Başında tu olan 5 harfli 43 kelime var. Tu ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde tu olan kelimeler listesine ya da sonu tu ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında tu bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Tu Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
T U
2 Harfli Kelimeler
TU, UT
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TUZLA
-
-
[isim]
Kıyılarda, tava denilen havuzlara deniz veya göl suyu akıtıldıktan sonra kurutularak tuz çıkarılan yer; memleha
- "Bize gelinceye kadar günde elli ton üretim yapan bu tuzlada biz bu rakamı iki yüz tona çıkardık."
-
[ağızlardan]
Davarlara kırda tuz verilen düz, taşlık ve kayalık yerler
-
[ağızlardan]
Bakınız tuzlak
-
[isim]
Kıyılarda, tava denilen havuzlara deniz veya göl suyu akıtıldıktan sonra kurutularak tuz çıkarılan yer; memleha
- TUYUĞ
-
-
[isim, edebiyat]
Mâni biçiminde, aruzun "failatün failatün failün" kalıbıyla yazılmış, dört mısralı bir nazım türü
- "Bir tambur dehşeti sazında / Hazırlar kaderini Kadı Burhanettin’in / Olsa da bir gün Sivas’a sultan / Fışkıracaktır kanı bir tuyuğ gibi"
-
[isim, edebiyat]
Mâni biçiminde, aruzun "failatün failatün failün" kalıbıyla yazılmış, dört mısralı bir nazım türü
- TUĞRA
-
-
[isim, tarih]
Osmanlı padişahlarının imza yerine kullandıkları, özel bir biçimi olan sembolleşmiş işaret; tura
-
[isim, tarih]
Osmanlı padişahlarının imza yerine kullandıkları, özel bir biçimi olan sembolleşmiş işaret; tura
- TUTKU
-
-
[isim]
İrade ve yargıları aşan güçlü bir coşku; ihtiras
- "Her yeni şiir derinlerdeki içgüdülerin, tutkuların yeni biçimlerde verilişidir."
-
Güçlü istek ve eğilimin yöneldiği amaç
- "Bilme tutkusuyla kıvranan bu topal, aradan aylar geçtiği hâlde teşrih atlasını tamamlayabilmiş değildi."
-
Aşırı düşkünlük
-
[isim]
İrade ve yargıları aşan güçlü bir coşku; ihtiras
- TUTYA
-
Kelime Kökeni: Arapça tūtiyā
-
[isim, eskimiş, kimya]
Bakınız çinko (I)
-
Bakınız sürme (II)
-
[bitki bilimi]
Bakınız çuha çiçeği
-
[isim, eskimiş, kimya]
Bakınız çinko (I)
- TUMBA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca tombo
-
[isim, denizcilik]
Altüst etme
-
Altüst olma
-
Çocuk dilinde, yatağa atlama
-
[isim, denizcilik]
Altüst etme
- TUTUŞ
-
-
[isim]
Tutmak işi
-
[isim]
Tutmak işi
- TUTMA
-
-
[isim]
Tutmak işi
- "Daha çatal ve bıçağı tutmasına eli yatmamıştı, ikide bir düşürürdü."
-
Bakınız destekleme
-
Bakınız yanaşma
-
[spor]
Bazı takım oyunlarında ayakla veya vücutla karşı takım oyuncusunun hareketine engel olma; markaj
-
[isim]
Tutmak işi
- TUTUK
-
-
[sıfat]
Akıcı, rahat konuşamayan
- "Önce benim sonra kardeşimin elini avuçlarının arasına alıp tutuk ama heyecansız bir sesle yakında yeniden evleneceğini söyledi."
-
Eski işlevini göremez duruma gelmiş
- "Ne var ki banyo kapısının sürgüsü tutuk, kilidi de kırık olduğundan, kolu indirerek dışarı çıkmayı başarmıştı her seferinde."
-
Olması gereken gibi olmayan
- "Millî takım bugünlerde tutuk."
-
Tutulmuş
- "Geçen gün beni dövdüler. Boynum, omuzlarım hâlâ tutuk."
-
Kısılmış, kesik
- "Ağır ağır ve tahtalar arasında boğulan tutuk akislerle yükseliyordu."
-
[hukuk]
Bakınız tutuklu
-
Kapalı, tıkalı olan
-
Sıkıntılı olan
- "Bu tutuk hava içinde saat ona doğru Meclisin zili uzun uzun çaldı."
-
[mecaz]
Durgun, çekingen, sıkılgan olan
- "Bu babadan geçme derviş huyum, hoşgörüm yüzünden tutuk oluşumu anlamıyorlar."
-
[sıfat]
Akıcı, rahat konuşamayan
- TUTUM
-
-
[isim]
Tutulan yol, tavır
-
Bakınız davranış
-
Para veya herhangi bir şeyi dikkatli kullanma, idareli tüketme; artırım, idare, iktisat, tasarruf, ekonomi
-
[isim]
Tutulan yol, tavır
- TUGAY
-
-
[isim, askerlik]
Alayla tümen arasındaki askerî birlik; liva
-
[isim, askerlik]
Alayla tümen arasındaki askerî birlik; liva
- TUĞLU
-
-
[sıfat]
Tuğu olan
-
[sıfat]
Tuğu olan
- TULUP
-
-
[isim, ağızlardan]
Atılmış, eğrilmeye hazırlanmış, top biçiminde yün veya pamuk
-
[isim, ağızlardan]
Atılmış, eğrilmeye hazırlanmış, top biçiminde yün veya pamuk
- TUĞLA
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
Balçığın kalıplara dökülüp güneşte kurutulduktan sonra özel ocaklarda pişirilmesiyle yapılan ve duvar örmekte kullanılan yapı malzemesi
- "Çocuklar taşları, kırılmamış briketleri, tuğlaları çarçabuk bir yana yığdılar."
-
[isim]
Balçığın kalıplara dökülüp güneşte kurutulduktan sonra özel ocaklarda pişirilmesiyle yapılan ve duvar örmekte kullanılan yapı malzemesi
- TUĞCU
-
-
[isim, tarih]
Osmanlı döneminde savaşlarda padişahın tuğlarını taşıyan kimse
-
[isim, tarih]
Osmanlı döneminde savaşlarda padişahın tuğlarını taşıyan kimse
- TUŞBA
-
-
[isim]
Van iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Van iline bağlı ilçelerden biri
- TUTAR
-
-
[isim]
Nicelik bakımından bir şeyin bütünü
-
Para miktarı; meblağ
-
[isim]
Nicelik bakımından bir şeyin bütünü
- TULUK
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız tulum
- "Kar tuluğundan çıkarılıp sıcak yapağıya sarıldığı zaman Adil Gazi biraz konuşabiliyordu."
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız tulum
- TULUM
-
-
[isim]
Bazı yiyecek ve içecekler için koruyucu kap olarak kullanılan, önü yarılmadan bütün olarak yüzülmüş hayvan derisi; tuluk
-
Gövdesi bu deriden yapılmış üflemeli çalgı
- "Ben zatınıza tulum şişirmesini öğreteyim, siz de bana kemançeyi öğretin."
-
Bakınız tüp
-
Göğüs ve pantolon bölümü bitişik giysi
- "Kardeşimin sırtında kadife tulumu yerine askılı, eski, soluk, paçaları dizlerine kadar inen şortu var."
-
[sıfat, mecaz]
Şişman, tombul olan
- "Bir şeyim yok doktor, bu yaşta annem gibi tulum olacak değilim ya!"
-
[isim]
Bazı yiyecek ve içecekler için koruyucu kap olarak kullanılan, önü yarılmadan bütün olarak yüzülmüş hayvan derisi; tuluk
- TURFA
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭurfe
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız nadir
-
Değeri düşük, işe yaramaz
-
[mecaz]
Acayip, tuhaf olan
- "Şehirli dediği bu turfa kalabalığı küçümsediğini her hâliyle belli ederdi."
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız nadir