Sonunda enek olan 7 harfli 14 kelime var. ENEK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde enek olan kelimeler listesine ya da başında enek olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Enek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
E E K N
4 Harfli Kelimeler
ENEK, KENE
3 Harfli Kelimeler
EKE
2 Harfli Kelimeler
EK, EN, KE, NE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- DÜZENEK
-
-
[isim]
Belli bir sonuca ulaşmak için karmaşık bir biçimde düzenlenmiş organ veya parçalar birleşimi; tertibat, mekanizma, sistem
-
[isim]
Belli bir sonuca ulaşmak için karmaşık bir biçimde düzenlenmiş organ veya parçalar birleşimi; tertibat, mekanizma, sistem
- KESENEK
-
-
[isim, ekonomi]
Görevlilerin aylıklarından her ay belli oranda kesilip bir sosyal güvenlik kurumuna yatırılan para
- "Emeklilik maaşı sade bir vefa borcu değil, ömür boyu bu maksatla toplanmış keseneklerin aylık hâlinde geri verilmesi."
-
Fabrika, çiftlik vb. gelir kaynaklarının gelirini satın alma işi; iltizam
-
[isim, ekonomi]
Görevlilerin aylıklarından her ay belli oranda kesilip bir sosyal güvenlik kurumuna yatırılan para
- GELENEK
-
-
[isim, toplum bilimi]
Bir toplumda, bir toplulukta eskiden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa iletilen, yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar; anane, örf, tradisyon
- "Şair yeni bir dil yaratabilir ama bunun için gereken gücü gelenekten alır."
-
[isim, toplum bilimi]
Bir toplumda, bir toplulukta eskiden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa iletilen, yaptırım gücü olan kültürel kalıntılar, alışkanlıklar, bilgi, töre ve davranışlar; anane, örf, tradisyon
- ÖRTENEK
-
-
[isim, anatomi]
Hayvanların vücudunu örten deri, kıl, tüy, pul vb. dokuların bütünü
-
Bazı organları örten zarlar
-
[isim, anatomi]
Hayvanların vücudunu örten deri, kıl, tüy, pul vb. dokuların bütünü
- GÖRENEK
-
-
[isim, toplum bilimi]
Bir şeyi eskiden beri görüldüğü gibi yapma alışkanlığı; âdet
- "Muhitin ve göreneğin şımarttığı bu kız beni de tahrik ederse ne yapacaktım?"
-
[isim, toplum bilimi]
Bir şeyi eskiden beri görüldüğü gibi yapma alışkanlığı; âdet
- PEÇENEK
-
-
[isim]
VIII-XI. yüzyıllar arasında Türkistan'da, Güneydoğu Avrupa ve Balkanlarda yaşamış olan bir Türk halkı ve bu halkın soyundan olan kimse
-
[isim]
VIII-XI. yüzyıllar arasında Türkistan'da, Güneydoğu Avrupa ve Balkanlarda yaşamış olan bir Türk halkı ve bu halkın soyundan olan kimse
- GÖZENEK
-
-
[isim]
Delikli bir nesnenin deliklerinden her biri
-
[anatomi]
Canlı dokularda dış deri üzerindeki küçük, basit açıklık; mesame
-
[biyoloji]
Bitkilerde solunum ve fotosentez için gerekli oksijen ve karbondioksit alışverişine, suyun buhar olarak dışarı atılmasına yarayan, yaprakların alt yüzeyinde çok sayıda bulunan, hücreler arasındaki küçük deliklerden her biri; mesame
-
[fizik]
Bir malzemenin içinde irili ufaklı boşlukların bulunması durumu, süngerimsi görünüş
-
[isim]
Delikli bir nesnenin deliklerinden her biri
- SEÇENEK
-
-
[isim]
Birinin yerine seçilebilecek bir başka yol, yöntem, tutum; şık, alternatif, opsiyon
- "Burjuva yaşamının karanlık tablosu, bir yandan da bu yaşamın yerine konulacak seçeneği kendi çelişkilerinde bulur."
-
Test sınavlarında veya anketlerde aralarında doğru cevabın da bulunduğu cevap ifadeleri; şık
-
[isim]
Birinin yerine seçilebilecek bir başka yol, yöntem, tutum; şık, alternatif, opsiyon
- ERMENEK
-
-
[isim]
Karaman iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Karaman iline bağlı ilçelerden biri
- YETENEK
-
-
[isim]
Bir kimsenin bir şeyi anlama veya yapabilme niteliği; istidat, kabiliyet
- "Her bir dönemin incelenmesi, sonuçlarının değerlendirilmesi ulusal yeteneklerimizi, eksiklerimizi anlamak bakımından uyarıcıdır."
-
Bir duruma uyma konusunda organizmada bulunan ve doğuştan gelen güç; kapasite
-
[eğitim]
Kişinin kalıtıma dayanan ve öğrenmesini çerçeveleyen sınır
-
[eğitim]
Dışarıdan gelen etkiyi alabilme gücü
-
[isim]
Bir kimsenin bir şeyi anlama veya yapabilme niteliği; istidat, kabiliyet
- AĞBENEK
-
-
[isim, bitki bilimi]
Ağ görünüşünde olan, arpa yapraklarına yerleşerek oldukça önemli zararlara yol açan, açık veya koyu kahverengi asklı mantar
-
Bu mantarın yol açtığı ekin hastalığı
-
[isim, bitki bilimi]
Ağ görünüşünde olan, arpa yapraklarına yerleşerek oldukça önemli zararlara yol açan, açık veya koyu kahverengi asklı mantar
- BİÇENEK
-
-
[isim]
Biçilmek üzere korunan otlak
-
[isim]
Biçilmek üzere korunan otlak
- GEÇENEK
-
-
[isim]
Bakınız koridor
-
[isim]
Bakınız koridor
- KEPENEK
-
-
[isim]
Çobanların omuzlarına aldıkları dikişsiz, kolsuz, keçeden üstlük; aba (II)
- "Bu acayip meskeninde yaz kış kalın kepeneğe sarılmış otururdu."
-
[isim]
Çobanların omuzlarına aldıkları dikişsiz, kolsuz, keçeden üstlük; aba (II)