Sonunda nmek olan 9 harfli 86 kelime var. NMEK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde nmek olan kelimeler listesine ya da başında nmek olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Nmek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E K M N

3 Harfli Kelimeler

KEM, MEN, NEM

2 Harfli Kelimeler

EK, EM, EN, KE, ME, NE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

EFELENMEK

  1. [nesnesiz] Diklenmek, kafa tutmak
DEMLENMEK

  1. [nesnesiz] Demleme işi yapılmak
    • "Semaverde demlenmiş çayın zevki başkadır." (Refik Halit Karay)
  2. [teklifsiz konuşmada] İçki içmek
    • "Haftada bir iki gün toplu olarak gittikleri bir meyhanede demleniyordu." (Tarık Buğra)
GEMLENMEK

  1. [nesnesiz] Gemleme işi yapılmak veya gemleme işine konu olmak
KÖKLENMEK

  1. [nesnesiz] Bitkide kök oluşmak, bitki kök salmak, kök tutmak
  2. Kökünden sökülmek
    • "Sonradan orada çok güzel portakal ağacı yetiştiği anlaşılınca meşe ağaçları köklenerek onların yerine portakal ağaçları dikildi." (Halikarnas Balıkçısı)
  3. [mecaz] Köklü, temelli bir biçimde yerleşmek
    • "Türklük ülküsünün biraz daha köklendiğini, büyüdüğünü, yeşerdiğini duyarız." (Orhan Seyfi Orhon)
SİFTİNMEK

  1. [nesnesiz, ağızlardan] Oyalanmak, vakit geçirmek
  2. Bir yere sürtünerek kaşınmak
    • "Mahallede duvar kenarlarında siftinip pinekleyen uyuz, kör, topal köpeklerden başka kimse yoktur." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
EĞİLİNMEK

  1. [nesnesiz] Eğilme işi yapılmak
    • "Bir yazarın alışkanlıkları ve eylem biçimi üstüne nadiren eğilinir ve ona sanatının sırlarını sormak bir anlamda fazla meraklılık olur." (Yaşar Kemal)
ÇİMLENMEK

  1. [nesnesiz] Tohum çim hâline gelmek
    • "Böyle böyle günler, geceler geçmiş. Tohumlar çimlenmiş, filizler büyümüş." (Güneş Çiğdem)
  2. Çimle kaplanmak
    • "Binanın etrafındaki saha çimlenmiş, yeşil bir kadife hâlini almıştı." (Uygur Kocabaşoğlu)
  3. Üzerinde çim bitmek
    • "Evin giriş basamak çevreleri pek ayak değmediği için çimlenmişti." (Faruk Şahin)
  4. Patates, soğan vb. ürünlerin üzerinde filiz oluşmak
    • "Kaymaz nahiyesindeki Biçer istasyonunda yüzlerce ton mahsulün filizlenmek, çimlenmek üzere olduğunu, etrafa saçılıp dağıldığını…" (Murat Metinsoy)
  5. [-den, mecaz] Yiyeceklerden azar azar alıp yemek
    • "Tuzlu bademler, fıstıklar, fındıklar, kızarmış sucuklar, küçük börekler, tarama gibi şeylerden çimleniyorum." (Burhan Felek)
  6. Yeni bir oluşum, düşünce biçimi doğmak
    • "Gönlünde bir başka cihan çimlenmişti, orada dünya malı yeşermezdi." (Mustafa Necati Sepetçioğlu)
  7. [-den, teklifsiz konuşmada] Kendinin olmayan şeylerden biraz yarar sağlamak
    • "Bu büyük eserler kiminse onların adını yazmak yeter; üst tarafı ancak bu şöhretlerden çimlenmek isteyen şeref düşkünlerinin tenezzül edecekleri alçalmadır." (Muhsin Ertuğrul)
HİSLENMEK

  1. [nesnesiz] Bakınız duygulanmak
KESKENMEK

  1. [nesnesiz, ağızlardan] El ile veya başka bir şeyle vuracak gibi yapmak
KÜFLENMEK

  1. [nesnesiz] Küf oluşmak, küflü duruma gelmek, küf bağlamak
    • "Zincirler küflendi, çürüdü, kırıldı." (Ömer Seyfettin)
  2. [mecaz] Zamanı geçmek
    • "Seniha, kendisinin de bu kirli aydınlığın altında bu eşya ile beraber küflendiğini hissetti." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  3. [mecaz] Çalışma fırsatı bulamayarak özelliklerini veya yeteneğini yitirmek
    • "Sahte banknotlar küflenmiş tekerlekler gibidir." (Reşat Nuri Güntekin)
YÜKSÜNMEK

  1. [-den] Bir işi kendine yük saymak, yük olarak kabul etmek, bir iş karşısında isteksiz davranmak; ağırsamak
    • "Sait Faik'i Sait Faik yapan, bütün o yüksündüğü özellikleri idi. Aylaklığı idi, başıboşluğu idi." (Haldun Taner)
YÖNLENMEK

  1. [-e] Bakınız yönelmek
GÜÇSÜNMEK

  1. [nesnesiz, ağızlardan] Bir şeyin yapılması zor gelmek
EŞELENMEK

  1. [nesnesiz] Eşeleme işi yapılmak
    • "Dünyanın sorunları eşelendikçe altından yeni sorunlar çıkıyor." (Salâh Birsel)
  2. Bulunduğu yeri kendi kendine eşelemek
    • "İleride, ilkbahar keyfi içinde, dört ayağı havada eşelenen boz merkebi görüyor musunuz?" (Necip Fazıl Kısakürek)
GİZLENMEK

  1. [-e] Kendi kendini gizlemek; saklanmak
  2. [-den] Gizlenilmek, gizli tutulmak
    • "Bu iş ondan gizlendi."
YELTENMEK

  1. [-e] Yapamayacağı bir işe girişmek, özenmek, heves etmek, meyletmek
    • "Bu cehaletinizi bilmeden muharrirliğe yelteniyorsunuz." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
SÜTLENMEK

  1. [nesnesiz] Sütü gelmek, sütü çoğalmak, sütlü duruma gelmek
DEPRENMEK

  1. [nesnesiz, ağızlardan] Kımıldamak, hareket etmek, sarsılmak
    • "Demek istiyordu ki Yavuz durmadan deprenen toprak gibiydi." (Safiye Erol)
ÇİZGİNMEK

  1. [nesnesiz] Bir şeyin etrafında dönüp durmak
    • "Onun da, karanlıklar içinde birdenbire parlayan şimşeğe benzer güzellikleri olabilir; ancak o güzellik sürmez, dayanmaz, dört yanında çizginen boşluk içinde çabucak eriyip kayboluverir." (Nurullah Ataç)
  2. Tereddüt etmek
FİŞLENMEK

  1. [nesnesiz] Fişleme işi yapılmak
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü