Sonunda öz olan 7 harfli 9 kelime var. ÖZ ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde öz olan kelimeler listesine ya da başında öz olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

AYNAGÖZ

  1. [sıfat, mecaz] Bakınız açıkgöz
    • "Küçük oğul köşede bucakta pinekler, büyük oğul da aynagöz ortada dolaşırdı." (Sermet Muhtar Alus)
AÇIKGÖZ

  1. [sıfat, mecaz] Uyanık davranarak çıkar sağlayan, imkânlardan kurnazca yararlanmayı bilen; aynagöz, cingöz, uyanık
    • "Bu insanların alabildiğine açıkgöz ve çakır pençe olduklarını bir kere daha anlardık." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
VİRTÜÖZ

Kelime Kökeni: Fransızca virtuose

  1. [isim, müzik] Herhangi bir müzik aracını büyük ustalıkla çalabilen sanatçı
    • "Ressam için müze görmek ne ise müzisyen için de virtüözlerinin plaklarını dinlemek o imiş." (Haldun Taner)
  2. Herhangi bir işte usta olan kimse
    • "Tasavvuf oyunlarındaki hünerbazlığını seyretmekten bir virtüöze karşı duyulan hayranlıkla zevk alıyordu." (Refik Halit Karay)
KARAGÖZ

  1. [isim] Deve derisinden veya mukavvadan kesilip boyanmış insan biçimlerini beyaz bir perde üzerine arkadan ışık vererek yansıtma yoluyla oynatmaya dayalı bir gösteri oyunu
  2. Bu oyunda halk görüşünü ve duyuşunu yansıtan kimse
SARIGÖZ

  1. [isim, hayvan bilimi] İzmaritgillerden, rengi altın sarısı olan, Atlantik Okyanusu'nda ve Akdeniz'de yaşayan bir balık (Sargus salvieri)
TEPEGÖZ

  1. [isim] Derslerde, konferanslarda asetat üzerine yazılan yazıyı veya grafiği kuvvetli bir ışık kaynağı aracılığıyla perdeye yansıtan optik araç
  2. [sıfat] Dar alınlı, gözleri saçlarının bittiği yere çok yakın görünen (kimse)
  3. [sıfat] Dikkatsizce, sağa sola çarparak yürüyen (kimse)
  4. [hayvan bilimi] Medine kurdunun ara konakçısı, tepegözlerin örnek türü olan küçük kabuklu bir hayvan (Cyclops strenuus)
FLÖRTÖZ

Kelime Kökeni: Fransızca flirteuse

  1. [isim] Flört etmeye düşkün olan, flört etmeyi seven, çok flört eden
    • "Türkiye’de flörtöz olmanın asılma benzeri bir anlam taşıdığının farkındayım ama aslında flörtöz olmak komplimanlar yaparak sempati kazanmakla sınırlıdır." (Kürşat Tuncel)
PARAGÖZ

  1. [sıfat, mecaz] Parayı çok seven, paraya çok düşkün (kimse); para canlısı, paragözlü
    • "Bundan dolayı bu paragöz adamın sırf körpeliğinden dolayı aldığı ufak tefek kızcağızı herkes görmek istiyordu." (Halide Edip Adıvar)
NEBÜLÖZ

Kelime Kökeni: Fransızca nébuleuse

  1. [isim, gök bilimi] Bakınız bulutsu
    • "Ulu, başına çok yüksek, kızgın bir nebülöz sanki." (Attilâ İlhan)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü