Sonunda aş olan 5 harfli 32 kelime var. AŞ ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde aş olan kelimeler listesine ya da başında aş olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

UĞRAŞ

  1. [isim] Bir insanın yaptığı iş veya meslek; iş güç, meşguliyet
    • "Bu arada köy yaşamından çeşitli sahneleri, uğraşları canlandıran oyunlar vardır." (Metin And)
  2. Bir kimsenin kendi isteğiyle seçerek ve zevk alarak yaptığı iş; iş güç, meşguliyet
  3. Bir güçlüğü yenmek için gösterilen sürekli çaba, mücadele
    • "Onlara biraz gayretle anımsatılabilir bu gerçekler ama bu hem zahmetli, hem de süreç içinde kendimizi de onları da kırmayı göze alan bir uğraş gerektirir." (Reha Mağden)
  4. [eskimiş] Savaş, mücadele
FARAŞ

Kelime Kökeni: Arapça ferrāş

  1. [isim] Toplanan süprüntüleri alıp atmak için kullanılan teneke veya plastikten yapılmış bir tür kürek
    • "Elinde tuttuğu, içi süprüntü dolu faraşı merdivenlerin dibine boşalttı." (Ercüment Ekrem Talu)
AKTAŞ

  1. [isim, mineraloji] Bakınız lüle taşı
TALAŞ

  1. [isim] Testere ile biçilen veya rende, matkap, törpü vb. araçlarla işlenen bir şeyden dökülen kırıntılar
ÇUVAŞ

  1. [isim] Rusya Federasyonu’na bağlı Çuvaşistan Özerk Cumhuriyeti’nde yaşayan Türk halkı ve bu halkın soyundan olan kimse
LAVAŞ

Kelime Kökeni: Farsça lavāş

  1. [isim] Mayalı hamurdan tandırda pişirilerek yapılan ve yapıldığı yere göre büyüklüğü değişen ince ekmek türü
  2. Yufka inceliğinde açılmış uzun sade pide
DALAŞ

  1. [isim] Kavga, gürültülü bağrışıp çağrışma
DARAŞ

  1. [sıfat] Dar, kasvetli olan (yer)
    • "O oda hem daraş hem nezaretsiz hem de lodosa karşı." (Sermet Muhtar Alus)
TIRAŞ

Kelime Kökeni: Farsça terāş

  1. [isim] Saç veya sakalı kesme işi; yülüme
    • "Tıraştan sonra da bıyık, sakal yerleri belli olurdu." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Erkek saçını belli bir biçim vererek kesme
    • "Asker tıraşı."
  3. Kesilme ve kazınma zamanı gelmiş saç ve sakal
    • "Üç günlük tıraşıyla hasta yatıyordu."
  4. Bir şeyin üzerindeki pürüzleri alma, belli bir biçim vermek için yontma
  5. [argo] Yalan, asılsız, bıktırıcı, gereksiz söz
    • "Bırak tıraşı, doğru konuş!"
OYDAŞ

  1. [isim] Aynı düşüncede, aynı inançta olan, aynı düşünceyi savunanlardan her biri; düşündeş, fikirdeş
    • "Değerli yazarın görüşüyle oydaş değilim." (Ethem Baymak)
KUMAŞ

Kelime Kökeni: Arapça ḳumāş

  1. [isim] Pamuk, yün, ipek vb.nden makinede dokunmuş her türlü dokuma; güpür
    • "Her şey, esvap ve eşya Bursa'da dokunan ipek kumaşlardan yapılmıştır." (Falih Rıfkı Atay)
  2. [mecaz] Varlığı ve kişiliği oluşturan nitelik veya malzeme
    • "Senin ne kumaş olduğunu biliyorum."
ÜÇTAŞ

  1. [isim] Üç taşla oynanan bir tür çocuk oyunu
  2. [sıfat] Üzerinde beş adet pırlantası veya elması olan (yüzük, küpe)
GULAŞ

Kelime Kökeni: Macarca gulyás

  1. [isim] Etli, salçalı bir Macar yemeği
MARAŞ

  1. [isim] Bakınız Kahramanmaraş
TARAŞ

  1. [isim, ağızlardan] Tarla, bağ, bahçe vb. yerlerden toplanan üründen artakalanlar
SUTAŞ

Kelime Kökeni: Fransızca soutache

  1. [isim] Bazı giysilerin yaka, kol, cep vb. yerlerini süslemekte kullanılan işlemeli şerit; su (II), suyolu
BULAŞ

  1. [isim, tıp] Bakınız bulaşı
ŞABAŞ

Kelime Kökeni: Farsça şābāş

  1. [isim] Aferin, bravo anlamında takdir ve beğenme sözü
    • "Efruz Bey, üçüncü gününü de alkış, şabaş, nümayiş, azil, nasıp, hitap içinde halkın mabudu olarak tıpkı rüya gibi geçirdi." (Ömer Seyfettin)
DADAŞ

  1. [isim] Erkek kardeş
  2. [mecaz] Delikanlı, yiğit kimse
    • "Su katılmamış bir dadaştı ve politika ile uğraşmamıştı." (Tarık Buğra)
  3. [ünlem] Yakın dostlar için kullanılan bir seslenme sözü
YAVAŞ

  1. [sıfat] Hızlı olmayan; ağır, aheste, çabuk karşıtı
    • "Yavaş bir yürüyüş."
  2. Yumuşak huylu (kimse)
    • "Yavaş adam. Yavaş at."
  3. Kısık olan (ses)
    • "Yavaş sesle konuşuyor."
  4. [zarf] Kısık sesle
    • "Bayım bayım, yavaş konuşun, bayan duymasın." (Gülten Akın)
  5. [zarf] Hızlı olmayarak; ağır aksak, aheste
    • "İşinden evine dönerken yavaş da yürüse, hızlı da gitse, bu özleme, daha doğrusu bu gerçeğe koşuyordu." (Sabahattin Kudret Aksal)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü