İçinde aya olan 5 harfli 19 kelime var. İçerisinde AYA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında aya olan kelimeler listesine ya da sonu aya ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Aya Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A A Y

3 Harfli Kelimeler

AYA

2 Harfli Kelimeler

AY, YA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

HAYAL

Kelime Kökeni: Arapça ḫayāl

  1. [isim] Zihinde tasarlanan, canlandırılan ve gerçekleşmesi özlenen şey; imge, hülya
    • "Mustafa Kemal hayallerin değil hakikatlerin adamı idi." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Belli belirsiz görülen şey; gölge
  3. [fizik] Bakınız görüntü
    • "İnsanın aynadaki hayali."
  4. [ruh bilimi] Bakınız imge
  5. Aydınlatılan bir perde arkasında deri veya kartondan yapılmış, hareket edebilen resimler ve bunlarla oynatılan oyun
    • "Hayal yani Karagöz oynatan bir sanatkârmış." (Abdülhak Şinasi Hisar)
HAYAT

Kelime Kökeni: Arapça ḥayāt

  1. [isim] Canlı, sağ olma durumu
  2. Bakınız yaşam
    • "Hayat sahnesinde yetmiş üç yaşın basamaklarındayım." (Halit Fahri Ozansoy)
  3. Bakınız yaşantı
    • "Köy hayatı. Gece hayatı."
  4. Toplumsal, ekonomik, kültürel, tarihsel vb. koşulların belirlediği bir döneme, bir topluma veya bir işe özgü yaşama biçimi
    • "Uzun dualardan sonra bana denizcilik hayatını anlatmaya başladı." (Reşat Nuri Güntekin)
  5. Geçim şartlarının bütünü
    • "Hayatımı yazılarımla kazanırım." (Halide Edip Adıvar)
  6. Canlılığı gösteren hareket, kaynaşma
    • "Bu köyde hiç hayat yok."
  7. [din bilimi] Bakınız yazgı
    • "Hayat onları bir türlü birleştirmedi."
  8. Yaşamayı sağlayan şartların bütünü
    • "Ayda hayat yok."
  9. Bir kimsenin tarihsel biyografisi, hayat öyküsü, hayat hikâyesi
    • "Atatürk'ün hayatı."
KAYAÇ

  1. [isim, mineraloji] Yer kabuğunun yapı gereci olan bir veya birkaç mineralden oluşan kütle; kaya, külte, sahre, porfir
ORAYA

  1. [zarf] O yere, o yöne
    • "Çarşamba günleri okulla sinemaya gidilirdi. Oraya çocuğu götürürdüm." (Ayla Kutlu)
BAYAN

  1. [isim] Kadınların ad veya soyadlarının önüne getirilen saygı sözü
    • "Bayan İnci."
  2. Bakınız kadın
    • "Orası her mevsimde bayanlar için ideal bir alışveriş yeridir." (Mehmet Şakir Örs)
  3. [ünlem] Kadınlara bir seslenme sözü
    • "Bayan! Kimi aradınız?"
ŞAYAK

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Kaba dokunmuş, dayanıklı bir çeşit yün kumaş
    • "Arkasında siyah şayaktan bir sivil elbise vardı." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Bu kumaştan yapılmış elbise
    • "Beyaz şayaklar giymiş, kuvvetli, güzel, genç bir âşık." (Ömer Seyfettin)
  3. [sıfat] Bu kumaştan yapılmış
    • "Sola döndüm, odanın eski şayak perdesini / Aralarken kulağım duydu fakirin sesini." (Mehmet Akif Ersoy)
REAYA

Kelime Kökeni: Arapça reʿāyā

  1. [isim] Bir hükümdarın yönetimi altındaki halk
  2. Osmanlı Devleti'nde Tanzimat'tan önce halkın vergi ve haraç veren, genellikle toprakla uğraşan gayrimüslim kısmı
    • "Buradaki Türkler de tek tük reayayı görmemezliğe gelebiliyorlardı." (Abdülhak Şinasi Hisar)
ŞAYAN

Kelime Kökeni: Farsça şāyān

  1. [sıfat, eskimiş] Uygun, yaraşır, değer, layık
BAYAT

  1. [sıfat] Taze olmayan
    • "Dükkânlar karmakarışık, mallar bayat, kibar müşteriler birer birer çekiliyor, ayaktakımı her gün artıyor." (Halide Edip Adıvar)
  2. [mecaz] Güncelliğini, önemini, özelliğini yitirmiş, çok söylenmiş
    • "Çalışıyorlardı ya, gene de herkesin kalbinde herkesin her hareketine bulaşan bayat bir burukluk vardı."
YAYAN

  1. [sıfat] Yürüyerek giden
    • "Genç atlı ve yayan ihtiyar uzaktan uzağa seslendiler." (Yahya Kemal Beyatlı)
  2. [mecaz] Bilgisiz olan
    • "Arkadaş bu konuda pek yayanmış."
  3. [zarf] Yürüyerek, yaya olarak; tabanvay, yaya
    • "Ben oraya kadar yayan gidemem, gurbetten memlekete yayan dönülmezdi." (Ömer Seyfettin)
PAYAN

Kelime Kökeni: Farsça pāyān

  1. [isim, eskimiş] Son, sonuç, nihayet
    • "Şu bizim düldüle bir saman vesikası lütfetseniz keyfime payan olmayacak." (Peyami Safa)
SAYAÇ

  1. [isim] Hava gazı, elektrik, su vb.nin kullanılan miktarını veya mekanik etkilenmeleri ölçen alet; saat
ÇAYAN

  1. [isim, ağızlardan] Akrep, yılan, çıyan, kırkayak vb. zehirli hayvan
PAYAS

  1. [isim] Hatay iline bağlı ilçelerden biri
KAYAN

  1. [sıfat] Kayarak yer değiştiren
  2. [isim, ağızlardan] Yassı, düz, kat kat oluşmuş taş
  3. [isim, ağızlardan] Dağdan inen sel
KAYAK

  1. [isim] Kar, su veya çim üzerinde kaymak için ayağa takılan araç; ski
  2. [spor] Bu aracı kullanarak yapılan spor
KAYAR

  1. [isim, ağızlardan] Hayvanların eskiyen nallarının çivilerini değiştirme işlemi
PRAYA

  1. [isim] Yeşil Burun Adaları'nın başkenti Praia
DAYAK

  1. [isim] Bir insanı veya bir hayvanı dövme işi; sopa, patak, kötek
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü