Sonunda un olan 5 harfli 47 kelime var. UN ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde un olan kelimeler listesine ya da başında un olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KAVUN
-
-
[isim, bitki bilimi]
Kabakgillerden, sürüngen gövdeli, iri meyveli bir bitki (Cucum)
-
Bu bitkinin genellikle güzel kokulu, sulu ve etli meyvesi
-
[isim, bitki bilimi]
Kabakgillerden, sürüngen gövdeli, iri meyveli bir bitki (Cucum)
- FÜSUN
-
Kelime Kökeni: Farsça fusūn
-
[isim, eskimiş]
Bakınız büyü
- "Bazen titrek sular üstüne garip bir füsunla dökülmüş ışıktan bir servinin serildiği görülürdü."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız büyü
- SOMUN
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
Yuvarlak, altı düz, üstü kabarık ekmek
- "Çocuk işe başlamadan Şaban amca bir çanak yoğurtla bir yarım somunu getiriyordu."
-
[isim]
Yuvarlak, altı düz, üstü kabarık ekmek
- ZEBUN
-
Kelime Kökeni: Farsça zebūn
-
[sıfat, eskimiş]
Güçsüz, zayıf, âciz olan
- "İnsan gözünden ziyade, bu kafese konmuş vahşi, yırtıcı hayvanların, içleri hırs, haşinlik ve ürkeklikle dolu, heybetli fakat zebun gözlerine benziyordu."
-
[sıfat, eskimiş]
Güçsüz, zayıf, âciz olan
- KOŞUN
-
Kelime Kökeni: Moğolca
-
[isim, ağızlardan]
Yan yana durmuş asker dizisi
-
Yan yana dizilmiş insanların oluşturduğu dizi
-
[isim, ağızlardan]
Yan yana durmuş asker dizisi
- TOSUN
-
-
[isim]
Danalıktan yeni çıkmış genç boğa
-
[mecaz]
Sağlıklı, tıknaz delikanlı
- "Yanında oturan nefer, tosun bir oğlan; ona dik dik bakıyor, kızıyor gibi görünüyor."
-
[isim]
Danalıktan yeni çıkmış genç boğa
- DERUN
-
Kelime Kökeni: Farsça derūn
-
[isim, eskimiş]
Bakınız iç
-
[isim, eskimiş]
Bakınız iç
- MASUN
-
Kelime Kökeni: Arapça maṣūn
-
[sıfat, eskimiş]
Korunan, korunmuş
- "Poyrazdan masun bir kulübe göreceksin."
-
Saklanmış
-
[sıfat, eskimiş]
Korunan, korunmuş
- BİRUN
-
Kelime Kökeni: Farsça bīrūn
-
[isim, tarih]
Osmanlı sarayında haremin ve enderunun dışında kalan bölüm
-
[isim, tarih]
Osmanlı sarayında haremin ve enderunun dışında kalan bölüm
- KURUN
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳurūn
-
[isim]
Bakınız çağ
-
[isim]
Bakınız çağ
- EFSUN
-
Kelime Kökeni: Farsça efsūn
-
[isim, eskimiş]
Bakınız büyü
- "Şayeste'nin reise büyü yaptığına ve adamı başka kadınlara karşı efsunla bağladığına kanaat getirmişti."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız büyü
- BOYUN
-
-
[isim, anatomi]
Gövdenin başla omuz arasında kalan bölgesi
- "Ellerini bu defa boynuna sıkıştırdığı beyaz peçeteye sildi."
-
Testi, şişe, güğüm gibi kaplarda dar olan üst kısım
-
[coğrafya]
İki yükselti arasındaki alçak yer
-
[isim, anatomi]
Gövdenin başla omuz arasında kalan bölgesi
- MADUN
-
Kelime Kökeni: Arapça mā + dūn
- UĞRUN
-
-
[zarf]
Bakınız gizlice
- "Sarayın cümle kapısına dayanacağına arkaya dolanıp uğrun kapıya yanaştı."
-
[zarf]
Bakınız gizlice
- KARUN
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳārūn
-
[isim]
Kur'an'da kendisinden çok zengin olarak söz edilen ve bütün mal varlığı bir anda yok olan kişi
- "Karun, zengin olunca fakirliğindeki iyi, güzel hasletleri kaybetti."
-
[isim]
Kur'an'da kendisinden çok zengin olarak söz edilen ve bütün mal varlığı bir anda yok olan kişi
- BURUN
-
-
[isim, anatomi]
Alınla üst dudak arasında bulunan, çıkıntılı, iki delikli koklama ve solunum organı; koku alma organı
- "Uzun, ince, hep burun kanatları titreyen burnu, bir tilki burnu gibi durmadan koku arar duygusunu uyandırıyordu insanda."
-
Bazı şeylerin ön ve sivri bölümü
- "Kadıköy vapurunun güvertesinde, paltoma bürünmüş, gidip ta burna oturmuştum."
-
[mecaz]
Büyüklük taslama
- "Burnundan yanına varılmıyor."
-
[coğrafya]
Deniz içine uzanmış ince ve uzun kara parçası
- "Güney kıyıları dantel gibi girintili çıkıntılı olduğu için kimi burnu aşarken denizden ayrılıyoruz."
-
[isim, anatomi]
Alınla üst dudak arasında bulunan, çıkıntılı, iki delikli koklama ve solunum organı; koku alma organı
- RAKUN
-
Kelime Kökeni: İngilizce racoon
-
[isim, hayvan bilimi]
Kuzey Amerika'da, ağaçlarda yaşayan, kafası tilkiye benzeyen, uzun kuyruğu alaca halkalı, kürklü hayvan (Procyon lotor)
-
[isim, hayvan bilimi]
Kuzey Amerika'da, ağaçlarda yaşayan, kafası tilkiye benzeyen, uzun kuyruğu alaca halkalı, kürklü hayvan (Procyon lotor)
- HATUN
-
- ZORUN
-
-
[isim]
Bakınız zorunluluk
- "Biz artık ilkel insan anlayışımızı değiştirmek zorununu duyuyoruz."
-
[isim]
Bakınız zorunluluk
- OLGUN
-
-
[sıfat]
Yenecek duruma gelmiş (meyve)
- "Oluğun altına bir sepet iri, olgun, renkli şeftali koymuşlar."
-
[mecaz]
Bilgi, görgü ve hoşgörüsü gereği kadar gelişmiş, ağırbaşlı (kimse); yetkin, kâmil, pişkin
- "Benim bütün cefama olgun adam gibi katlanmasını bilmişti."
-
Gelişmiş, kıvamını bulmuş
-
[mecaz]
Tamamlanmış, iyice işlenmiş (yazı, düşünce vb.); yetkin
-
[sıfat]
Yenecek duruma gelmiş (meyve)