Sonunda enek olan 23 kelime var. ENEK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde enek olan kelimeler listesine ya da başında enek olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

8 Harfli Kelimeler

BÖRKENEK

7 Harfli Kelimeler

AĞBENEK, BİÇENEK, DÜZENEK, ERMENEK, GEÇENEK, GELENEK, GÖRENEK, GÖZENEK, KEPENEK, KESENEK, ÖRTENEK, PEÇENEK, SEÇENEK, YETENEK

6 Harfli Kelimeler

EKENEK, İTENEK, ÖDENEK

5 Harfli Kelimeler

BENEK, ÇENEK, DENEK, SENEK

4 Harfli Kelimeler

ENEK

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Enek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E E K N

4 Harfli Kelimeler

ENEK, KENE

3 Harfli Kelimeler

EKE

2 Harfli Kelimeler

EK, EN, KE, NE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BÖRKENEK

  1. [isim, hayvan bilimi] Geviş getiren hayvanların midelerinin ikinci bölümü
  2. Bakınız külah
    • "Kışın aba giyilir, soğuk günlerde hem başlık hem de atkı görevini yapan börkenek bağlanır." (Yaşar Alparslan)
ERMENEK

  1. [isim] Karaman iline bağlı ilçelerden biri
GÖRENEK

  1. [isim, toplum bilimi] Bir şeyi eskiden beri görüldüğü gibi yapma alışkanlığı; âdet
    • "Muhitin ve göreneğin şımarttığı bu kız beni de tahrik ederse ne yapacaktım?" (Aka Gündüz)
ÖRTENEK

  1. [isim, anatomi] Hayvanların vücudunu örten deri, kıl, tüy, pul vb. dokuların bütünü
  2. Bazı organları örten zarlar
BİÇENEK

  1. [isim] Biçilmek üzere korunan otlak
GEÇENEK

  1. [isim] Bakınız koridor
GÖZENEK

  1. [isim] Delikli bir nesnenin deliklerinden her biri
  2. [anatomi] Canlı dokularda dış deri üzerindeki küçük, basit açıklık; mesame
  3. [biyoloji] Bitkilerde solunum ve fotosentez için gerekli oksijen ve karbondioksit alışverişine, suyun buhar olarak dışarı atılmasına yarayan, yaprakların alt yüzeyinde çok sayıda bulunan, hücreler arasındaki küçük deliklerden her biri; mesame
  4. [fizik] Bir malzemenin içinde irili ufaklı boşlukların bulunması durumu, süngerimsi görünüş
SEÇENEK

  1. [isim] Birinin yerine seçilebilecek bir başka yol, yöntem, tutum; şık, alternatif, opsiyon
    • "Burjuva yaşamının karanlık tablosu, bir yandan da bu yaşamın yerine konulacak seçeneği kendi çelişkilerinde bulur." (Selim İleri)
  2. Test sınavlarında veya anketlerde aralarında doğru cevabın da bulunduğu cevap ifadeleri; şık
PEÇENEK

  1. [isim] VIII-XI. yüzyıllar arasında Türkistan'da, Güneydoğu Avrupa ve Balkanlarda yaşamış olan bir Türk halkı ve bu halkın soyundan olan kimse
AĞBENEK

  1. [isim, bitki bilimi] Ağ görünüşünde olan, arpa yapraklarına yerleşerek oldukça önemli zararlara yol açan, açık veya koyu kahverengi asklı mantar
  2. Bu mantarın yol açtığı ekin hastalığı
KEPENEK

  1. [isim] Çobanların omuzlarına aldıkları dikişsiz, kolsuz, keçeden üstlük; aba (II)
    • "Bu acayip meskeninde yaz kış kalın kepeneğe sarılmış otururdu." (Memduh Şevket Esendal)
KESENEK

  1. [isim, ekonomi] Görevlilerin aylıklarından her ay belli oranda kesilip bir sosyal güvenlik kurumuna yatırılan para
    • "Emeklilik maaşı sade bir vefa borcu değil, ömür boyu bu maksatla toplanmış keseneklerin aylık hâlinde geri verilmesi." (Haldun Taner)
  2. Fabrika, çiftlik vb. gelir kaynaklarının gelirini satın alma işi; iltizam
DÜZENEK

  1. [isim] Belli bir sonuca ulaşmak için karmaşık bir biçimde düzenlenmiş organ veya parçalar birleşimi; tertibat, mekanizma, sistem
GELENEK

  1. [isim, toplum bilimi] Bir toplumda, bir toplulukta eskiden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa iletilen, yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar; anane, örf, tradisyon
    • "Şair yeni bir dil yaratabilir ama bunun için gereken gücü gelenekten alır." (Nurullah Ataç)
YETENEK

  1. [isim] Bir kimsenin bir şeyi anlama veya yapabilme niteliği; istidat, kabiliyet
    • "Her bir dönemin incelenmesi, sonuçlarının değerlendirilmesi ulusal yeteneklerimizi, eksiklerimizi anlamak bakımından uyarıcıdır." (Metin And)
  2. Bir duruma uyma konusunda organizmada bulunan ve doğuştan gelen güç; kapasite
  3. [eğitim] Kişinin kalıtıma dayanan ve öğrenmesini çerçeveleyen sınır
  4. [eğitim] Dışarıdan gelen etkiyi alabilme gücü
İTENEK

  1. [isim] Bakınız piston
EKENEK

  1. [isim] Bakınız mezra
    • "Ekeneği, çayırları, alışverişi olan adamdır." (Memduh Şevket Esendal)
ÖDENEK

  1. [isim] Bir iş için ayrılan belli para; tahsisat
  2. Parlamento üyelerine, görevleri sebebiyle verilen, yolluk dışında kalan para
  3. [hukuk] Devlet harcamalarının yapılabilmesi için her yılın bütçesiyle yürütme organına verilen harcama izni
DENEK

  1. [isim] Üzerinde deney yapılan canlı veya şey
    • "Yeni denek adaylarıyla uğraşmak onun göreviydi." (Osman Aysu)
ÇENEK

  1. [isim, bitki bilimi] Tohumda embriyoyu kaplayan etli bölüm
    • "Bakla, fasulye gibi bitkilerin tohumlarında ikişer çenek bulunur."
  2. [hayvan bilimi] Kuşların gagasını oluşturan alt ve üst bölümlerden her biri
  3. [hayvan bilimi] Böceklerde ağzın iki yanında bulunan parçalayıcı sert organ
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü