinde sırtüstü yatıyordu Zekâi’nin cansız bedeni."
-
Canlı olmayan (varlık); camit
-
[zarf, mecaz]
Güçsüz, mecalsiz bir biçimde
- "Nil'in deminden beri avucumun içinde cansız duran eli kımıldadı, parmaklarımı sıkıyor."
-
[mecaz]
İlgi uyandırmayan, sönük olan
- "Cansız bir ses, Müjgân'ın sesi: -Evet efendim kimi istediniz?"
-
[mecaz]
Bakınız durgun
- "Bu yıl buğday piyasası biraz cansız."
-
[sıfat]
Canını yitirmiş, ölmüş olan
- FİNCAN
-
Kelime Kökeni: Arapça fincān
-
[isim]
Çay, kahve vb. sıcak şeyler içmekte kullanılan, genellikle kulplu, porselen veya camdan yapılmış küçük kap
- "Bir çeşit içgüdüyle fincanı alıyor tepsiden ve hemen dudaklarına götürüyor."
-
Elektrik tellerinin eklem noktalarına konulan porselenden yapılmış yalıtkan araç
-
[isim]
Çay, kahve vb. sıcak şeyler içmekte kullanılan, genellikle kulplu, porselen veya camdan yapılmış küçük kap
- CANDAŞ
-
-
[isim]
Bakınız can dostu
- "Candaşlarıyla ağacın semaya el açmış dalları altına oturdular; ıtır, yasemin, şarabi toprak kokusu genizlerini yakıyordu."
-
[isim]
Bakınız can dostu
- CANFES
-
Kelime Kökeni: Farsça cānfes
-
[isim]
Üzerinde desen bulunmayan, ince dokunmuş, parlak, tok, ipekli kumaş
- "Arabistan'dan getirdiği birtakım ipekler, canfesler ve kumaşlarla giyinir."
-
[sıfat]
Bu kumaştan yapılmış
- "Canfes yastıklar üzerinde, muslinlere bürünmüş bir halayık portakal soyuyor."
-
[isim]
Üzerinde desen bulunmayan, ince dokunmuş, parlak, tok, ipekli kumaş
- CANDAN
-
-
[sıfat]
Her türlü çıkar düşüncesinden uzak
- "Candan arkadaşını bir başına bırakıp kaçıyor musun?"
-
[zarf]
Her türlü çıkar düşüncesinden uzak bir biçimde
- "Onlar da ilk defa candan alkışlamanın o güzel tadını tadıyorlardı."
-
[sıfat]
Her türlü çıkar düşüncesinden uzak
- TİCANİ
-
Kelime Kökeni: Arapça ticānī
-
[isim]
Kuzey Afrika'da kurulmuş bir tarikat ve bu tarikattan olan kimse
-
[isim]
Kuzey Afrika'da kurulmuş bir tarikat ve bu tarikattan olan kimse