Sonunda zen olan 23 kelime var. ZEN ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde zen olan kelimeler listesine ya da başında zen olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

10 Harfli Kelimeler

YERDEGEZEN

9 Harfli Kelimeler

ÇEKİDÜZEN, GİRİFTZEN

8 Harfli Kelimeler

KUDÜMZEN, MAHFUZEN, MÜMTAZEN, ZURNAZEN

7 Harfli Kelimeler

MECAZEN, SEMAZEN

6 Harfli Kelimeler

BENZEN, LAFZEN, MAHZEN, NAKZEN, NEYZEN

5 Harfli Kelimeler

BAZEN, BEZEN, DÜZEN, FÜZEN, HEZEN, KUZEN, PAZEN

4 Harfli Kelimeler

ÖZEN

3 Harfli Kelimeler

ZEN

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Zen Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E N Z

3 Harfli Kelimeler

ZEN

2 Harfli Kelimeler

EN, NE, ZE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

YERDEGEZEN

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız yılan
GİRİFTZEN

Kelime Kökeni: Farsça giriftzen

  1. [isim, eskimiş, müzik] Girift çalan kimse
ÇEKİDÜZEN

  1. [isim] Düzenli olma durumu
  2. Toplumca kabul gören ölçü
    • "Onun her yazdığı iyi olmayabilir, kendini bırakıp çekidüzen gözetmeden karmakarışık yazdığı da oluyor." (Nurullah Ataç)
ZURNAZEN

Kelime Kökeni: Farsça surnāyzen

  1. [isim, eskimiş] Bakınız zurnacı
    • "Bölüğün diğer efradına zurnacı veya zurnazen adı verilirdi." (Pars Tuğlacı)
MAHFUZEN

Kelime Kökeni: Arapça maḥfūẓen

  1. [zarf, eskimiş] Gözaltında olarak
    • "İstanbul'dan mahfuzen getirmişler."
KUDÜMZEN

Kelime Kökeni: Arapça ḳudūm + Farsça -zen

  1. [isim, eskimiş, müzik] Kudüm çalan
    • "Bu arada hoş bir rastlantıyla Mevlevi neyzen, kudümzen ve semazenlerle tanıştı; onları cenazeye çağırdı." (Elif Şafak)
MÜMTAZEN

  1. [zarf] Seçkin olarak
    • "Sicili tertemiz, hiçbir kararı geri çevrilmemiş, hep mümtazen terfi etmiş." (Tuna Ertem)
SEMAZEN

Kelime Kökeni: Arapça semāʿ + Farsça -zen

  1. [isim] Semada dönen derviş
    • "Bu arada hoş bir rastlantıyla Mevlevi neyzen, kudümzen ve semazenlerle tanıştı; onları cenazeye çağırdı." (Elif Şafak)
MECAZEN

Kelime Kökeni: Arapça mecāzen

  1. [zarf] Mecaz yoluyla, mecaz olarak
NEYZEN

Kelime Kökeni: Farsça neyzen

  1. [isim, müzik] Ney çalan kimse
    • "Neyzen hicaz bir taksime başladı, bu koca yeri dolduran yüzlerce insan birden tıs kesildi." (Osman Cemal Kaygılı)
BENZEN

Kelime Kökeni: Fransızca benzène

  1. [isim, kimya] Maden kömürü katranından çıkarılan C6H6 formülündeki hidrokarbonun bilimsel adı; benzin
MAHZEN

Kelime Kökeni: Arapça maḫzen

  1. [isim] Yapılarda yer altı deposu
    • "Gözleri karanlık bir mahzende yolunu şaşırmış gibi dalgın." (Nâzım Hikmet)
NAKZEN

Kelime Kökeni: Arapça naḳżen

  1. [zarf, eskimiş] Bozarak
    • "İşte artık teşrinievveli beklemek lazımdır. O vakte kadar temyizden nakzen gelir ise âlâ, gelmez ise af veya tecili bekleyeceğiz." (Sabahattin Ali)
LAFZEN

Kelime Kökeni: Arapça lafẓen

  1. [zarf, eskimiş] Sözün gelişine, söylenişine, yapısına göre, yazılı olmayarak
    • "Şantajcılıkla şarlatanlık arasında lafzen ve maddeten benzerlik var." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
DÜZEN

  1. [isim] Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum; nizam, sistem
    • "Bilhassa toprak ve silah meselelerinin bir düzene konmasını, hem de tezelden istediler." (Fikret Otyam)
  2. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanmış hâli; konsept
  3. Sıralanış biçimi; tertip, kombinasyon
    • "Evin en bozuk düzeninde bile hastalığa mahsus birtakım aletler vardır." (Reşat Nuri Güntekin)
  4. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi; rejim
  5. [mecaz] Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar; komplo
  6. [mecaz] Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan; dolap, fırıldak, kapan (I), kapanca (I), komplo, üçkâğıt
  7. [müzik] Bakınız akort
  8. [toplum bilimi] Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri
    • "Orta hâlli ailelerin kurduğu bu düzende herkesin bacası tüten, kapısı çalınan bir evi var." (Nezihe Meriç)
  9. [ağızlardan] Alet edevat takımı
  10. [ağızlardan] Bez dokuma tezgâhı
BEZEN

  1. [isim] Bakınız süs
HEZEN

  1. [isim] Ahşap ev, cami vb. yerlerde damların üzerine döşenen kalın ve büyük ağaç
    • "Kerpiçler örüldükten sonra üstlerine hezenler, hezenlerin üstüne de mertekler çakıldı." (Zekeriya Temizel)
  2. Kalın, uzun ve büyük ağaç
    • "Azgın dalgalar saman çöpü gibi dağıtır salın hezenlerini." (Azra Erhat)
KUZEN

Kelime Kökeni: Fransızca cousin

  1. [isim] Birine göre teyze, dayı, amca ve halanın erkek çocuğu
    • "Neler hayal etmiştik seninle lise yıllarımızda kuzen, hatırlıyor musun? Çifte düğün yapacaktık, yalnız bıraktın beni. En azından sağdıcım sen olacaktın..." (Ahmet Günbay Yıldız)
PAZEN

Kelime Kökeni: Fransızca basin

  1. [isim] Dokuması kalın, sık ve yumuşak, bir tür pamuklu bez
  2. [sıfat] Bu bezden yapılmış
BAZEN

Kelime Kökeni: Arapça baʿżen

  1. [zarf] Bakınız ara sıra
    • "Bazen bir kelimenin, bir ses tonunun sevdiğimiz bir insanı kırdığını görürüz." (Mehmet Kaplan)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü