İçinde baç olan 23 kelime var. İçerisinde BAÇ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında baç olan kelimeler listesine ya da sonu baç ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

12 Harfli Kelimeler

KIRBAÇLANMAK, KIRBAÇLATMAK

11 Harfli Kelimeler

DOLAMBAÇSIZ, KIRBAÇLAMAK, KIRBAÇLANMA, KIRBAÇLATMA

10 Harfli Kelimeler

ÇALAKIRBAÇ, DOLAMBAÇLI, KIRBAÇLAMA, KIRBAÇVARİ

9 Harfli Kelimeler

BAÇÇIBAŞI, KARSANBAÇ, SAKLAMBAÇ

8 Harfli Kelimeler

ATLAMBAÇ, BAÇÇILIK, DOLAMBAÇ

7 Harfli Kelimeler

BABAÇKO

6 Harfli Kelimeler

BAÇSIZ, KIRBAÇ

5 Harfli Kelimeler

BABAÇ, BAÇÇI, BAÇLI

3 Harfli Kelimeler

BAÇ

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Baç Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A B Ç

3 Harfli Kelimeler

BAÇ

2 Harfli Kelimeler

AB, AÇ

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KIRBAÇLATMAK

  1. [-i] Kırbaçlama işini yaptırmak
KIRBAÇLANMAK

  1. [nesnesiz] Kırbaçla dövülmek
KIRBAÇLATMA

  1. [isim] Kırbaçlatmak işi
KIRBAÇLAMAK

  1. [-i] Kırbaçla vurmak
  2. [mecaz] Canlandırmak, destek vermek, harekete geçirmek
    • "Edebiyata gelince, yaşamla ilgili olan her şeye ilgimi kırbaçladı." (Necati Cumalı)
KIRBAÇLANMA

  1. [isim] Kırbaçlanmak işi
DOLAMBAÇSIZ

  1. [sıfat] Dolambacı olmayan
  2. [mecaz] Açık, doğrudan doğruya olan
    • "Dolambaçsız anlatım."
ÇALAKIRBAÇ

  1. [zarf] Şiddetli ve sürekli kırbaç vurarak
DOLAMBAÇLI

  1. [sıfat] Dolambacı olan
    • "Sedyeyle apartmanın dar, dolambaçlı merdivenlerinden çıkarmaya çalışıyorlar." (Memduh Şevket Esendal)
  2. [mecaz] İçinden zor çıkılır, çapraşık olan; lamelif
    • "Müessesesinin epeyce karışık ve dolambaçlı işleri içinde bunalmış kalmış." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
KIRBAÇLAMA

  1. [isim] Kırbaçlamak işi
KIRBAÇVARİ

Kelime Kökeni: Türkçe kırbaç + Farsça -vārį

  1. [sıfat] Kırbaça benzer, kırbaç gibi
    • "Hoca Efendi’nin yeri pencerenin önünde, rahlesi büyük, minderi yüksek, yanında ucu sivri, kırbaçvari uzun bir değnek asılı." (Halide Edip Adıvar)
SAKLAMBAÇ

  1. [isim] Oyunculardan birinin ebe olması ve saklanan arkadaşlarını bulması temeline dayanan bir çocuk oyunu
    • "Güneş ise afacan bir çocuk gibi bulutlarla saklambaç oynuyor, bir kaybolup bir gözüküyordu." (Ayşe Kulin)
KARSANBAÇ

  1. [isim] Üzerine vişne vb. şerbet dökülerek yenen rendelenmiş buz
    • "Biz burada sıcaktan, gelsin karsanbaç gitsin gazoz, dondurma anca dayanıyoruz sıcağa." (Orhan Kemal)
BAÇÇIBAŞI

  1. [isim] Baççılık görevini yürüten en kıdemli ve yetkili baççı
    • "Seni oranın başına doktor mu koydular, yoksa baççıbaşı mı?" (Ceyhun Atuf Kansu)
BAÇÇILIK

  1. [isim] Baççının yaptığı iş
DOLAMBAÇ

  1. [isim] Dolanarak giden, dönerek uzanan yolun kıvrıntısı
    • "Bu yolun dolambaçları çoktur."
  2. [anatomi] Bakınız iç kulak
  3. [ağızlardan] Bakınız başlık
    • "Atımı bağladım darağacına / Perçemim dolaştı dolambacıma" (Halk türküsü)
ATLAMBAÇ

  1. [isim] Yere oturmuş karşılıklı iki çocuğun üst üste koydukları ayakları ve yumrukları ile oluşturulmuş yükseklikten diğerlerinin atlamasına dayanan bir çocuk oyunu
    • "Her ikisi de gündüzleri bulutlar üstünde geziniyor, geceleri yıldızlardan yıldızlara atlambaç oynuyorlar..." (Ebubekir Eroğlu)
BABAÇKO

  1. [sıfat, argo] Güçlü, gösterişli, iri yarı (kadın)
KIRBAÇ

  1. [isim] Tek parça deri veya uzun esnek bir değneğin ucuna sırım bağlanarak yapılmış vurma aracı
    • "Dünyanın en insafsız elleri sanki beni kırbaçlarla, sopalarla dövdüler." (Hüseyin Cahit Yalçın)
BAÇSIZ

  1. [sıfat, tarih] Baç ödenmeyen
  2. Baç ödemekle yükümlü olmayan (kimse)
BABAÇ

  1. [isim, ağızlardan] Erkek kümes hayvanlarının en iri ve yaşlı olanı
    • "Bir yıllanmış ağaca anaç derler, babaç demezler." (Burhan Felek)
  2. [sıfat] İri yarı ve gösterişli (kimse)
    • "Pazar günleri tek başına yedi okka şarap içebilen babaç sarhoşlar burasını dolduruyor; gece yarılarına, sabahlara kadar gayda sesleriyle, hora gürültüleriyle bizi uyutmuyorlardı." (Ömer Seyfettin)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü