Başında çe olan 8 harfli 69 kelime var. Çe ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde çe olan kelimeler listesine ya da sonu çe ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında çe bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÇEVİRMEK
-
-
[-i]
Bir şeyin yönünü değiştirmek
- "Nefes nefese koşan anneme, başını çevirmeden cevap verdi." (Yusuf Ziya Ortaç)
-
Öteki yüzünü görünür duruma getirmek
- "Sermet defterinin yapraklarını çeviriyordu." (Ömer Seyfettin)
-
Döndürerek hareket ettirmek
- "Resimleri albüme yapıştırırken kocası da radyonun düğmesini çevirdi." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Yönetmek, idare etmek
- "Eteği belinde, bütün evi o çeviriyor." (Haldun Taner)
-
Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek
- "Arkadaşı bizi çevirip evine götürdü."
-
Geri göndermek
- "Kendisine yollanan parayı çevirmiş."
-
Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek
-
Çevrilemek, tevil etmek
- "Sözü işine geldiği gibi çevirdi."
-
[-den]
Çeviri yapmak
- "Romanlar, hikâyeler yazar; yahut Fransızcadan çevirirmiş." (Memduh Şevket Esendal)
-
[-i]
Bir yerin çevresini bir şeyle sarmak, kuşatmak
- "Bağı duvarla çevirmek."
-
[-i]
Bir durumdan başka duruma getirmek, dönüştürmek
- "Evlerini otele çevirdiler."
-
[-den]
Bir durumdan başka duruma geçmek
-
[nsz]
Kâğıt oyunu oynamak
-
[nsz]
Hile, dolap, dalavere vb. dürüst olmayan davranışlar ortaya koymak
- "Bendenize şikâyetlerin yapılmaması, iş çevirmek isteyenlerin muvaffak olamayacaklarını bilmeleri neticesidir." (Atatürk)
-
[-i]
Kötü bir duruma getirmek
- "Adamı maskaraya çevirmek."
-
[-i]
Bir şeyin yönünü değiştirmek
- ÇEKİLMEK
-
-
[nsz]
Çekme işi yapılmak
- "Ağlar çekiliyor dalyanlarda." (Orhan Veli Kanık)
-
[-e]
Kendini geriye veya bir yana çekmek
-
[-den]
Bir işten, bir görevden kendi isteğiyle ayrılmak, istifa etmek
- "Hiçbir zaman mebusluktan çekilmek niyetinde değilim." (Tarık Buğra)
-
Azalmak
-
Yok olmak
- "İneğin sütü çekildi."
-
[-e]
Bir yere geçmek
- "Bir köşeye çekilerek ben de bir çay getirttim." (Reşat Nuri Güntekin)
-
Bir yerden uzaklaşmak, bir yere uğramamak
- "Dükkân karmakarışık, mallar bayat, kibar müşteriler birer birer çekiliyor, ayak takımı her gün artıyor." (Halide Edip Adıvar)
-
Geri gitmek, ricat etmek
- "Türklerin çekilmesiyle beraber hain ve zehirli bir çekirge bulutu gibi oraya üşüşen Avrupalılar..." (Ömer Seyfettin)
-
[-den]
Katılmamak, vazgeçmek
- "Yarışmadan çekildi."
-
Katlanmak, üstlenmek, tahammül etmek
- "Çekilmez dert."
-
Tartılmak
-
[nsz]
Çekme işi yapılmak
- ÇETREFİL
-
-
[sıfat]
Karışıklığı dolayısıyla, anlaşılması veya sonuca bağlanması güç
- "Çetrefil siyasete aklım ermez." (Atilla İlhan)
-
Yapı ve ses kurallarına aykırı kullanılan (dil)
- "Onun çetrefil bir dili var."
-
Sarp, engelli ve engebeli (yer)
- "Bu engebeli, orasından burasından kayalıklı sel yataklarıyla kesilmiş çetrefil arazide, yönlerini bulmalarını kolaylaştıracak bir harita..." (Atilla İlhan)
-
[sıfat]
Karışıklığı dolayısıyla, anlaşılması veya sonuca bağlanması güç
- ÇELİKHAN
- ...
- ÇEVİRGEÇ
-
-
[isim]
Anahtar
-
[isim]
Anahtar
- ÇEREZLİK
-
-
[isim]
Çerez olabilecek şeyler
-
Çerez konulan kap
-
[isim]
Çerez olabilecek şeyler
- ÇEYİZSİZ
-
-
[sıfat]
Çeyizi olmayan
-
[sıfat]
Çeyizi olmayan
- ÇEMKİRME
-
-
[isim]
Çemkirmek işi
-
[isim]
Çemkirmek işi
- ÇEŞNİLİK
-
-
[isim]
Yemeğe çeşni vermek için katılan baharat vb
-
[isim]
Yemeğe çeşni vermek için katılan baharat vb
- ÇEVRELİK
-
-
[isim]
Marangozlukta, mimarlıkta ve dülgerlikte kullanılan bütün kenar parçaları
-
[isim]
Marangozlukta, mimarlıkta ve dülgerlikte kullanılan bütün kenar parçaları
- ÇENGİLİK
-
-
[isim]
Çenginin yaptığı iş
-
[isim]
Çenginin yaptığı iş
- ÇENİLEME
-
-
[isim]
Çenilemek işi
-
[isim]
Çenilemek işi
- ÇEKİKLİK
-
-
[isim]
Çekik olma durumu
-
[isim]
Çekik olma durumu
- ÇELTİKÇİ
-
-
[isim]
Çeltik yetiştiricisi
-
[isim]
Çeltik yetiştiricisi
- ÇEVRİNTİ
-
-
[isim]
Bir şeyin kendi ekseni çevresinde sürekli dönmesi
-
Çeşitli tahıl karışığı
-
[isim]
Bir şeyin kendi ekseni çevresinde sürekli dönmesi
- ÇEŞNİSİZ
-
-
[sıfat]
Çeşnisi olmayan
-
[sıfat]
Çeşnisi olmayan
- ÇEVİRİCİ
-
-
[isim]
Çevirmen
- "Bu kitabın çeviricisi Fransızcayı iyi bilir."
-
Anahtar
-
[isim]
Çevirmen
- ÇEVİRMEN
-
-
[isim]
Bir yazıyı veya konuşmayı bir dilden başka bir dile çeviren kimse, çevirici, dilmaç, tercüman, mütercim
- "Çevirmen güncel çalışmaları nedeniyle bu romandan sık sık uzaklaşmak durumunda kalıyordu." (Selim İleri)
-
[isim]
Bir yazıyı veya konuşmayı bir dilden başka bir dile çeviren kimse, çevirici, dilmaç, tercüman, mütercim
- ÇEMREMEK
-
-
[-i]
Kolunu veya paçalarını sıvamak, eteğini toplamak
-
[-i]
Kolunu veya paçalarını sıvamak, eteğini toplamak
- ÇELİKSİZ
-
-
[sıfat]
Çeliği olmayan
-
[sıfat]
Çeliği olmayan