Başında as olan 6 harfli 31 kelime var. As ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde as olan kelimeler listesine ya da sonu as ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında as bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ASGARİ

Kelime Kökeni: Arapça aṣġar + Farsça -į

  1. [sıfat] En az, en aşağı, en düşük, en alt; minimal, minimum
    • "Koridorda, kapımın asgari yüz metre yakınlarına kimsenin yaklaştırılmamasını emrettim." (Nâzım Hikmet)
ASKIDA

  1. [sıfat] İhtiyaç sahiplerinin alabilmeleri amacıyla fırın, kahvehane vb. yerlerde bırakılan ve ücreti başkaları tarafından önceden ödenen (ekmek, çay vb.)
    • "Durumu iyi olan hemen hemen herkes ekmek almaya geldiğinde fazla para bırakıyor bana. Çaktırmadan, ‘İsmet Usta, bu da senin askıda ekmek için...’ diyorlar." (Oğuzhan Öztürk)
ASUMAN

Kelime Kökeni: Farsça āsmān

  1. [isim, eskimiş] Bakınız gök
    • "Düşsün olur mu toprağa göçmüş cihan gibi / Sönsün o mavi gözleri bir asuman gibi" (İbrahim Alâeddin Gövsa)
ASBEST

Kelime Kökeni: Fransızca asbeste

  1. [isim, mineraloji] Isıya, kimyasal maddelere, korozyona ve elektriğe dayanıklı olması nedeniyle yanmaz kumaşların dokunmasında, yangın, ısı, elektrik yalıtımında, balata vb.nde kullanılan, yapısal özellikleri açısından esnek, fazla solunduğunda kanser ve kronik solunum yolu hastalıklarına yol açan, ipek görünümünde lifli yapıda olan, kalsiyum ve magnezyum silikat karışımı bir mineral; taş pamuğu, kaya lifi, beyaz toprak, amyant
ASLİYE

Kelime Kökeni: Arapça aṣliyye

  1. [isim, eskimiş] Bakınız esas
ASTANA

  1. [isim] Kazakistan'ın başkenti
ASETAT

Kelime Kökeni: Fransızca acétate

  1. [isim, kimya] Asetik asidin tuzu
  2. Asetik asidin esteri
  3. Işığı geçiren ve gösterilmek istenen görüntüyü yansıtan madde
ASAYİŞ

Kelime Kökeni: Farsça āsāyiş

  1. [isim] Bir yerin düzen ve güvenlik içinde bulunması durumu
    • "Asayişi sağladığımdan emin olunca, gönül rahatlığı içinde yeniden odama, raporun başına dönüyorum." (Ahmet Ümit)
ASALAK

  1. [isim, biyoloji] Bir canlıda sürekli veya geçici yaşayarak ona zarar veren başka canlı; parazit
  2. [sıfat, mecaz] Başkalarının sırtından geçinen (kimse); abacı, ekti, otlakçı, parazit, tufeyli
    • "... türlü sosyal projeye bir şekilde dâhil olmayı başararak yaşayan bu ikiyüzlü asalağın adını duymaya bile tahammülü yoktu."
ASACAK

  1. [isim] Bakınız askı
    • "Odada palto asacağı olmadığı için paltolarımızı gelişigüzel minderin üstüne atmıştık." (Melih Cevdet Anday)
ASMARA

  1. [isim] Eritre'nin başkenti
ASALET

Kelime Kökeni: Arapça aṣālet

  1. [isim] Bakınız soyluluk
    • "Fakat çilekeş kadının asaletini biliyorum." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. Saygı uyandıracak biçimde davranma
  3. Bir görevi yüklenmiş olma, o görevin sahibi olma, vekillik karşıtı
  4. [edebiyat] Yazıda veya sözde bayağı söz ve deyim bulunmaması durumu
ASORTİ

Kelime Kökeni: Fransızca assorti

  1. [sıfat] Birbirine uygun, birbirini tutar renk ve biçimde olan (giysi)
    • "Altın çizgili, yemyeşil ipek kravatı ne olursa olsun almalıydı. Ceketiyle asorti olacaktı." (Nâzım Hikmet)
ASMALI

  1. [sıfat] Asması olan
    • "Asmalı bahçe."
ASEPSİ

Kelime Kökeni: Fransızca asepsie

  1. [isim, tıp] Özellikle tıpta kullanılan araç gereçlerdeki hastalık etkeni mini canlıların sayısını kimyasal veya fiziksel yollarla hastalığa sebep olamayacak düzeye düşürme
ASINTI

  1. [isim] Bir işi hemen yapmayıp bekleterek geri bırakma
  2. Birini tedirgin edecek kadar üzerine düşme
  3. [argo] Sırnaşan, tebelleş olan kimse
ASILLI

  1. [sıfat] Bir kökene dayanan; kökenli
    • "... kısa bir müddet için İstanbul'a gelmiş olan Ali adında Arap asıllı genç bir avukatla o dükkânda tanışmış..." (Murathan Mungan)
ASILTI

  1. [isim, fizik] Çözünemeyen madde parçacıklarının dibe çökmeden bir sıvı ortamda kalmış durumu; süspansiyon
  2. Böyle bir sıvı karışımı; süspansiyon
ASILIŞ

  1. [isim] Asılmak işi
    • "Kocasının koluna asılışı, adım atışı, tökezleyişi, ürkekliği, içki içemeyişi kendisini ele veriyor." (Alev Alatlı)
ASILMA

  1. [isim] Asılmak işi; sulantı
    • "Yaşı senin gibi küçük olanların asılması kanunda yoktur." (Kemal Tahir)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü