Sonunda met olan 52 kelime var. MET ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde met olan kelimeler listesine ya da başında met olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

13 Harfli Kelimeler

BERAATİZİMMET

11 Harfli Kelimeler

HARİMİİSMET

9 Harfli Kelimeler

İSTİKAMET, MUKAVEMET, MÜLAYEMET, VELİNİMET

8 Harfli Kelimeler

MERHAMET, PEKSİMET, ZİKIYMET

7 Harfli Kelimeler

CESAMET, FEHAMET, GANİMET, HEZİMET, HÜKUMET, HÜKÜMET, HUSUMET, KERAMET, KIYAMET, MELAMET, MUTEMET, NEDAMET, SAKAMET, SELAMET, VAHAMET

6 Harfli Kelimeler

AKAMET, ALAMET, AZAMET, AZİMET, HAŞMET, HİKMET, HİMMET, HİZMET, HÜRMET, İKAMET, İMAMET, KISMET, KIYMET, RAHMET, ŞEAMET, TÖHMET, ZAHMET, ZEAMET, ZİMMET, ZULMET

5 Harfli Kelimeler

DEMET, GAMET, İSMET, KAMET, NİMET, ÜMMET

4 Harfli Kelimeler

EMET

3 Harfli Kelimeler

MET

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Met Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E M T

3 Harfli Kelimeler

MET, TEM

2 Harfli Kelimeler

EM, ET, ME, TE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BERAATİZİMMET

Kelime Kökeni: Arapça berāʾat + ẕimmet

  1. [isim, hukuk] Bakınız borçsuzluk
HARİMİİSMET

Kelime Kökeni: Arapça ḥarīm + ʿiṣmet

  1. [isim, eskimiş] Kutsal sayılan, korunulan yer, ocak
    • "Düşmanı vatanın harimiismetinde boğacağız." (Atatürk)
MÜLAYEMET

Kelime Kökeni: Arapça mulāyemet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız yumuşaklık
  2. Bağırsakta yumuşaklık
    • "Kayısı vücuda mülayemet verir."
MUKAVEMET

Kelime Kökeni: Arapça muḳāvemet

  1. [isim] Bir şeye veya kimseye karşı durma, karşı koyma, dayanma gücü
    • "Bünyesi de, ruhu da hayatın güçlükleriyle ve yoksullukları ile çarpışarak mukavemet ve kudret kazanmıştı." (İbrahim Alâeddin Gövsa)
  2. [fizik] Bakınız direnç
İSTİKAMET

Kelime Kökeni: Arapça istiḳāmet

  1. [isim] Bakınız yön
    • "Arkaya baka baka, yere yuvarlanmaksızın, istenilen istikamette kaç adım gidilebilir?" (Ahmet Haşim)
  2. [matematik] Bakınız doğrultu
VELİNİMET

Kelime Kökeni: Arapça velī + niʿmet

  1. [isim] Bir kimsenin iyiliğini gördüğü, birçok şeyini ona borçlu olduğu kimse; ana
    • "Velinimetlerinin bulunmadığı her mecliste kimseye söz bırakmayarak hep kendi konuşuyor." (Refik Halit Karay)
MERHAMET

Kelime Kökeni: Arapça merḥamet

  1. [isim] Bir kimsenin veya bir başka canlının karşılaştığı kötü durumdan dolayı duyulan üzüntü, acıma
    • "Hâlbuki Türk mazisi, o devirlerin idrakine göre şefkatin, merhametin yüzlerce abidesini vücuda getirmiştir." (Hamdullah Suphi Tanrıöver)
PEKSİMET

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Pişirildikten sonra dilimler hâlinde kesilerek ısı ile kurutulmuş, uzun süre dayanabilen ekmek
    • "Yanımızda, ne olur ne olmaz diye alınmış yarım çuval peksimet vardı." (Halide Edip Adıvar)
ZİKIYMET

Kelime Kökeni: Arapça ẕīḳiymet

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız değerli
    • "Sultan Aziz İstanbul’a avdetinden sonra Tulon valisinin madamasına elmas ile müzeyyen ve zikıymet bir kıta gerdanlık ihsan buyurmuştur." (Ali Kemali Aksüt)
FEHAMET

Kelime Kökeni: Arapça feḫāmet

  1. [isim, eskimiş] Büyük, ulu olma durumu
  2. Bakınız değer
HÜKÜMET

Kelime Kökeni: Arapça ḥukūmet

  1. [isim] Bakınız bakanlar kurulu
    • "Hükûmet değişti."
  2. Bir ülkenin yönetim kuruluşları
    • "Kadınlar çil yavrusu gibi dağılmış, hükûmete haber vermişler, hükûmet gelmiş, ölüyü kaldırmışlar." (Halide Edip Adıvar)
  3. Devlet yönetimi; beylik
    • "Osmanlı hükûmeti zamanında."
  4. Bakınız hükûmet konağı
    • "Hükûmetin karşısındaki Türklerin merkez kumandanlık dairesine girince şapkasını çıkardı." (Ömer Seyfettin)
  5. [eskimiş] İdare etme
NEDAMET

Kelime Kökeni: Arapça nedāmet

  1. [isim] Bakınız pişmanlık
    • "Gözlerime iki damla nedamet yaşı getirmek için dudaklarımı bütün kuvvetimle ısırıyordum." (Hüseyin Cahit Yalçın)
CESAMET

Kelime Kökeni: Arapça cesāmet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız büyüklük
    • "Dağdan baktığınızda her biri beş altı fil cesametinde." (Reşat Nuri Güntekin)
MELAMET

Kelime Kökeni: Arapça melāmet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız kınama
  2. [din bilimi] Halkın gözünde kendisini kötü tanıtarak insanların beğenme ve saygısı yerine hor görmesini isteyen, böylelikle nefsi öldürerek Allah’a yaklaşmayı esas alan tasavvuf anlayışı
SELAMET

Kelime Kökeni: Arapça selāmet

  1. [isim] Bakınız esenlik
  2. Her türlü korku, tasa ve tehlikeden uzak, güvende olma durumu; kurtuluş
    • "Sizinle bu mesele etrafında karşılaşmamayı sizin selametiniz namına temenni ederim." (Nâzım Hikmet)
  3. [edebiyat] Anlatıma temel olan düşüncenin her bakımdan doğru ve sağlam olması
KIYAMET

Kelime Kökeni: Arapça ḳiyāmet

  1. [isim, din bilimi] Tek tanrılı dinlerin inanışına göre dünyanın sonu ve bütün ölülerin dirilerek mahşerde toplanacağı zaman; hesap günü, kıyamet günü, mahşer günü
  2. [mecaz] Bakınız gürültü patırtı
    • "Bağırma, çağırma, kıyamet, polisler Mustafa'yı çalyaka götürürler." (Peyami Safa)
  3. [mecaz] Büyük felaket
KERAMET

Kelime Kökeni: Arapça kerāmet

  1. [isim] Ermiş kimselerin gösterdiklerine inanılan, doğaüstü, şaşkınlık uyandırıcı davranış veya durum
    • "Babamın, mucize ve keramet kıssaları olarak bize anlattığı şeyler bu çeşit gülünç ve çocukça masallardı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Olağanüstü durum
VAHAMET

Kelime Kökeni: Arapça vaḫāmet

  1. [isim] Güçlük, korkulacak tehlikeli durum
    • "İşin aramızda mutlak bir ayrılıkla halledilmesi lazım gelecek derecede vahameti olmadığını anlıyorum." (Hüseyin Cahit Yalçın)
HUSUMET

Kelime Kökeni: Arapça ḫuṣūmet

  1. [isim] Hasım olma durumu
  2. Bakınız düşmanlık
HÜKUMET

Kelime Kökeni: Arapça ḥukūmet

  1. [isim] Bakınız bakanlar kurulu
    • "Hükûmet değişti."
  2. Bir ülkenin yönetim kuruluşları
    • "Kadınlar çil yavrusu gibi dağılmış, hükûmete haber vermişler, hükûmet gelmiş, ölüyü kaldırmışlar." (Halide Edip Adıvar)
  3. Devlet yönetimi; beylik
    • "Osmanlı hükûmeti zamanında."
  4. Bakınız hükûmet konağı
    • "Hükûmetin karşısındaki Türklerin merkez kumandanlık dairesine girince şapkasını çıkardı." (Ömer Seyfettin)
  5. [eskimiş] İdare etme
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü