Sonunda nmek olan 8 harfli 74 kelime var. NMEK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde nmek olan kelimeler listesine ya da başında nmek olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Nmek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E K M N

3 Harfli Kelimeler

KEM, MEN, NEM

2 Harfli Kelimeler

EK, EM, EN, KE, ME, NE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

EKLENMEK

  1. [nesnesiz] Ekleme işi yapılmak
    • "Anlatılanlara her fabrikada yeni pimler takılır, başka başka hikâyeler eklenirdi." (Lâtife Tekin)
  2. Ekle tamamlanmak
GEÇİNMEK

  1. [nesnesiz] Yaşamak için gerekeni sağlamak
    • "Avla geçinen bir kabile, bu gıdaları tesadüfe borçlu olduğuna inanabilir." (Cemil Meriç)
  2. [-le] Uzlaşmak, anlaşmak
    • "Aman çocuklar, birbirinizle iyi geçinin."
  3. [mecaz] Bakınız taslamak
    • "Şiir güç ya, şair olmak, şair geçinmek o kadar değil." (Nurullah Ataç)
  4. [-den, mecaz] Kendi gereksinimlerini başkalarından sağlamak
    • "Hamza hem fabrikada çalışır hem de müdürün yaşlıca karısından geçinir." (Mehmet Narlı)
BEZENMEK

  1. [nesnesiz] Bakınız süslenmek
    • "Yüzlerce sene vakıflarla bezenecek olan İstanbul'da fetihten sonra, millî mimar, yeni bir merhaleye girmişti." (Yahya Kemal Beyatlı)
DEĞİNMEK

  1. [-e] Bir konuyu ele alarak ondan kısaca söz etmek; dokunmak (I), temas etmek
    • "Gündüz yüzme havuzunda açmadığı bir konuya değinmek gereksinmesi duyuyordu." (Necati Cumalı)
SEVİNMEK

  1. [nesnesiz] Sevinç duymak
    • "Babama, bana bir yazı makinesi aldığı için ne kadar sevindiğimi bile gösteremedim." (Adalet Ağaoğlu)
EĞLENMEK

  1. [nesnesiz] Neşeli, hoşça vakit geçirmek
    • "Masadakiler eğlenirlerken vali dalgınlaşmıştı, pek dinlemiyordu konuşulanları." (Ayşe Kulin)
  2. [-le] Bir kimsenin herhangi bir kusuru veya zayıf noktası ile alay etmek
    • "Yalnız bunları sordu ve inan ki benimle eğlendi." (Memduh Şevket Esendal)
  3. Bir yerde durmak, beklemek; tevakkuf etmek
    • "Yemen'e gönderilirken Beyrut'ta bir hafta eğlenmiş hem şehri görmüş hem de Cebel köylerinde gezintiler yapmıştı." (Refik Halit Karay)
  4. Bakınız oyalanmak
ÖNLENMEK

  1. [nesnesiz] Önleme işi yapılmak
    • "Yangın önlendi. Salgın önlendi."
BÜKÜNMEK

  1. [nesnesiz] Bakınız bükülmek
  2. Ağrıdan, sancıdan kıvranmak
DÖKÜNMEK

  1. [nesnesiz] Kendi üstüne dökmek
    • "Ben kışın kar yağarken bile kova kova soğuk su dökünürüm." (Refik Halit Karay)
BÖLÜNMEK

  1. [nesnesiz] Belirli bölümlere, parçalara ayrılmak
    • "Saçları biraz evvel taranmış gibi intizamlı, ortasından ikiye bölünmüş." (Peyami Safa)
TEPİNMEK

  1. [nesnesiz] Ayaklarını hızla yere veya bir şeye üst üste vurmak
    • "Tekmelediler, üzerime çıkıp tepindiler." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Öfke ve sevincini açığa vuracak davranışlarda bulunmak
    • "Sabaha kadar tepindiler. Bayram ediyorlar." (Necip Fazıl Kısakürek)
  3. Gürültü etmek
  4. [mecaz] Bir şeye karşı koymak
    • "Tepiniyor, tokatlayacağını, tekme ile dışarı atacağını söylüyordu." (Ömer Seyfettin)
ÜFLENMEK

  1. [nesnesiz] Üfleme işi yapılmak
    • "Çakır gözleri üflenmiş bir alev gibi parlıyordu." (Ömer Seyfettin)
ETLENMEK

  1. [nesnesiz] Şişmanlamak, semirmek
    • "Kısarak boylu, kara kuru Nadir Hanım'ın yerinde şimdi şişman denilecek kadar etlenmiş bir hanım var." (Memduh Şevket Esendal)
ÖZLENMEK

  1. [nesnesiz] Özleme işine konu olmak
    • "Ben özlenerek hatırlananlardan bahsediyorum." (Peyami Safa)
DENENMEK

  1. [nesnesiz] Deneme işine konu olmak
BÜRÜNMEK

  1. [-e] Bürüme işine konu olmak
    • "Annem, babaannem, halalarım çarşaflarına bürünmüşlerdi." (Orhan Kemal)
  2. [mecaz] Herhangi bir görünüşe, kimliğe girmek
    • "Asırlar boyunca asıl yazılacak en büyük vaka Türk hayatının büründüğü şekiller ve gösterdiği tecelliler değil miydi?" (Abdülhak Şinasi Hisar)
BİLENMEK

  1. [nesnesiz] Bileme işine konu olmak, keskin duruma getirilmek; bileğilenmek, bileylenmek
  2. [mecaz] Bir işe yoğun bir biçimde hazırlanmak
  3. [mecaz] Hırslanmak, aşırı derecede istemek
    • "İkisi de doyasıya tatlı bir gece geçirmek için bilenmiş gibiydiler." (Bedri Rahmi Eyüboğlu)
  4. [mecaz] Hırslanmak, aşırı derecede istemek
BİLİNMEK

  1. [nesnesiz] Bilme işine konu olmak, anlaşılmak, öğrenilmek
    • "Bir haftadır civarda dolaştığı biliniyor, yakalanamıyordu." (Sait Faik Abasıyanık)
ŞİŞİNMEK

  1. [nesnesiz] Başkalarına yüksekten bakar gibi bir tavır takınmak, böbürlendiğini davranışlarıyla belli etmek
    • "O da bu övgülerle beğenilerin önünde şişindikçe şişiniyordu." (Çetin Altan)
  2. Surat asmak, dargın durmak
  3. [hayvan bilimi] Bazı böcekler, saldırıya uğradıklarında bütün uzantı ve eklentilerini, düşmanını korkutup ürkütecek biçimde yayarak genişletmek
DİDİNMEK

  1. [nesnesiz] Çok güçlük çekerek sürekli çalışmak
    • "Size de tiyatronuza da biraz yararlı olabilmek için didiniyorum, parçalanıyorum." (Tarık Buğra)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü