Başında perde olan 17 kelime var. Perde ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde perde olan kelimeler listesine ya da sonu perde ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında perde bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
PERDELEYEBİLMEK
PERDELEYEBİLME
PERDEDARLIK, PERDELENMEK, PERDELEYİCİ, PERDESİZLİK
PERDECİLİK, PERDELEMEK, PERDELENİŞ, PERDELENME
PERDELEME
PERDEDAR, PERDELİK, PERDESİZ
PERDECİ, PERDELİ
PERDE
Perde Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
5 Harfli Kelimeler
PEDER, PERDE
4 Harfli Kelimeler
DERE, EDEP, EDER, EPER
3 Harfli Kelimeler
EDE, EPE, PED, PER
2 Harfli Kelimeler
DE, ER, PE, RE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- PERDELEYEBİLMEK
-
-
[-i]
Perdeleme ihtimali veya imkânı bulunmak
-
[-i]
Perdeleme ihtimali veya imkânı bulunmak
- PERDELEYEBİLME
-
-
[isim]
Perdeleyebilmek işi
-
[isim]
Perdeleyebilmek işi
- PERDEDARLIK
-
-
[isim]
Bakınız perdecilik
-
[isim]
Bakınız perdecilik
- PERDELEYİCİ
-
-
[isim, spor]
Basketbolda rakibin önüne geçerek top almasını engelleyen oyuncu
-
[isim, spor]
Basketbolda rakibin önüne geçerek top almasını engelleyen oyuncu
- PERDESİZLİK
-
-
[isim]
Perdesi olmama durumu
-
[mecaz]
Utanmazlık, hayâsızlık
-
[isim]
Perdesi olmama durumu
- PERDELENMEK
-
-
[nesnesiz]
Perdeleme işine konu olmak
- "Gene o perdelenmiş gözlerinden kudurtucu bir manasızlık fışkırıyor."
-
[nesnesiz]
Perdeleme işine konu olmak
- PERDELENİŞ
-
-
[isim]
Perdelenmek işi
-
[isim]
Perdelenmek işi
- PERDELENME
-
-
[isim]
Perdelenmek işi
-
[isim]
Perdelenmek işi
- PERDELEMEK
-
-
[-i]
Bir şeyin önüne perde çekmek, perde ile örtmek
-
[mecaz]
Bir durumun, bir olayın anlaşılmasına engel olmak, gizlemek
- "Dalgınlık ve unutkanlığı, tembellik ve kafasızlığını perdelemek için kullanma bayağılığına düşmez."
-
[spor]
Basketbolda rakibin önüne geçerek top almasını engellemek
-
[-i]
Bir şeyin önüne perde çekmek, perde ile örtmek
- PERDECİLİK
-
-
[isim]
Perdecinin işi; perdedarlık
-
[isim]
Perdecinin işi; perdedarlık
- PERDELEME
-
-
[isim]
Perdelemek işi
- "Kör duman yamaçlara kadar inmiş, etekteki bahçelerin kavak ağaçlarını da perdelemeye başlamıştı."
-
[isim]
Perdelemek işi
- PERDELİK
-
-
[sıfat]
Perde yapmaya elverişli (kumaş)
-
Perdeden oluşan
- "Birisi dedi ki bu iki perdelik bir oyun imiş, bitince ötekini oynayacaklarmış."
-
[sıfat]
Perde yapmaya elverişli (kumaş)
- PERDEDAR
-
Kelime Kökeni: Farsça perdedār
-
[isim, tarih]
Bakınız perdeci
-
[isim, tarih]
Bakınız perdeci
- PERDESİZ
-
-
[sıfat]
Perdesi olmayan
-
[mecaz]
Utanmaz, hayâsız
-
[sıfat]
Perdesi olmayan
- PERDECİ
-
-
[isim]
Perde satan veya diken kimse
-
Sahne perdelerini açıp kapamakla görevli kimse
- "Perdeci, çapaklı gözlerini kirli yumruklarıyla ovuşturarak cevap verdi."
-
[tarih]
Osmanlılarda yüksek makamlı kimselerin kapılarında bekleyen ve girmeye izni olanları içeri alan görevli; perdedar
-
[isim]
Perde satan veya diken kimse
- PERDELİ
-
-
[sıfat]
Perdesi olan veya perde ile örtülü bulunan
- "Loş çadırın kat kat perdeli kapısını kaldırdı."
-
[ağızlardan]
Bakınız duvaklı
-
[müzik]
Perde sağlamak için parmaklarla basılacak yerleri olan (çalgı)
- "Fagot, perdeli bir çalgıdır."
-
[mecaz]
Utanma duygusu olan; namuslu
-
[mecaz]
Gerçeği göremeyen
-
[sıfat]
Perdesi olan veya perde ile örtülü bulunan
- PERDE
-
Kelime Kökeni: Farsça perde
-
[isim]
Görüşü, ışığı engellemek, bir şeyi gizlemek için pencereye veya bir açıklığın önüne gerilen örtü; gerelti, gergi, hicap
- "Durmadan pencere kapatıyor, perde çekiyorum."
-
Üzerine bir cismin görüntüsü yansıtılan saydam olmayan yüzey
- "Sinema perdesi. Karagöz perdesi."
-
İki yeri birbirinden ayıran bölme
-
Seste pes perde
- "Sonra da ince ve çok acıklı bir perdeden şarkı söylemeye başladı."
-
[mecaz]
Doğruyu görmeye engel olan şey
- "Bu sözü duyunca gözlerimdeki perde kalkıverdi."
-
[hayvan bilimi]
Kaz, ördek, martı gibi hayvanların parmaklarını birbirine bitiştiren zar
-
[müzik]
Bir müzik parçasını oluşturan seslerden her birinin kalınlık veya incelik derecesi
-
[müzik]
Bu ses derecelerini sağlamak için çalgılarda bulunup parmaklarla basılan yer
-
[tıp]
Bakınız katarakt
- "Gözlerine perde inmiş."
-
[tiyatro]
Bir sahne eserinin büyük bölümlerinin her biri
- "Oyunun üç perdesi de böyle alkışlar içinde geçti."
-
[isim]
Görüşü, ışığı engellemek, bir şeyi gizlemek için pencereye veya bir açıklığın önüne gerilen örtü; gerelti, gergi, hicap