Sonunda üst olan 5 kelime var. ÜST ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde üst olan kelimeler listesine ya da başında üst olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

9 Harfli Kelimeler

TENDÜRÜST

6 Harfli Kelimeler

ALTÜST, DÜRÜST

4 Harfli Kelimeler

BÜST

3 Harfli Kelimeler

ÜST

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Üst Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

S T Ü

3 Harfli Kelimeler

SÜT, ÜST

2 Harfli Kelimeler

SÜ, ÜS

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

TENDÜRÜST

Kelime Kökeni: Farsça ten + durust

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız dinç
    • "Er ve subay o kadar güzel giyinmiş, o kadar tendürüst idi ki parmağımız ağzımızda kaldı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
DÜRÜST

Kelime Kökeni: Farsça durust

  1. [sıfat] Sözünde ve davranışlarında doğruluktan ayrılmayan, doğru (kimse)
    • "Dürüst bir insan, inansa da inanmasa da mefhumları yerli yerinde kullanmak borcundadır." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. [mecaz] Kurallara uygun, yanlışsız olan
    • "İyi giyinmek her zaman dürüst bir zevk ifade etmez." (Halide Edip Adıvar)
ALTÜST

  1. [sıfat] Çok karışık ve dağınık
BÜST

Kelime Kökeni: Fransızca buste

  1. [isim] Vücudun, omuzlarla birlikte göğüsten yukarı bölümü
    • "Vücudundaki oransızlık nereden geliyor, büstü bacaklarından daha mı uzun?" (Attilâ İlhan)
  2. Heykelcilikte başı, göğsü, bazen de omuzları içine alan sanat ürünü
    • "İlçeye dönüp okulun önündeki Atatürk büstüne uzun uzun baktı sonra." (Adalet Ağaoğlu)
ÜST

  1. [isim] Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı; üzeri, fevk, alt karşıtı
    • "Köyün üst tarafında, saman, taş ve yangın arasında, üstü sazlarla örtülmüş bir kulübenin önünde ateş yanıyor." (Halide Edip Adıvar)
  2. Bir şeyin görülen yanı, yüzü
    • "Bu sefer taşın üstünden inip yere oturdu." (Memduh Şevket Esendal)
  3. Bir şeyin dış yüzü; üzeri
  4. Bakınız giysi
    • "O günden sonra kapıya diktiği bir bekçiye iş çıkışları işçilerin üstlerini arattı." (Lâtife Tekin)
  5. Birine göre yüksek aşamada olan kimse; mafevk
    • "Sonunda, üstlerinin de onayıyla bir sınav yapmaya karar verdi." (İhsan Oktay Anar)
  6. Vücudun beden bölümü
    • "Üstüne şal al, öyle git."
  7. Artan, geriye kalan bölüm
    • "Bir liranın üstü olarak uşağın getirdiği yetmiş beş kuruşu masanın üstünden kaldırmaz." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  8. [sıfat] Birkaç şeyden birbirine göre yukarıda olan
    • "Kadınların beni böyle göz hapsine almaları yüzünden üst düğmelerimi gevşetemiyordum." (Reşat Nuri Güntekin)
  9. [sıfat] Sınıflamalarda temel olarak alınan bir tipe göre ileri derecede olan
    • "Üst makam. Üst rütbedekiler."
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü