İçinde bağış olan 31 kelime var. İçerisinde BAĞIŞ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında bağış olan kelimeler listesine ya da sonu bağış ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
BAĞIŞLANABİLMEK, BAĞIŞLATABİLMEK, BAĞIŞLAYABİLMEK, BAĞIŞLAYIVERMEK
BAĞIŞLANABİLME, BAĞIŞLATABİLME, BAĞIŞLAYABİLME, BAĞIŞLAYICILIK, BAĞIŞLAYIVERME
BAĞIŞLATILMAK
BAĞIŞIKLAMAK, BAĞIŞLAMAMAK, BAĞIŞLAMASIZ, BAĞIŞLATILMA
BAĞIŞIKLAMA, BAĞIŞLAMALI, BAĞIŞLANMAK, BAĞIŞLATMAK, BAĞIŞLAYICI
BAĞIŞÇILIK, BAĞIŞIKLIK, BAĞIŞLAMAK, BAĞIŞLANIŞ, BAĞIŞLANMA, BAĞIŞLATIŞ, BAĞIŞLATMA, BAĞIŞLAYIŞ
BAĞIŞLAMA
BAĞIŞÇI, BAĞIŞIK
BAĞIŞ
Bağış Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
5 Harfli Kelimeler
BAĞIŞ
4 Harfli Kelimeler
AĞIŞ, BAĞI
3 Harfli Kelimeler
AĞI, AŞI, BAĞ, BAŞ
2 Harfli Kelimeler
AB, AĞ, AŞ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BAĞIŞLANABİLMEK
-
-
[nesnesiz]
Bağışlanma ihtimali veya imkânı bulunmak; affedilebilmek, affolunabilmek
- "Ailelerin bu yöndeki bilgisizliği bir dereceye kadar bağışlanabilir çünkü birçokları yetiştirilmemişlerdir."
-
[nesnesiz]
Bağışlanma ihtimali veya imkânı bulunmak; affedilebilmek, affolunabilmek
- BAĞIŞLAYABİLMEK
-
-
[-e, -i]
Bağışlama ihtimali veya imkânı bulunmak; affedebilmek
- "Yaptığın hareket doğru değildi ama ben gene de seni hoş görebilir hatta bağışlayabilirim."
-
Bir mal veya hakkı karşılık beklemeden birine verme ihtimali veya imkânı bulunmak; bahşedebilmek
- "Fütüvvet ehli, malı, bağışlayabilecek değerde bile bulmaz. Alçakgönüllülük bu ahlak öğretisinde iyilik derecesinin ilkidir."
-
[-e, -i]
Bağışlama ihtimali veya imkânı bulunmak; affedebilmek
- BAĞIŞLATABİLMEK
-
-
[-i]
Bağışlatma ihtimali veya imkânı bulunmak; affettirebilmek
-
Bir mal veya hakkı karşılık beklemeden birine verdirme ihtimali veya imkânı bulunmak
-
[-i]
Bağışlatma ihtimali veya imkânı bulunmak; affettirebilmek
- BAĞIŞLAYIVERMEK
-
-
[-e, -i]
Çabucak bağışlamak; affedivermek
- "Belki de bunları düşününce, o gün bağışlayıvermiş… Ve sanki hiç böyle bir şey olmamış gibi kimseye sözünü bile etmemiş."
-
[-e, -i]
Çabucak bağışlamak; affedivermek
- BAĞIŞLATABİLME
-
-
[isim]
Bağışlatabilmek işi; affettirebilme
-
[isim]
Bağışlatabilmek işi; affettirebilme
- BAĞIŞLAYICILIK
-
-
[isim]
Bağışlayıcı olma durumu
-
[isim]
Bağışlayıcı olma durumu
- BAĞIŞLANABİLME
-
-
[isim]
Bağışlanabilmek işi; affedilebilme, affolunabilme
- "Organları, sağlam organların bağışlanabilmesi için onu yaşam destek ünitesine bağlayacaklar."
-
[isim]
Bağışlanabilmek işi; affedilebilme, affolunabilme
- BAĞIŞLAYABİLME
-
-
[isim]
Bağışlayabilmek işi; affedebilme, bahşedebilme
- "Birçok değerli koleksiyonun, sahipleri öldükten sonra dağıldığı günümüzde Gülersoy yaşarken en değerli mal varlığını bağışlayabilme erdemini göstererek yine topluma örnek olmuştur."
-
[isim]
Bağışlayabilmek işi; affedebilme, bahşedebilme
- BAĞIŞLAYIVERME
-
-
[isim]
Bağışlayıvermek işi; affediverme
-
[isim]
Bağışlayıvermek işi; affediverme
- BAĞIŞLATILMAK
-
-
[nesnesiz]
Bağışlatma işine konu olmak
-
[nesnesiz]
Bağışlatma işine konu olmak
- BAĞIŞLATILMA
-
-
[isim]
Bağışlatılmak işi
-
[isim]
Bağışlatılmak işi
- BAĞIŞLAMAMAK
-
-
karşısındakinin yanlışından, kusurundan doğacak fırsatları kaçırmamak, acımadan değerlendirmek
-
karşısındakinin yanlışından, kusurundan doğacak fırsatları kaçırmamak, acımadan değerlendirmek
- BAĞIŞLAMASIZ
-
-
[sıfat]
Bağışlaması olmayan
- "İlk flörtünün onu yüzüstü bırakarak başka bir kızla çıktığı zamanlardandı yüzündeki bağışlamasız hüzün."
-
[sıfat]
Bağışlaması olmayan
- BAĞIŞIKLAMAK
-
-
[-i]
Bağışık duruma getirmek
-
[-i]
Bağışık duruma getirmek
- BAĞIŞIKLAMA
-
-
[isim, tıp]
Bağışıklamak işi
- "Bağışıklama, aşılar dışında bir de bağışık serumlar kullanılarak yapılır."
-
[isim, tıp]
Bağışıklamak işi
- BAĞIŞLATMAK
-
-
[-i]
Bağışlama işini yaptırmak; affettirmek
- "Bir gün Abdullah'la karşılaşsak, kendimi bağışlatsam ne sevinirim kim bilir?"
-
Bir mal veya hakkın karşılık beklemeden birine verilmesini sağlamak; bahşettirmek
-
[-i]
Bağışlama işini yaptırmak; affettirmek
- BAĞIŞLAYICI
-
-
[sıfat]
Bağışlayan, kusurları ve suçları affeden; affedici
-
[sıfat]
Bağışlayan, kusurları ve suçları affeden; affedici
- BAĞIŞLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Bağışlama işine konu olmak, affa uğramak; affedilmek, affolmak, affolunmak, bahşedilmek
- "O mektuptan bağışlandıklarını da öğrenince bir otobüse atlayıp köye döndüler."
-
Bir mal veya hak karşılık beklemeden birine verilmek; bahşedilmek
-
[nesnesiz]
Bağışlama işine konu olmak, affa uğramak; affedilmek, affolmak, affolunmak, bahşedilmek
- BAĞIŞLAMALI
-
-
[sıfat]
Bağışlaması olan
-
[sıfat]
Bağışlaması olan
- BAĞIŞLATIŞ
-
-
[isim]
Bağışlatmak işi; affettiriş
-
[isim]
Bağışlatmak işi; affettiriş