Başında taze olan 11 kelime var. Taze ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde taze olan kelimeler listesine ya da sonu taze ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında taze bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

10 Harfli Kelimeler

TAZELENMEK, TAZELEŞMEK, TAZELETMEK

9 Harfli Kelimeler

TAZELEMEK, TAZELENME, TAZELEŞME, TAZELETME

8 Harfli Kelimeler

TAZELEME

7 Harfli Kelimeler

TAZELİK

6 Harfli Kelimeler

TAZECE

4 Harfli Kelimeler

TAZE


Kelime bulma makinesi

A E T Z Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

4 Harfli Kelimeler

TAZE

3 Harfli Kelimeler

ATE, EZA, TEZ, ZAT

2 Harfli Kelimeler

AT, AZ, ET, TA, TE, ZE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

TAZELETMEK

  1. [-i] Taze duruma getirmek

TAZELEŞMEK

  1. [nsz] Taze bir durum almak, canlanmak, gençleşmek

TAZELENMEK

  1. [nsz] Tazeleme işi yapılmak
  2. Taze duruma gelmek, tazelik kazanmak
    • "O gün gelsin, neşemiz tazelensin de gör / Dünyayı hele sen bir barış olsun da gör." (Melih Cevdet Anday)

TAZELENME

  1. [isim] Tazelenmek işi

TAZELEŞME

  1. [isim] Tazeleşmek işi

TAZELETME

  1. [isim] Tazeletmek işi

TAZELEMEK

  1. [-i] Yenisiyle veya tazesiyle değiştirmek
    • "Barmenle yardımcısı boşalan kadehleri tazeliyorlardı." (Çetin Altan)
  2. Bazı yiyecekleri, bayatlamışken kaynatıp taze duruma getirmek
  3. [nsz] Bir işi bir daha yapmak, tekrarlamak
    • "Hoca bir kere daha tazeleyince harıl harıl yazmaya koyuldu." (Haldun Taner)
  4. [nsz] Bozulduğu düşünülen bir bağ veya inancı yeniden oluşturmak
    • "İmam Efendi abdest tazeleyecekmiş dediler." (Memduh Şevket Esendal)
  5. [nsz] Unutulmuş bir duygu veya bir düşünceyi yeniden canlandırmak
    • "Rica ederim, bu bahisleri açıp da dert tazeleme!" (Refik Halit Karay)

TAZELEME

  1. [isim] Tazelemek işi

TAZELİK

  1. [isim] Taze olma durumu, körpelik, taravet
  2. Dinç, diri, canlı olma durumu
    • "Eskiden söz açılınca yorgun belleğinden şaşılacak kadar tazelikle geçmişe döner, anılarını eksiksiz anlatmaya dalardı." (Necati Cumalı)

TAZECE

  1. [sıfat] Tazeye yakın, taze gibi

TAZE

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [sıfat] Bozulmamış, bayatlamamış olan
    • "Beyaz peyniri, ekmeğin taze kabuğuna sarıp ağzıma sokuyorum." (Yusuf Ziya Ortaç)
    • "Çamur, taze ot görmüş eşek gibi pis pis sırıtmış bunun üzerine." (Haldun Taner)
  2. Dinç, yıpranmamış, yorulmamış
    • "Yüzü taze, taravetli ve güzeldi." (Memduh Şevket Esendal)
  3. Kuru olmayan, körpe, kuru karşıtı
    • "Ağaçların taze yaprakları akşamın serinliğini emiyormuş gibi duruyordu." (Memduh Şevket Esendal)
  4. Yeni, zamanı geçmemiş
    • "Orada okuduğum en taze havadis yirmi beş, otuz günlüktü." (Halikarnas Balıkçısı)
  5. [isim] Genç kadın
    • "Şu köşede çocuğuyla beraber bir taze oturuyor." (Ömer Seyfettin)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü