Başında yakın olan 17 kelime var. Yakın ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde yakın olan kelimeler listesine ya da sonu yakın ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında yakın bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

14 Harfli Kelimeler

YAKINLAŞTIRMAK

13 Harfli Kelimeler

YAKINLAŞTIRMA

11 Harfli Kelimeler

YAKINLAŞMAK, YAKINSAKLIK

10 Harfli Kelimeler

YAKINLARDA, YAKINLAŞMA, YAKINSAMAK

9 Harfli Kelimeler

YAKINSAMA

8 Harfli Kelimeler

YAKINDAN, YAKINLIK, YAKINMAK, YAKINSAK

7 Harfli Kelimeler

YAKINDA, YAKINIŞ, YAKINMA, YAKINTI

5 Harfli Kelimeler

YAKIN


Kelime bulma makinesi

A I K N Y Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

5 Harfli Kelimeler

KAYIN, YAKIN, YANIK, YANKI

4 Harfli Kelimeler

AKIN, ANIK, AYIK, AYIN, AYNI, KANI, KAYI, KINA, KIYA, YAKI

3 Harfli Kelimeler

AKI, ANI, AYI, AYN, KAN, KAY, KIN, YAK, YAN

2 Harfli Kelimeler

AK, AN, AY, YA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

YAKINLAŞTIRMAK

  1. [-i] Yakın bir duruma getirmek, yaklaştırmak
  2. Aralarında sıkı ilgi veya duygusal bağ oluşmak
    • "Kadının hastalığı esnasındaki hizmetlerim bizi birbirimize yakınlaştırmıştı." (Reşat Nuri Güntekin)

YAKINLAŞTIRMA

  1. [isim] Yakınlaştırmak işi

YAKINSAKLIK

  1. [isim] Yakınsak olma durumu

YAKINLAŞMAK

  1. [nsz] Yakın bir duruma gelmek, yaklaşmak
    • "Yer çok aşağılarda kalmış, gök yakınlaşmış gibime gelirdi." (Necati Cumalı)
  2. [-e] Aralarındaki ilgi, sevgi daha güçlü bir duruma gelmek
    • "Doktor Hikmet'i, onlara büsbütün yakınlaşmaktan, onlarla dilediği gibi haşır neşir olmaktan menediyordu." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

YAKINSAMAK

  1. [-i] Bir şeyin yakın zamanda olacağını düşünmek, olmasını yakın görmek
  2. Değişken bir büyüklük durağan bir büyüklüğe, hiçbir zaman erişmemek şartıyla gittikçe yaklaşmak

YAKINLAŞMA

  1. [isim] Yakınlaşmak işi

YAKINLARDA

  1. [zarf] Yakın yerlerde, çevrede
    • "Yakınlarda lokanta var mı?"
  2. Son zamanlarda
    • "Bu yakınlarda onu hiç görmedim."

YAKINSAMA

  1. [isim] Yakınsamak işi
  2. Aradaki açıklık sonsuz küçülerek fakat kesişmeden bir noktaya, bir limite doğru yaklaşma

YAKINSAK

  1. [sıfat] Tek bir noktaya yöneltme niteliği taşıyan (mercek)

YAKINDAN

  1. [zarf] Yakın bir yerden, yakın olarak
    • "Yakından bakılırsa iyi görülür."
  2. Çok dikkatli, titiz bir biçimde
    • "Hükûmet gibi müttefik kuvvetlerin ajanları da olayları yakından gözetliyorlardı." (Tarık Buğra)

YAKINMAK

  1. [nsz] Kına, yakı vb.ni vücudun bir yerine sürmek, koymak
    • "Kına yakınmak."

YAKINLIK

  1. [isim] Yakın olma durumu
    • "Ayrı ayrı anlıyorum da aralarında ne yakınlık var, çıkaramadım." (Memduh Şevket Esendal)
    • "İkisi de birbirlerine yakınlık duyuyorlardı." (Refik Halit Karay)
    • "O, Türkiye'de üç yerden yakınlık gördü." (Yusuf Ziya Ortaç)
    • "Ben merhumla yakınlık kurmuş bahtiyarlardan değilim." (Burhan Felek)
  2. Duygusal bağ veya akrabalık ilişkisi

YAKINTI

  1. [isim] Yakılan bir şeyin kalıntıları
    • "Düşmanın yakıp yıktığı köylerin yakıntı ve yıkıntıları..." (Ruşen Eşref Ünaydın)
  2. Şikâyet

YAKINIŞ

  1. [isim] Yakınma işi veya biçimi

YAKINMA

  1. [isim] Yakınmak (I) işi

YAKINDA

  1. [zarf] Yakın bir yerde
    • "Yakında mı oturuyorsunuz?"
  2. Çok geçmeden
    • "Yakında görüşürüz."
  3. Son günlerde
    • "Yakında mı geldiniz?"

YAKIN

  1. [sıfat] Az bir ara ile ayrılmış olan (zaman veya yer), uzak karşıtı
  2. Küçük, önemsiz değişikliklerle birbirinden ayrılan
    • "Buna yakın bir söz söyledi."
  3. Aralarında sıkı ilgi bulunan
  4. Benzeyen, andıran, yaklaşan
    • "Beş dönüme yakın bahçesi bir ormanı andırırdı." (Ömer Seyfettin)
  5. Erişmesi, olması zaman bakımından yaklaşmış olan
    • "Elli yaşında adam, ellisine yakın kadın..." (Sait Faik Abasıyanık)
  6. [isim] Uzak olmayan yer
    • "Yakınımızda otururlar."
  7. [isim] Aralarında sıkı ilişki olan arkadaş, dost veya akraba
    • "Türkçe konuştuğu için bana kendi yakınlarımızdan biri hissini veren yaşlı garson yanımıza geldi." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü