İçinde ün olan 7 harfli 114 kelime var. İçerisinde ÜN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ün olan kelimeler listesine ya da sonu ün ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ün Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
N Ü
2 Harfli Kelimeler
NÜ, ÜN
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DÜNYALI
-
-
[sıfat]
Dünyaya ait olan
-
[sıfat]
Dünyaya ait olan
- ÖLÜMÜNE
-
-
[zarf]
Her türlü olumsuzluğu var gücüyle göze alarak
-
[zarf]
Her türlü olumsuzluğu var gücüyle göze alarak
- DÖKÜNME
-
-
[isim]
Dökünmek işi
-
[isim]
Dökünmek işi
- MÜNASİP
-
Kelime Kökeni: Arapça munāsib
-
[sıfat]
Bakınız yerinde
- "Bizim bu dünyadaki hayatımız da bir çileden ibaret olduğu düşünülecek olursa en münasip çilenin de burada olması icap ediyordu."
-
Beğenilen, hoşa giden
- "Yaşta küçük amma boyda münasip / Sallanıyor bir fidanca dal gibi"
-
[sıfat]
Bakınız yerinde
- GÜNAŞIK
-
Kelime Kökeni: Türkçe gün + Arapça ʿāşiḳ
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız ayçiçeği
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız ayçiçeği
- ÇÖKÜNTÜ
-
-
[isim]
Bakınız çökme
-
Çöken şeylerin kalıntısı; enkaz
- "Depremde çöküntü altında saatlerce, hatta günlerce ölüm korkusu çekmişler gibi bitik, şaşkın, zavallı görünüyorlardı."
-
Suyun dibine çöken şeyler
-
Jeolojik bir olay sonunda bir kısım yerin alttan yıkılarak alçalması; çökme
-
[ekonomi]
Çoğunluğa ilişkin satın alma gücünün durması, satış değerlerinin düşmesi, çalışma gücünün azalması vb. sebeplerle ortaya çıkan ekonomik durum; bunalım, kriz, depresyon
- "Dünya krizi, özellikle de afyon piyasasındaki çöküntü ondan da çok şey götürmüştü."
-
[isim]
Bakınız çökme
- BİGÜNAH
-
Kelime Kökeni: Farsça bīgunāh
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız günahsız
- "Bu arada ne olduysa zavallı ve bigünah Cevriye’ye olmuştu."
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız günahsız
- SÜRÜNME
-
-
[isim]
Sürünmek işi
-
[hayvan bilimi]
Çoğunlukla uzun gövdeli bir hayvanın, bacaklarının yardımı olmaksızın katı bir yüzeyde ilerlemesi
-
[isim]
Sürünmek işi
- HÜZÜNLÜ
-
-
[sıfat]
Gönle üzgünlük veren, iç kapanıklığına yol açan; hazin
- "Bir şey söylemeyerek hüzünlü bir hâlde gazetesinin başka sütunlarına geçer."
-
[sıfat]
Gönle üzgünlük veren, iç kapanıklığına yol açan; hazin
- ÖLÜNMEK
-
-
[nesnesiz]
Kendini feda etmek
- "Ölenle ölünmez. Otursun oturduğu yerde… Ölünecekse de elde silah ölünmeli."
-
[nesnesiz]
Kendini feda etmek
- ÖYKÜNCE
-
-
[isim, edebiyat]
Bakınız fabl
-
[isim, edebiyat]
Bakınız fabl
- ÖRTÜNME
-
-
[isim]
Örtünmek işi
-
[isim]
Örtünmek işi
- DÜŞÜNCE
-
-
[isim]
Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik; mütalaa, fikir, ide, idea, mülahaza
- "Bu düşünce ona epeyce azap verdi."
-
Dış dünyanın insan zihnine yansıması
-
Bakınız niyet
- "Benim düşüncem bugün gitmekti."
-
[mecaz]
Bakınız kaygı
- "Benim de mi düşüncelerim olacaktı / Ben de mi böyle uykusuz kalacaktım?"
-
[felsefe]
İlke, yönetici sav
-
[isim]
Uzay ve zamanın ötesinde, öznenin dışında, kendiliğinden var olan, duyularla değil, yalnızca ruhen algılanabilen asıl gerçeklik; mütalaa, fikir, ide, idea, mülahaza
- MÜNTEHA
-
Kelime Kökeni: Arapça muntehā
-
[isim, eskimiş]
Bakınız son
-
[sıfat]
Sona ermiş, bitmiş
-
[isim, eskimiş]
Bakınız son
- ÜNLENME
-
-
[isim]
Ünlenmek işi
-
[isim]
Ünlenmek işi
- GÜNYÜZÜ
-
-
[isim]
Eskişehir iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Eskişehir iline bağlı ilçelerden biri
- SÜNUHAT
-
Kelime Kökeni: Arapça sünūḥāt
-
[eskimiş]
Akla gelen şeyler, zihinden geçirilen şeyler
- "Üstadım, diyorum, bizi taltif etsenize... Sünuhatınızdan neler var?"
-
[eskimiş]
Akla gelen şeyler, zihinden geçirilen şeyler
- GÖRÜNGÜ
-
-
[isim, felsefe]
Duyularla algılanabilen her şey; fenomen, numen karşıtı
-
[isim, felsefe]
Duyularla algılanabilen her şey; fenomen, numen karşıtı
- ÜNLENİŞ
-
-
[isim]
Ünlenmek işi veya durumu
-
[isim]
Ünlenmek işi veya durumu
- MÜNACAT
-
Kelime Kökeni: Arapça munācāt
-
[isim, din bilimi]
Bakınız yakarış
-
[edebiyat]
Divan edebiyatında konusu Tanrı’ya yakarış olan şiir
-
[isim, din bilimi]
Bakınız yakarış