İçinde alma olan 8 harfli 19 kelime var. İçerisinde ALMA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında alma olan kelimeler listesine ya da sonu alma ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Alma Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A A L M
4 Harfli Kelimeler
ALMA, AMAL, LAMA, MALA
3 Harfli Kelimeler
ALA, AMA, LAM, MAL
2 Harfli Kelimeler
AL, AM, LA, MA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SAĞALMAK
-
-
[nesnesiz]
Sağlığa kavuşmak; iyileşmek
-
[nesnesiz]
Sağlığa kavuşmak; iyileşmek
- MORALMAN
-
Kelime Kökeni: Fransızca moralement
-
[zarf]
Moral bakımından
-
[zarf]
Moral bakımından
- ALMAZLIK
-
-
[isim]
Almama, kabul etmeme durumu
- "Fakat ben selam verdim, almazlık edemedi."
-
[isim]
Almama, kabul etmeme durumu
- DOMALMAK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Elleri, diz ve dizlerden aşağısını yere değdirerek kalçayı havaya kaldırıp durmak
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Elleri, diz ve dizlerden aşağısını yere değdirerek kalçayı havaya kaldırıp durmak
- ALÇALMAK
-
-
[nesnesiz]
Alçak duruma gelmek, yüksekten aşağı doğru inmek
- "Rüzgâr gece beyaza boyanmış konduların üstüne doğru alçaldı."
-
[mecaz]
Onurunu yitirecek kadar bayağılaşmak
- "Hemşiremden esirgediğiniz şeyi ben kabul edecek kadar alçalmadım."
-
Ses, gürültü vb. azalmak, kısık duruma gelmek
-
[nesnesiz]
Alçak duruma gelmek, yüksekten aşağı doğru inmek
- BUNALMAK
-
-
[nesnesiz]
Soluk alması güçleşmek
- "Hoca bu son sözleri söylerken havasızlıktan bunalıyor gibi başını tavana kaldırıyor."
-
[mecaz]
Çok sıkılmak, çok tedirgin olmak; boğulmak, darlanmak
- "Geçenlerde yeni çıkan uzunca bir şiirini okuyuncaya kadar bunaldım."
-
[nesnesiz]
Soluk alması güçleşmek
- SALMALIK
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız otlak
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız otlak
- BOLALMAK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Bakınız bollaşmak
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Bakınız bollaşmak
- BOŞALMAK
-
-
[nesnesiz]
Boş duruma gelmek, içinde veya üzerinde bir şey kalmamak
-
Dışarıya akmak, dökülmek
- "Kovalar dolup dolup boşalıyor, bostan sulanıp yeşeriyor…"
-
Bir şey gevşemek, açılmak
- "Sicim gitgide boşalıyor, gemi hafif yana yatarak pupa gidiyordu."
-
Memuriyet, makam, kadro vb. açık duruma gelmek; inhilal etmek
- "Herhangi bir sefer dönüşünde şehit yeniçerilerin boşalan yerlerine devşirme oğlanlar getirilmediği takdirde Yeniçeri Ocağı bir anda kendiliğinden kalkardı."
-
Bakınız boşanmak
-
Cinsel doyuma ulaşmak
-
[mecaz]
Derdini, sıkıntısını birine anlatarak ferahlamak; deşarj olmak
- "Derdimle öyle dolmuş ki boşalmadan evine gidemeyecek."
-
[nesnesiz]
Boş duruma gelmek, içinde veya üzerinde bir şey kalmamak
- YOĞALMAK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Varlığı ortadan kalkmak, yok olmak
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Varlığı ortadan kalkmak, yok olmak
- DEVRALMA
-
-
[isim]
Devralmak işi
-
[isim]
Devralmak işi
- ALMANLIK
-
-
[isim]
Alman olma durumu
- "Bütün Almanya, bütün Almanlık, bütün Almanlığın zenginliği, Alman ordusunun kuvveti Alman kadınının eseridir!"
-
[isim]
Alman olma durumu
- FEYZALMA
-
-
[isim]
Feyzalmak işi; tefeyyüz
-
[isim]
Feyzalmak işi; tefeyyüz
- YAMALMAK
-
-
[nesnesiz]
Biçimini, rengini doğaya uydurarak saklanmak
-
[nesnesiz]
Biçimini, rengini doğaya uydurarak saklanmak
- KOCALMAK
-
-
[nesnesiz]
Bakınız yaşlanmak
-
[nesnesiz]
Bakınız yaşlanmak
- ÇOĞALMAK
-
-
[nesnesiz]
Azken çok olmak, çok duruma gelmek; artmak (II), bereketlenmek, fazlalaşmak, yükselmek, ziyadeleşmek
- "Ansızın aşağıda ayak sesleri, uğultular çoğaldı."
-
[nesnesiz]
Azken çok olmak, çok duruma gelmek; artmak (II), bereketlenmek, fazlalaşmak, yükselmek, ziyadeleşmek
- DARALMAK
-
-
[nesnesiz]
Dar duruma gelmek; darlaşmak
-
Bakınız azalmak
- "Yıllar geçer, bir gün bakarsınız vakitler daralmış."
-
Bir şey zayıf duruma gelmek
- "Hafızası o kadar daralmış, bir sene evvelini hatırlamıyor gibi."
-
[mecaz]
Bakınız güçleşmek
- "Geçimi daraldı."
-
[mecaz]
Bakınız sıkışmak
- "Daralan soluğu ile çıkamayacağı merdivenleri oğlunun da çıkmasını yasaklıyordu."
-
[mecaz]
Başı dara gelmek; bunalmak
-
[nesnesiz]
Dar duruma gelmek; darlaşmak
- KISALMAK
-
-
[nesnesiz]
Kısa duruma gelmek
-
Süresi azalmak
-
[nesnesiz]
Kısa duruma gelmek
- KARTALMA
-
-
[isim]
Kartalmak işi
-
[isim]
Kartalmak işi