Başında aya olan 4 harfli 6 kelime var. Aya ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde aya olan kelimeler listesine ya da sonu aya ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında aya bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Aya Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A A Y
3 Harfli Kelimeler
AYA
2 Harfli Kelimeler
AY, YA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- AYAN
-
Kelime Kökeni: Arapça aʿyān
-
[isim, eskimiş]
İleri gelenler
-
Meşrutiyet dönemlerinde danışma meclisi niteliğindeki Âyan Meclisi üyeliği yapmış kimselerin her biri
-
[isim, eskimiş]
İleri gelenler
- AYAL
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿiyāl
-
[isim, eskimiş]
Bir erkeğin eşi, hanımı
- "Çocuklar uyumuştur / Efendi gazete okur / Ayali dikiş dikmektedir"
-
[isim, eskimiş]
Bir erkeğin eşi, hanımı
- AYAZ
-
-
[isim]
Duru, sakin havada çıkan kuru soğuk
- "Sürüp gider en sert ayazlarda bile / Bir tatlı sıcak kış vakti"
-
Çok soğuk hava
- "Bu soğuk havayı, ayazı, kırbaç gibi acıtan rüzgârı, bu sesleri, vapur düdüklerini, uğultuları, bulutları, şehrin tüm çehresini tanıyordu."
-
[isim]
Duru, sakin havada çıkan kuru soğuk
- AYAŞ
-
-
[isim]
Ankara iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Ankara iline bağlı ilçelerden biri
- AYAR
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿiyār
-
[isim]
Bir aygıtın gereken işi yapabilmesi durumu
- "Saatin ayarı bozuk. Televizyonun ses ayarı iyi."
-
Saatler için belli bir yere göre kabul edilmiş olan ölçü
- "Memleket saat ayarı."
-
Altın, gümüş vb. madenlerden yapılmış şeylerin saflık derecesi
-
[mecaz]
Bir iş veya bir davranışta gereken ölçü
- "O açıdan soruyorsanız evet, işin ayarı kaçtı."
-
[mecaz]
Değer veya seviye derecesi
- "Biz, telif eser ayarında bir sanat kıymeti taşıyan tercümelere teşekkür edelim."
-
[isim]
Bir aygıtın gereken işi yapabilmesi durumu
- AYAK
-
-
[isim, anatomi]
Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü
- "Çimenlerin üzerindeki çiylerde güneşten düşmüş parlak elmas damlalarını inadına ayaklarıyla ezdi."
-
Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri; bacak
- "Köşede duran, ayağı kırık tahta sandalyeye oturdum."
-
Vücudun belden aşağı bölümü; bacak
- "Ayağına bir pantolon çekti."
-
Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi
- "Senin ayağınla köye akşama kadar varamayız."
-
Bakınız basamak
-
Futun küpü alınarak hesaplanan değer
-
[ağızlardan]
Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste
-
Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi; kadem, fit (III), fut
-
[coğrafya]
Bakınız göl ayağı
-
[edebiyat]
Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler
-
[edebiyat]
Halk edebiyatında uyak
- "Mânicilerin kafa yormadan buldukları ayaklar Cenap'ı şaşkınlıktan şaşkınlığa sürükler."
-
[matematik]
Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta
- "Dikme ayağı."
-
[spor]
Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden beşincisi
-
[spor]
Altılı ganyanda yer alan her bir koşu
-
[madencilik]
Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri
-
[mecaz]
Bir düşüncenin, bir yapının olmazsa olmazı sayılan, temelini oluşturduğu düşünülen şeylerin her biri
-
[isim, anatomi]
Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü