Sonunda zen olan 23 kelime var. ZEN ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde zen olan kelimeler listesine ya da başında zen olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
YERDEGEZEN
ÇEKİDÜZEN, GİRİFTZEN
KUDÜMZEN, MAHFUZEN, MÜMTAZEN, ZURNAZEN
MECAZEN, SEMAZEN
BENZEN, LAFZEN, MAHZEN, NAKZEN, NEYZEN
BAZEN, BEZEN, DÜZEN, FÜZEN, HEZEN, KUZEN, PAZEN
ÖZEN
ZEN
Zen Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
ZEN
2 Harfli Kelimeler
EN, NE, ZE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- YERDEGEZEN
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız yılan
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız yılan
- GİRİFTZEN
-
Kelime Kökeni: Farsça giriftzen
-
[isim, eskimiş, müzik]
Girift çalan kimse
-
[isim, eskimiş, müzik]
Girift çalan kimse
- ÇEKİDÜZEN
-
-
[isim]
Düzenli olma durumu
-
Toplumca kabul gören ölçü
- "Onun her yazdığı iyi olmayabilir, kendini bırakıp çekidüzen gözetmeden karmakarışık yazdığı da oluyor."
-
[isim]
Düzenli olma durumu
- ZURNAZEN
-
Kelime Kökeni: Farsça surnāyzen
-
[isim, eskimiş]
Bakınız zurnacı
- "Bölüğün diğer efradına zurnacı veya zurnazen adı verilirdi."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız zurnacı
- MAHFUZEN
-
Kelime Kökeni: Arapça maḥfūẓen
-
[zarf, eskimiş]
Gözaltında olarak
- "İstanbul'dan mahfuzen getirmişler."
-
[zarf, eskimiş]
Gözaltında olarak
- KUDÜMZEN
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳudūm + Farsça -zen
-
[isim, eskimiş, müzik]
Kudüm çalan
- "Bu arada hoş bir rastlantıyla Mevlevi neyzen, kudümzen ve semazenlerle tanıştı; onları cenazeye çağırdı."
-
[isim, eskimiş, müzik]
Kudüm çalan
- MÜMTAZEN
-
-
[zarf]
Seçkin olarak
- "Sicili tertemiz, hiçbir kararı geri çevrilmemiş, hep mümtazen terfi etmiş."
-
[zarf]
Seçkin olarak
- SEMAZEN
-
Kelime Kökeni: Arapça semāʿ + Farsça -zen
-
[isim]
Semada dönen derviş
- "Bu arada hoş bir rastlantıyla Mevlevi neyzen, kudümzen ve semazenlerle tanıştı; onları cenazeye çağırdı."
-
[isim]
Semada dönen derviş
- MECAZEN
-
Kelime Kökeni: Arapça mecāzen
-
[zarf]
Mecaz yoluyla, mecaz olarak
-
[zarf]
Mecaz yoluyla, mecaz olarak
- NEYZEN
-
Kelime Kökeni: Farsça neyzen
-
[isim, müzik]
Ney çalan kimse
- "Neyzen hicaz bir taksime başladı, bu koca yeri dolduran yüzlerce insan birden tıs kesildi."
-
[isim, müzik]
Ney çalan kimse
- BENZEN
-
Kelime Kökeni: Fransızca benzène
-
[isim, kimya]
Maden kömürü katranından çıkarılan C6H6 formülündeki hidrokarbonun bilimsel adı; benzin
-
[isim, kimya]
Maden kömürü katranından çıkarılan C6H6 formülündeki hidrokarbonun bilimsel adı; benzin
- MAHZEN
-
Kelime Kökeni: Arapça maḫzen
-
[isim]
Yapılarda yer altı deposu
- "Gözleri karanlık bir mahzende yolunu şaşırmış gibi dalgın."
-
[isim]
Yapılarda yer altı deposu
- NAKZEN
-
Kelime Kökeni: Arapça naḳżen
-
[zarf, eskimiş]
Bozarak
- "İşte artık teşrinievveli beklemek lazımdır. O vakte kadar temyizden nakzen gelir ise âlâ, gelmez ise af veya tecili bekleyeceğiz."
-
[zarf, eskimiş]
Bozarak
- LAFZEN
-
Kelime Kökeni: Arapça lafẓen
-
[zarf, eskimiş]
Sözün gelişine, söylenişine, yapısına göre, yazılı olmayarak
- "Şantajcılıkla şarlatanlık arasında lafzen ve maddeten benzerlik var."
-
[zarf, eskimiş]
Sözün gelişine, söylenişine, yapısına göre, yazılı olmayarak
- DÜZEN
-
-
[isim]
Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum; nizam, sistem
- "Bilhassa toprak ve silah meselelerinin bir düzene konmasını, hem de tezelden istediler."
-
Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanmış hâli; konsept
-
Sıralanış biçimi; tertip, kombinasyon
- "Evin en bozuk düzeninde bile hastalığa mahsus birtakım aletler vardır."
-
Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi; rejim
-
[mecaz]
Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar; komplo
-
[mecaz]
Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan; dolap, fırıldak, kapan (I), kapanca (I), komplo, üçkâğıt
-
[müzik]
Bakınız akort
-
[toplum bilimi]
Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri
- "Orta hâlli ailelerin kurduğu bu düzende herkesin bacası tüten, kapısı çalınan bir evi var."
-
[ağızlardan]
Alet edevat takımı
-
[ağızlardan]
Bez dokuma tezgâhı
-
[isim]
Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum; nizam, sistem
- BEZEN
-
-
[isim]
Bakınız süs
-
[isim]
Bakınız süs
- HEZEN
-
-
[isim]
Ahşap ev, cami vb. yerlerde damların üzerine döşenen kalın ve büyük ağaç
- "Kerpiçler örüldükten sonra üstlerine hezenler, hezenlerin üstüne de mertekler çakıldı."
-
Kalın, uzun ve büyük ağaç
- "Azgın dalgalar saman çöpü gibi dağıtır salın hezenlerini."
-
[isim]
Ahşap ev, cami vb. yerlerde damların üzerine döşenen kalın ve büyük ağaç
- KUZEN
-
Kelime Kökeni: Fransızca cousin
-
[isim]
Birine göre teyze, dayı, amca ve halanın erkek çocuğu
- "Neler hayal etmiştik seninle lise yıllarımızda kuzen, hatırlıyor musun? Çifte düğün yapacaktık, yalnız bıraktın beni. En azından sağdıcım sen olacaktın..."
-
[isim]
Birine göre teyze, dayı, amca ve halanın erkek çocuğu
- PAZEN
-
Kelime Kökeni: Fransızca basin
-
[isim]
Dokuması kalın, sık ve yumuşak, bir tür pamuklu bez
-
[sıfat]
Bu bezden yapılmış
-
[isim]
Dokuması kalın, sık ve yumuşak, bir tür pamuklu bez
- BAZEN
-
Kelime Kökeni: Arapça baʿżen
-
[zarf]
Bakınız ara sıra
- "Bazen bir kelimenin, bir ses tonunun sevdiğimiz bir insanı kırdığını görürüz."
-
[zarf]
Bakınız ara sıra