Sonunda öz olan 33 kelime var. ÖZ ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde öz olan kelimeler listesine ya da başında öz olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
MİTRALYÖZ
ALTINGÖZ, YALINGÖZ
AÇIKGÖZ, AYNAGÖZ, FLÖRTÖZ, KARAGÖZ, NEBÜLÖZ, PARAGÖZ, SARIGÖZ, TEPEGÖZ, VİRTÜÖZ
ARAZÖZ, CAMGÖZ, CİNGÖZ, DANSÖZ, FRİTÖZ, MAKYÖZ, ÖZBEÖZ, ŞANTÖZ, SUFLÖZ, VANDÖZ
AÇGÖZ, BATÖZ, KUVÖZ, LİZÖZ, MASÖZ
ÇÖZ, GÖZ, KÖZ, SÖZ, TÖZ
ÖZ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MİTRALYÖZ
-
Kelime Kökeni: Fransızca mitrailleuse
-
[isim, askerlik]
Hafif makineli tüfek
- "Onlardan iki fedai kilise kapısının karşısındaki harap evin penceresine mitralyözlerini kurdu."
-
[isim, askerlik]
Hafif makineli tüfek
- ALTINGÖZ
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Çift kanatlılardan, polen, nektar ve öz su ile beslenen, erişkinleri yaklaşık 12-20 mm olabilen, uzun antenli, gövdesi soluk yeşil, kanatları şeffaf, solgun gri, altın renkli gözleri parlak, çırpınarak uçan bir tür sinek (Chrysoperla carnea)
-
[isim, hayvan bilimi]
Çift kanatlılardan, polen, nektar ve öz su ile beslenen, erişkinleri yaklaşık 12-20 mm olabilen, uzun antenli, gövdesi soluk yeşil, kanatları şeffaf, solgun gri, altın renkli gözleri parlak, çırpınarak uçan bir tür sinek (Chrysoperla carnea)
- YALINGÖZ
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Bir tür kertenkele
-
[isim, hayvan bilimi]
Bir tür kertenkele
- NEBÜLÖZ
-
Kelime Kökeni: Fransızca nébuleuse
-
[isim, gök bilimi]
Bakınız bulutsu
- "Ulu, başına çok yüksek, kızgın bir nebülöz sanki."
-
[isim, gök bilimi]
Bakınız bulutsu
- TEPEGÖZ
-
-
[isim]
Derslerde, konferanslarda asetat üzerine yazılan yazıyı veya grafiği kuvvetli bir ışık kaynağı aracılığıyla perdeye yansıtan optik araç
-
[sıfat]
Dar alınlı, gözleri saçlarının bittiği yere çok yakın görünen (kimse)
-
[sıfat]
Dikkatsizce, sağa sola çarparak yürüyen (kimse)
-
[hayvan bilimi]
Medine kurdunun ara konakçısı, tepegözlerin örnek türü olan küçük kabuklu bir hayvan (Cyclops strenuus)
-
[isim]
Derslerde, konferanslarda asetat üzerine yazılan yazıyı veya grafiği kuvvetli bir ışık kaynağı aracılığıyla perdeye yansıtan optik araç
- PARAGÖZ
-
-
[sıfat, mecaz]
Parayı çok seven, paraya çok düşkün (kimse); para canlısı, paragözlü
- "Bundan dolayı bu paragöz adamın sırf körpeliğinden dolayı aldığı ufak tefek kızcağızı herkes görmek istiyordu."
-
[sıfat, mecaz]
Parayı çok seven, paraya çok düşkün (kimse); para canlısı, paragözlü
- VİRTÜÖZ
-
Kelime Kökeni: Fransızca virtuose
-
[isim, müzik]
Herhangi bir müzik aracını büyük ustalıkla çalabilen sanatçı
- "Ressam için müze görmek ne ise müzisyen için de virtüözlerinin plaklarını dinlemek o imiş."
-
Herhangi bir işte usta olan kimse
- "Tasavvuf oyunlarındaki hünerbazlığını seyretmekten bir virtüöze karşı duyulan hayranlıkla zevk alıyordu."
-
[isim, müzik]
Herhangi bir müzik aracını büyük ustalıkla çalabilen sanatçı
- KARAGÖZ
-
-
[isim]
Deve derisinden veya mukavvadan kesilip boyanmış insan biçimlerini beyaz bir perde üzerine arkadan ışık vererek yansıtma yoluyla oynatmaya dayalı bir gösteri oyunu
-
Bu oyunda halk görüşünü ve duyuşunu yansıtan kimse
-
[isim]
Deve derisinden veya mukavvadan kesilip boyanmış insan biçimlerini beyaz bir perde üzerine arkadan ışık vererek yansıtma yoluyla oynatmaya dayalı bir gösteri oyunu
- FLÖRTÖZ
-
Kelime Kökeni: Fransızca flirteuse
-
[isim]
Flört etmeye düşkün olan, flört etmeyi seven, çok flört eden
- "Türkiye’de flörtöz olmanın asılma benzeri bir anlam taşıdığının farkındayım ama aslında flörtöz olmak komplimanlar yaparak sempati kazanmakla sınırlıdır."
-
[isim]
Flört etmeye düşkün olan, flört etmeyi seven, çok flört eden
- AYNAGÖZ
-
-
[sıfat, mecaz]
Bakınız açıkgöz
- "Küçük oğul köşede bucakta pinekler, büyük oğul da aynagöz ortada dolaşırdı."
-
[sıfat, mecaz]
Bakınız açıkgöz
- SARIGÖZ
-
-
[isim, hayvan bilimi]
İzmaritgillerden, rengi altın sarısı olan, Atlantik Okyanusu'nda ve Akdeniz'de yaşayan bir balık (Sargus salvieri)
-
[isim, hayvan bilimi]
İzmaritgillerden, rengi altın sarısı olan, Atlantik Okyanusu'nda ve Akdeniz'de yaşayan bir balık (Sargus salvieri)
- AÇIKGÖZ
-
-
[sıfat, mecaz]
Uyanık davranarak çıkar sağlayan, imkânlardan kurnazca yararlanmayı bilen; aynagöz, cingöz, uyanık
- "Bu insanların alabildiğine açıkgöz ve çakır pençe olduklarını bir kere daha anlardık."
-
[sıfat, mecaz]
Uyanık davranarak çıkar sağlayan, imkânlardan kurnazca yararlanmayı bilen; aynagöz, cingöz, uyanık
- ÖZBEÖZ
-
-
[sıfat]
Gerçek ve öz olan
- "Salih Reis de Hamza'nın özbeöz amcasıdır."
-
[sıfat]
Gerçek ve öz olan
- CAMGÖZ
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Deniz kıyısına yakın yaşayan, yanlarında veya sırtında beyaz lekeleri bulunan, gözü parlak olan, eti yenebilen bir tür köpek balığı (Galeius canis)
- "Sardalyalar, camgözün üzerlerine geldiğini, artık kokusundan mı, denizi dalgalandırmasından mı, yoksa başka bir şeyden mi, her nedense hemen anlarlar."
-
[isim, hayvan bilimi]
Deniz kıyısına yakın yaşayan, yanlarında veya sırtında beyaz lekeleri bulunan, gözü parlak olan, eti yenebilen bir tür köpek balığı (Galeius canis)
- VANDÖZ
-
Kelime Kökeni: Fransızca vendeuse
-
[isim]
Bakınız satıcı
- "Beyoğlu ticarethaneleri içinde katar katar vandöz bulundurmak âdetini ilk tatbik eden adı geçendir."
-
[isim]
Bakınız satıcı
- DANSÖZ
-
Kelime Kökeni: Fransızca danseuse
-
[isim]
Dans etmeyi meslek edinmiş kadın
- "Dansözü bu tip masalara yollayan cıvık insanlar da var çevrede."
-
[isim]
Dans etmeyi meslek edinmiş kadın
- FRİTÖZ
-
Kelime Kökeni: Fransızca friteuse
-
[isim]
Yiyecekleri özellikle patatesi kızartmaya yarayan özel kap
-
[isim]
Yiyecekleri özellikle patatesi kızartmaya yarayan özel kap
- MAKYÖZ
-
Kelime Kökeni: Fransızca maquilleuse
-
[isim, sinema, televizyon]
İyi görüntü sağlamak, belli bir tip yaratmak veya yalnızca bazı düzeltmeler yapmak için oyuncunun yüzünde ve vücudunda yapılan boyama ve değişim yapan kadın
-
[isim, sinema, televizyon]
İyi görüntü sağlamak, belli bir tip yaratmak veya yalnızca bazı düzeltmeler yapmak için oyuncunun yüzünde ve vücudunda yapılan boyama ve değişim yapan kadın
- ŞANTÖZ
-
Kelime Kökeni: Fransızca chanteuse
-
[isim, müzik]
Kadın şarkıcı
- "Şantözün müşteriye içki göndermesi acayip bir işti."
-
[isim, müzik]
Kadın şarkıcı
- SUFLÖZ
-
Kelime Kökeni: Fransızca souffleuse
-
[isim, tiyatro]
Oyunculara, rollerinde unuttukları sözleri izleyicilere duyurmadan söyleyip hatırlatan kadın
-
[isim, tiyatro]
Oyunculara, rollerinde unuttukları sözleri izleyicilere duyurmadan söyleyip hatırlatan kadın