İçinde yakın olan 25 kelime var. İçerisinde YAKIN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında yakın olan kelimeler listesine ya da sonu yakın ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
YAKINLAŞABİLMEK
YAKINLAŞABİLME, YAKINLAŞTIRMAK
YAKINLAŞTIRMA
YAKINABİLMEK
YAKINABİLME, YAKINLAŞMAK, YAKINSAKLIK
YAKINLAMAK, YAKINLARDA, YAKINLAŞMA, YAKINMASIZ, YAKINSAMAK
YAKINLAMA, YAKINSAMA
YAKINDAN, YAKINLIK, YAKINMAK, YAKINSAK, YAPYAKIN
YAKINDA, YAKINIŞ, YAKINMA, YAKINTI
YAKIN
Yakın Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
5 Harfli Kelimeler
KAYIN, YAKIN, YANIK, YANKI
4 Harfli Kelimeler
AKIN, ANIK, AYIK, AYIN, AYNI, KANI, KAYI, KINA, KIYA, YAKI
3 Harfli Kelimeler
AKI, ANI, AYI, AYN, KAN, KAY, KIN, YAK, YAN
2 Harfli Kelimeler
AK, AN, AY, YA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- YAKINLAŞABİLMEK
-
-
[-e, nesnesiz]
Yakınlaşma ihtimali veya imkânı bulunmak
-
[-e, nesnesiz]
Yakınlaşma ihtimali veya imkânı bulunmak
- YAKINLAŞABİLME
-
-
[isim]
Yakınlaşabilmek işi
-
[isim]
Yakınlaşabilmek işi
- YAKINLAŞTIRMAK
-
-
[-e, -i]
Yakın bir duruma getirmek, yaklaştırmak
-
[mecaz]
Aralarında sıkı ilgi veya duygusal bağ oluşturmak
- "Kadının hastalığı esnasındaki hizmetlerim bizi birbirimize yakınlaştırmıştı."
-
[-e, -i]
Yakın bir duruma getirmek, yaklaştırmak
- YAKINLAŞTIRMA
-
-
[isim]
Yakınlaştırmak işi
- "Oysa başka şartlar altında bizi birbirimize yakınlaştırması beklenen bu davranış benzerliği, sonunda yollarımızı kesinkes ayıracaktı."
-
[isim]
Yakınlaştırmak işi
- YAKINABİLMEK
-
-
[nesnesiz, -den]
Yakınma ihtimali veya imkânı bulunmak
-
[nesnesiz, -den]
Yakınma ihtimali veya imkânı bulunmak
- YAKINLAŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Yakın bir duruma gelmek; yaklaşmak, yakınlamak
- "Yer çok aşağılarda kalmış, gök yakınlaşmış gibime gelirdi."
-
[-e, mecaz]
Aralarındaki ilgi, sevgi daha güçlü bir duruma gelmek
- "Doktor Hikmet'i, onlara büsbütün yakınlaşmaktan, onlarla dilediği gibi haşır neşir olmaktan menediyordu."
-
[nesnesiz]
Yakın bir duruma gelmek; yaklaşmak, yakınlamak
- YAKINSAKLIK
-
-
[isim]
Yakınsak olma durumu
-
[isim]
Yakınsak olma durumu
- YAKINABİLME
-
-
[isim]
Yakınabilmek işi
-
[isim]
Yakınabilmek işi
- YAKINMASIZ
-
-
[zarf]
Yakınmadan
- "Tek başına, yakınmasız ayakta kalabilmiş tüm kişiler gibi örtük bir bilgelik geliştirmişti."
-
[zarf]
Yakınmadan
- YAKINLAŞMA
-
-
[isim]
Yakınlaşmak işi; yakınlama
- "Zenginliğe doğru kendimde bir yakınlaşma duyar, elmaslı, kürklü kadınlara sokulmak isterdim."
-
[isim]
Yakınlaşmak işi; yakınlama
- YAKINSAMAK
-
-
[-i]
Bir şeyin yakın zamanda olacağını düşünmek, olmasını yakın görmek
-
[-i]
Bir şeyin yakın zamanda olacağını düşünmek, olmasını yakın görmek
- YAKINLAMAK
-
-
[nesnesiz]
Bakınız yakınlaşmak
- "Bizden önce Siirt’e varacak yolcularla ve çerçilerle bizimkilere, gelmem yakınladı, diye haber yollamıştım."
-
Bakınız yaklaşmak
- "Akşam yakınlayınca bu tarafın aydınlık sularında köprünün kimsesiz çocukları yüzerler."
-
[nesnesiz]
Bakınız yakınlaşmak
- YAKINLARDA
-
-
[zarf]
Yakın yerlerde, çevrede
- "Yakınlarda lokanta var mı?"
-
Son zamanlarda
- "Yakınlarda bir kitabım çıkacak; Yaşar Yaşa Gör Temaşa koydum adını."
-
[zarf]
Yakın yerlerde, çevrede
- YAKINSAMA
-
-
[isim]
Yakınsamak işi
-
[matematik, fizik]
Aradaki açıklık sonsuz küçülerek fakat kesişmeden bir noktaya, bir sınıra doğru yaklaşma
-
[isim]
Yakınsamak işi
- YAKINLAMA
-
-
[isim]
Bakınız yakınlaşma
-
Bakınız yaklaşma
-
[isim]
Bakınız yakınlaşma
- YAKINDAN
-
-
[zarf]
Yakın bir yerden, yakın olarak
- "Ben Atatürk’ü yakından görmüş, sesini duymuş bir kuşaktanım."
-
[mecaz]
Çok dikkatli, titiz bir biçimde
- "Atatürk, bu girişimleri yakından izliyor ve onları belli bir çerçevede toparlamayı düşünüyordu."
-
[zarf]
Yakın bir yerden, yakın olarak
- YAKINSAK
-
-
[sıfat, fizik]
Tek bir noktaya doğru yönelen (ışın)
-
Işıkları aynı noktaya doğru yöneltme özelliği taşıyan (mercek vb.)
-
[matematik]
Değerleri birbirine gittikçe yaklaşarak bir noktaya doğru yönelen (fonksiyon veya nicelik)
-
[sıfat, fizik]
Tek bir noktaya doğru yönelen (ışın)
- YAPYAKIN
-
-
[zarf]
Çok yakın
- "Birimizin erişilmez uzaklarda gördüğünü öbürümüz yapyakın görüyor."
-
[zarf]
Çok yakın
- YAKINMAK
-
-
[nesnesiz]
Kına, yakı vb.ni vücudun bir yerine sürmek, koymak
- "Kına yakınmak."
-
[nesnesiz]
Kına, yakı vb.ni vücudun bir yerine sürmek, koymak
- YAKINLIK
-
-
[isim]
Yakın olma durumu; mukarenet
- "Ayrı ayrı anlıyorum da aralarında ne yakınlık var, çıkaramadım."
-
[mecaz]
Duygusal bağ veya akrabalık ilişkisi; ahbaplık, karabet, ünsiyet
-
[isim]
Yakın olma durumu; mukarenet