Başında tu olan 5 harfli 43 kelime var. Tu ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde tu olan kelimeler listesine ya da sonu tu ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında tu bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Tu Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

T U

2 Harfli Kelimeler

TU, UT

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

TUZLA

  1. [isim] Kıyılarda, tava denilen havuzlara deniz veya göl suyu akıtıldıktan sonra kurutularak tuz çıkarılan yer; memleha
    • "Bize gelinceye kadar günde elli ton üretim yapan bu tuzlada biz bu rakamı iki yüz tona çıkardık." (Himmet Kayhan)
  2. [ağızlardan] Davarlara kırda tuz verilen düz, taşlık ve kayalık yerler
  3. [ağızlardan] Bakınız tuzlak
TUYUĞ

  1. [isim, edebiyat] Mâni biçiminde, aruzun "failatün failatün failün" kalıbıyla yazılmış, dört mısralı bir nazım türü
    • "Bir tambur dehşeti sazında / Hazırlar kaderini Kadı Burhanettin’in / Olsa da bir gün Sivas’a sultan / Fışkıracaktır kanı bir tuyuğ gibi" (Cemal Süreya)
TUĞRA

  1. [isim, tarih] Osmanlı padişahlarının imza yerine kullandıkları, özel bir biçimi olan sembolleşmiş işaret; tura
TUTKU

  1. [isim] İrade ve yargıları aşan güçlü bir coşku; ihtiras
    • "Her yeni şiir derinlerdeki içgüdülerin, tutkuların yeni biçimlerde verilişidir." (Behçet Necatigil)
  2. Güçlü istek ve eğilimin yöneldiği amaç
    • "Bilme tutkusuyla kıvranan bu topal, aradan aylar geçtiği hâlde teşrih atlasını tamamlayabilmiş değildi." (İhsan Oktay Anar)
  3. Aşırı düşkünlük
TUTYA

Kelime Kökeni: Arapça tūtiyā

  1. [isim, eskimiş, kimya] Bakınız çinko (I)
  2. Bakınız sürme (II)
  3. [bitki bilimi] Bakınız çuha çiçeği
TUMBA

Kelime Kökeni: İtalyanca tombo

  1. [isim, denizcilik] Altüst etme
  2. Altüst olma
  3. Çocuk dilinde, yatağa atlama
TUTUŞ

  1. [isim] Tutmak işi
TUTMA

  1. [isim] Tutmak işi
    • "Daha çatal ve bıçağı tutmasına eli yatmamıştı, ikide bir düşürürdü." (Refik Halit Karay)
  2. Bakınız destekleme
  3. Bakınız yanaşma
  4. [spor] Bazı takım oyunlarında ayakla veya vücutla karşı takım oyuncusunun hareketine engel olma; markaj
TUTUK

  1. [sıfat] Akıcı, rahat konuşamayan
    • "Önce benim sonra kardeşimin elini avuçlarının arasına alıp tutuk ama heyecansız bir sesle yakında yeniden evleneceğini söyledi." (Elif Şafak)
  2. Eski işlevini göremez duruma gelmiş
    • "Ne var ki banyo kapısının sürgüsü tutuk, kilidi de kırık olduğundan, kolu indirerek dışarı çıkmayı başarmıştı her seferinde." (Elif Şafak)
  3. Olması gereken gibi olmayan
    • "Millî takım bugünlerde tutuk."
  4. Tutulmuş
    • "Geçen gün beni dövdüler. Boynum, omuzlarım hâlâ tutuk." (Attilâ İlhan)
  5. Kısılmış, kesik
    • "Ağır ağır ve tahtalar arasında boğulan tutuk akislerle yükseliyordu." (Peyami Safa)
  6. [hukuk] Bakınız tutuklu
  7. Kapalı, tıkalı olan
  8. Sıkıntılı olan
    • "Bu tutuk hava içinde saat ona doğru Meclisin zili uzun uzun çaldı." (Ruşen Eşref Ünaydın)
  9. [mecaz] Durgun, çekingen, sıkılgan olan
    • "Bu babadan geçme derviş huyum, hoşgörüm yüzünden tutuk oluşumu anlamıyorlar." (Nezihe Meriç)
TUTUM

  1. [isim] Tutulan yol, tavır
  2. Bakınız davranış
  3. Para veya herhangi bir şeyi dikkatli kullanma, idareli tüketme; artırım, idare, iktisat, tasarruf, ekonomi
TUGAY

  1. [isim, askerlik] Alayla tümen arasındaki askerî birlik; liva
TUĞLU

  1. [sıfat] Tuğu olan
TULUP

  1. [isim, ağızlardan] Atılmış, eğrilmeye hazırlanmış, top biçiminde yün veya pamuk
TUĞLA

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Balçığın kalıplara dökülüp güneşte kurutulduktan sonra özel ocaklarda pişirilmesiyle yapılan ve duvar örmekte kullanılan yapı malzemesi
    • "Çocuklar taşları, kırılmamış briketleri, tuğlaları çarçabuk bir yana yığdılar." (Lâtife Tekin)
TUĞCU

  1. [isim, tarih] Osmanlı döneminde savaşlarda padişahın tuğlarını taşıyan kimse
TUŞBA

  1. [isim] Van iline bağlı ilçelerden biri
TUTAR

  1. [isim] Nicelik bakımından bir şeyin bütünü
  2. Para miktarı; meblağ
TULUK

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız tulum
    • "Kar tuluğundan çıkarılıp sıcak yapağıya sarıldığı zaman Adil Gazi biraz konuşabiliyordu." (Nezihe Araz)
TULUM

  1. [isim] Bazı yiyecek ve içecekler için koruyucu kap olarak kullanılan, önü yarılmadan bütün olarak yüzülmüş hayvan derisi; tuluk
  2. Gövdesi bu deriden yapılmış üflemeli çalgı
    • "Ben zatınıza tulum şişirmesini öğreteyim, siz de bana kemançeyi öğretin." (Osman Cemal Kaygılı)
  3. Bakınız tüp
  4. Göğüs ve pantolon bölümü bitişik giysi
    • "Kardeşimin sırtında kadife tulumu yerine askılı, eski, soluk, paçaları dizlerine kadar inen şortu var." (Adalet Ağaoğlu)
  5. [sıfat, mecaz] Şişman, tombul olan
    • "Bir şeyim yok doktor, bu yaşta annem gibi tulum olacak değilim ya!" (Halide Edip Adıvar)
TURFA

Kelime Kökeni: Arapça ṭurfe

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız nadir
  2. Değeri düşük, işe yaramaz
  3. [mecaz] Acayip, tuhaf olan
    • "Şehirli dediği bu turfa kalabalığı küçümsediğini her hâliyle belli ederdi." (Haldun Taner)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü