İçinde ün olan 8 harfli 136 kelime var. İçerisinde ÜN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ün olan kelimeler listesine ya da sonu ün ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ün Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

N Ü

2 Harfli Kelimeler

NÜ, ÜN

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

GÜLÜNMEK

  1. [-e, nesnesiz] Gülme işi yapılmak
  2. [mecaz] Alay edilmek
    • "Varsın gülsünler hem neden gülünecekmiş?" (Nurullah Ataç)
BÜSBÜTÜN

  1. [zarf] Bakınız tamamen
    • "Ahır tarafını henüz büsbütün ateş sarmamıştı" (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Bakınız iyice
    • "Ağlayarak, çırpınarak söylediği bu sözler Sultan Murad’ı büsbütün gazaba getirdi." (Reşat Ekrem Koçu)
MÜNDEMİÇ

Kelime Kökeni: Arapça mundemic

  1. [sıfat, felsefe] Bakınız içkin
ÖYKÜNMEK

  1. [-e] Taklit etmek
    • "Ölçümüz ve ölçütümüz, varsa yoksa Batı. Batı'ya öykünüyoruz." (Tarık Dursun K)
MÜNECCİM

Kelime Kökeni: Arapça muneccim

  1. [isim] Bakınız yıldız falcısı
ÜZGÜNLÜK

  1. [isim] Üzgün olma durumu
    • "Emeğinin ve cesaretinin gözümden kaçmış bulunmasından hâlâ üzgünlük duyuyorum." (Adalet Ağaoğlu)
GÖRÜNMEK

  1. [nesnesiz] Görülür duruma gelmek, görülür olmak; gözükmek
    • "Bakarım bakarım sılam görünmez / Ara yerde yıkılası dağlar var" (Karacaoğlan)
  2. İzlenim uyandırmak
    • "Bu, biraz daha inandırıcı görünüyor." (Ayla Kutlu)
  3. Benzemek, görünüşünde olmak
  4. [mecaz] Bakınız azarlamak
    • "Çocuk pek azdı, biraz görünüver."
  5. [mecaz] Gözdağı vermek
HÜZÜNSÜZ

  1. [sıfat] Hüznü olmayan, şen (kimse)
DÜŞÜNÜCÜ

  1. [isim] Bakınız düşünür
    • "Ben ne serbest düşünücüler bilirim ki destur demeden süprüntülüğe tükürmezler." (Reşat Nuri Güntekin)
ÜSTÜNLÜK

  1. [isim] Üstün olma durumu; faiklik, faikiyet, galebe, rüçhan, avantaj
    • "Bunlar kendilerini kıskançlık gibi, üstünlük gibi gençlik hislerine kaptıran hanımlardı." (Abdülhak Şinasi Hisar)
GÜNDÜZCÜ

  1. [isim] Gündüz çalışan görevli
  2. Gündüz öğrenim gören öğrenci
  3. Gündüzleri içki içen kimse
YÜLÜNMEK

  1. [nesnesiz, ağızlardan] Tıraş olmak
  2. Tüyü dökülmüş olmak
ÇÖĞÜNMEK

  1. [nesnesiz, ağızlardan] Bir yanı inerken öbür yanı kalkmak
CÜNÜPLÜK

  1. [isim, din bilimi] Cünüp olma durumu; cenabet
    • "Kur'an'a ancak cünüplükten temizlenmiş olanlar el sürebilir." (Hamdi Döndüren)
YÜKSÜNME

  1. [isim] Yüksünmek işi
BÜTÜNSEL

  1. [sıfat] Bütün niteliğinde olan, bütünle ilgili; total
    • "Okuyucu, metaforun kendisini nihai olarak ulaştıracağı bütünsel anlama ulaşmaya gayret eder." (Oğuz Cebeci)
GÜNGÖREN

  1. [isim] İstanbul iline bağlı ilçelerden biri
MÜNHEZİM

Kelime Kökeni: Arapça munhezim

  1. [sıfat, eskimiş] Bozguna uğramış, bozulmuş, yenilmiş
MÜNAZARA

Kelime Kökeni: Arapça munāẓara

  1. [isim] Bir konu üzerinde, belli kural ve yöntemlere uyularak yapılan tartışma
    • "Bir fikrin münazarasıyla kütüphanesinin önünde sabahladığımız geceler olurdu." (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
  2. [edebiyat] Divan edebiyatında zıt varlıklar ve kavramlar arasındaki karşıtlığı anlatan yazı türü
MÜNHASIR

Kelime Kökeni: Arapça munḥaṣir

  1. [sıfat] Bakınız mahsus (I)
    • "Onu yalnız ince hastalığa münhasır zanneder, başka hastalıklara aldırmadığı hâlde, veremliden son derece çekinirdi." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Bakınız sınırlı
    • "Harp yalnız Avrupa'ya münhasır kalmadı."
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü