Sonunda asa olan 15 kelime var. ASA ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde asa olan kelimeler listesine ya da başında asa olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

9 Harfli Kelimeler

BEYAZMASA

8 Harfli Kelimeler

MÜNAKASA

7 Harfli Kelimeler

ANAYASA

6 Harfli Kelimeler

DEVASA, HÜLASA, PIRASA, PİYASA, SİYASA, YARASA

4 Harfli Kelimeler

HASA, KASA, MASA, TASA, YASA

3 Harfli Kelimeler

ASA

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Asa Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A A S

3 Harfli Kelimeler

ASA

2 Harfli Kelimeler

AS

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BEYAZMASA

  1. [isim] Halkın şikâyet, istek ve görüşlerini ilettikleri belediye birimi
MÜNAKASA

Kelime Kökeni: Arapça munāḳaṣa

  1. [isim, eskimiş] Bakınız eksiltme
ANAYASA

  1. [isim, hukuk] Bir devletin yönetim biçimini belirten, yasama, yürütme, yargılama güçlerinin nasıl kullanılacağını gösteren, yurttaşların kamu haklarını bildiren temel yasa; kanunuesasi
  2. [mecaz] Bakınız temel
    • "Prensesin bu memlekete getirip yaydığı Zekeriya sofrasının anayasası budur." (Aka Gündüz)
DEVASA

Kelime Kökeni: Farsça dīvāsā

  1. [sıfat] Dev gibi, çok büyük
    • "Bu devasa kürenin ortasında bir musluk, sağında ve solunda ise iki supap vardı." (İhsan Oktay Anar)
PIRASA

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim, bitki bilimi] Zambakgillerden, sapından ve yapraklarından yararlanılan, çok yıllık bir kış sebzesi (Allium porrum)
HÜLASA

Kelime Kökeni: Arapça ḫulāṣa

  1. [isim] Bakınız özet
    • "Bir kadınlık tarihi hülasası yapacak değiliz." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Bakınız öz (I)
    • "Karaciğer hülasası."
  3. [zarf] Bakınız kısaca
    • "O vakit küt küt kalbim atmaya başlıyor, hülasa acayip bir vaziyet." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  4. [kimya] Herhangi bir maddenin, alkol, eter vb. bir eritici ile ayrılmış veya başka bir yol ile elde edilmiş etkili özü
    • "Kınakına hülasası."
SİYASA

Kelime Kökeni: Arapça siyāset

  1. [isim] Bakınız politika
    • "Güdümlü siyasanın kurbanı olmuş kimi değerli yazarların ivecen yargısı rol oynamıştır." (Selim İleri)
PİYASA

Kelime Kökeni: İtalyanca piazza

  1. [isim] Satıcıların mal satmak için bir araya geldiği yer; pazar
    • "Şimdi de pazar, piyasa yerlerinde, mahalle dolaylarında tanır, sayarlar." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Bir yol üzerinde gidip gelerek gezinme
    • "Kahvenin önünden dört beş kere daha geçer, akşam piyasasını yapardım." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. Alışveriş fiyatı, geçerli fiyat
    • "Sonbaharda, yakında açılacak tütün piyasasının haberleriyle ümitlenir, tasalanır, yüzleri bir gün gülerse beş gün kederli kalırdı." (Necati Cumalı)
  4. [ekonomi] Arz ve talebin karşılaştığı alan
  5. Bakınız ortalık
    • "Bunlardan bir kısmı bugün piyasada alaturka çalgıcılığın en ileri gelenlerindendir." (Osman Cemal Kaygılı)
YARASA

  1. [isim, hayvan bilimi] Yarasalardan, ön ayakları perdeli kanat biçiminde gelişmiş, vücudu yumuşak sık kıllarla kaplı, iskeletleri hafif yapılı, uçabilen memeli hayvan; gece kuşu, vatvat (Vespertilio)
    • "Çırpındı üç yarasa kanadı karanlıkta / Gün görmeyen gözleri üçünün de hanlıkta" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
YASA

  1. [isim] Olayların gidişinde olağan dışına yer vermeyen, değişmezlik ve mecburiyet gösteren kural
    • "Doğa yasaları."
  2. [hukuk] Devletin yasama organları tarafından konulan ve uyulması gereken kurallar bütünü; kanun (I)
    • "Buradaki yasaların yabancıların ev satın almalarına mâni olup olmadığını bilmiyordu henüz." (Nermi Uygur)
  3. Bilimde çok sayıda deney ve gözlemden sonra, aynı şartlarda aynı sonuçları verdiği kesin olarak belirlenen durum
    • "Yer çekimi yasası. Mendel yasaları."
  4. Toplumsal hayat içinde kendiliğinden oluşan ve uyulması toplum içinde yaşamanın bir mecburiyeti olan alışkıların bütünü
    • "Ahlak yasası."
  5. [felsefe] Düşüncenin mantıksal bir değeri olması için uyulması şart olan temel
    • "Düşünme yasaları."
HASA

  1. [isim] Patiska
KASA

Kelime Kökeni: İtalyanca cassa

  1. [isim] Para veya değerli eşya saklamaya yarayan çelik dolap
    • "Arkaya doğru bir adım atıp sırtını meyhanecinin kasasına dayadı." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Ticarethanelerde para alınıp verilen yer
    • "Çocuk dondurmasını bitirdi. Fişi kasaya ödedi." (Halit Küçüktülü)
  3. Bazı oyunlarda oyunu yönetme veya para karşılığında fiş verme işi
    • "Kasa kim?"
  4. Vagon, kamyon veya traktörün yük taşımak için şasiye bağlanmış üst bölümünü oluşturan parça
  5. Meyve, sebze koymaya yarayan, tahta veya sentetik maddelerden yapılmış, dört köşe, sağlam ambalaj parçası; sandık
    • "Barın kapısı önünde bira kasaları yığılmıştı." (Attilâ İlhan)
  6. Basımcılıkta dizgi harflerinin konulduğu gözlerden oluşan tabla
  7. [mecaz] Varlıklı kişinin harcamalarını yapan kimse
    • "Galip’in ününü İstanbul’da da duymuştu, oldukça fanatik bir tarikatın kasasıydı..." (Bülent Özden)
  8. [mimarlık] Kapı ve pencerelerin sabit olarak tutturulduğu asıl çerçeve
  9. [spor] Birbiri üzerine istif edilerek yüksekliği ayarlanabilen atlama aracı
  10. [mecaz] Ortak harcamalarda paranın toplandığı kimse
    • "Beyler, şimdi şöyle yapalım; birimiz kasa olsun, bütün harcamaları o yapsın." (Cemil Kavukçu)
MASA

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Ayaklar veya bir destek üzerine oturtulmuş tabladan oluşan mobilya
    • "Arkasındaki masada biri gözlüklü iki adam vardı." (Yusuf Atılgan)
  2. Bu mobilya etrafında oturanların tümü
  3. Dairelerde, kurumlarda belli konularla ilgili işlerin görüldüğü bölüm
    • "Kaçakçılık masası. Kıbrıs masası."
  4. [coğrafya] Bakınız düzlek yapı
  5. [spor] İç içe geçme ayaklarıyla yüksekliği ayarlanabilen masa biçiminde atlama aracı
TASA

  1. [isim] Bakınız kaygı
    • "Gazeteleriniz sürüm tasasına kapıldılar mı hemen İstanbul'un nabzını tutarlar." (Falih Rıfkı Atay)
  2. [ruh bilimi] Tatmin edici olmayan veya tedirgin eden durumların ortaya çıkmasını önleyebilmede, güvensizlik içinde bulunulduğunda duyulan tedirgin edici duygu
ASA

Kelime Kökeni: Arapça ʿaṣā

  1. [isim] Bazı ülkelerde, hükümdarların, mareşallerin, din adamlarının güç sembolü olarak törenlerde taşıdıkları bir tür ağaç veya metalden değnek
    • "Eceli gelip de Süleyman'ın ölümüne hükmettiğimizde asasını kemirmekte olan bir ağaç kurdu onun ölümünü onlara fark ettirdi." (Meryem Aybike Sinan)
  2. İhtiyarların veya yürümekte zorluk çekenlerin baston yerine kullandıkları uzun sopa
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü