Başında perde olan 17 kelime var. Perde ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde perde olan kelimeler listesine ya da sonu perde ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında perde bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

15 Harfli Kelimeler

PERDELEYEBİLMEK

14 Harfli Kelimeler

PERDELEYEBİLME

11 Harfli Kelimeler

PERDEDARLIK, PERDELENMEK, PERDELEYİCİ, PERDESİZLİK

10 Harfli Kelimeler

PERDECİLİK, PERDELEMEK, PERDELENİŞ, PERDELENME

9 Harfli Kelimeler

PERDELEME

8 Harfli Kelimeler

PERDEDAR, PERDELİK, PERDESİZ

7 Harfli Kelimeler

PERDECİ, PERDELİ

5 Harfli Kelimeler

PERDE

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Perde Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

D E E P R

5 Harfli Kelimeler

PEDER, PERDE

4 Harfli Kelimeler

DERE, EDEP, EDER, EPER

3 Harfli Kelimeler

EDE, EPE, PED, PER

2 Harfli Kelimeler

DE, ER, PE, RE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

PERDELEYEBİLMEK

  1. [-i] Perdeleme ihtimali veya imkânı bulunmak
PERDELEYEBİLME

  1. [isim] Perdeleyebilmek işi
PERDEDARLIK

  1. [isim] Bakınız perdecilik
PERDELEYİCİ

  1. [isim, spor] Basketbolda rakibin önüne geçerek top almasını engelleyen oyuncu
PERDESİZLİK

  1. [isim] Perdesi olmama durumu
  2. [mecaz] Utanmazlık, hayâsızlık
PERDELENMEK

  1. [nesnesiz] Perdeleme işine konu olmak
    • "Gene o perdelenmiş gözlerinden kudurtucu bir manasızlık fışkırıyor." (Peyami Safa)
PERDELENİŞ

  1. [isim] Perdelenmek işi
PERDELENME

  1. [isim] Perdelenmek işi
PERDELEMEK

  1. [-i] Bir şeyin önüne perde çekmek, perde ile örtmek
  2. [mecaz] Bir durumun, bir olayın anlaşılmasına engel olmak, gizlemek
    • "Dalgınlık ve unutkanlığı, tembellik ve kafasızlığını perdelemek için kullanma bayağılığına düşmez." (Aydın Boysan)
  3. [spor] Basketbolda rakibin önüne geçerek top almasını engellemek
PERDECİLİK

  1. [isim] Perdecinin işi; perdedarlık
PERDELEME

  1. [isim] Perdelemek işi
    • "Kör duman yamaçlara kadar inmiş, etekteki bahçelerin kavak ağaçlarını da perdelemeye başlamıştı." (Tarık Buğra)
PERDELİK

  1. [sıfat] Perde yapmaya elverişli (kumaş)
  2. Perdeden oluşan
    • "Birisi dedi ki bu iki perdelik bir oyun imiş, bitince ötekini oynayacaklarmış." (Memduh Şevket Esendal)
PERDEDAR

Kelime Kökeni: Farsça perdedār

  1. [isim, tarih] Bakınız perdeci
PERDESİZ

  1. [sıfat] Perdesi olmayan
  2. [mecaz] Utanmaz, hayâsız
PERDECİ

  1. [isim] Perde satan veya diken kimse
  2. Sahne perdelerini açıp kapamakla görevli kimse
    • "Perdeci, çapaklı gözlerini kirli yumruklarıyla ovuşturarak cevap verdi." (Peyami Safa)
  3. [tarih] Osmanlılarda yüksek makamlı kimselerin kapılarında bekleyen ve girmeye izni olanları içeri alan görevli; perdedar
PERDELİ

  1. [sıfat] Perdesi olan veya perde ile örtülü bulunan
    • "Loş çadırın kat kat perdeli kapısını kaldırdı." (Nâzım Hikmet)
  2. [ağızlardan] Bakınız duvaklı
  3. [müzik] Perde sağlamak için parmaklarla basılacak yerleri olan (çalgı)
    • "Fagot, perdeli bir çalgıdır."
  4. [mecaz] Utanma duygusu olan; namuslu
  5. [mecaz] Gerçeği göremeyen
PERDE

Kelime Kökeni: Farsça perde

  1. [isim] Görüşü, ışığı engellemek, bir şeyi gizlemek için pencereye veya bir açıklığın önüne gerilen örtü; gerelti, gergi, hicap
    • "Durmadan pencere kapatıyor, perde çekiyorum." (Adalet Ağaoğlu)
  2. Üzerine bir cismin görüntüsü yansıtılan saydam olmayan yüzey
    • "Sinema perdesi. Karagöz perdesi."
  3. İki yeri birbirinden ayıran bölme
  4. Seste pes perde
    • "Sonra da ince ve çok acıklı bir perdeden şarkı söylemeye başladı." (Ahmet Midhat Efendi)
  5. [mecaz] Doğruyu görmeye engel olan şey
    • "Bu sözü duyunca gözlerimdeki perde kalkıverdi."
  6. [hayvan bilimi] Kaz, ördek, martı gibi hayvanların parmaklarını birbirine bitiştiren zar
  7. [müzik] Bir müzik parçasını oluşturan seslerden her birinin kalınlık veya incelik derecesi
  8. [müzik] Bu ses derecelerini sağlamak için çalgılarda bulunup parmaklarla basılan yer
  9. [tıp] Bakınız katarakt
    • "Gözlerine perde inmiş."
  10. [tiyatro] Bir sahne eserinin büyük bölümlerinin her biri
    • "Oyunun üç perdesi de böyle alkışlar içinde geçti." (Memduh Şevket Esendal)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü