Sonunda nmek olan 6 harfli 9 kelime var. NMEK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde nmek olan kelimeler listesine ya da başında nmek olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Nmek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
E K M N
3 Harfli Kelimeler
KEM, MEN, NEM
2 Harfli Kelimeler
EK, EM, EN, KE, ME, NE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- TÜNMEK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Hava kararıp gece olmak
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Hava kararıp gece olmak
- DİNMEK
-
-
[nesnesiz]
Sona ermek, bitmek, durmak
- "Gözyaşlarım dindi, ferahladım, eski hayatıma kavuştum."
-
Kar ve yağmurun yağması, rüzgârın esmesi kesilmek veya durmak
- "Dinmiş lodosların uğultusu içinde / İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı"
-
[mecaz]
Yara iyileşmek
- "Biraz sevinmek için bekledim dinsin yaram / Anladım, bana gülmek değil yaşamak haram"
-
[nesnesiz]
Sona ermek, bitmek, durmak
- SÜNMEK
-
-
[nesnesiz]
Esnekliğini yitirerek gevşemek
- "Bu kumaş kolay kolay sünmez."
-
Kopmadan uzamak, gerilmek
-
[nesnesiz]
Esnekliğini yitirerek gevşemek
- DÖNMEK
-
-
[nesnesiz]
Kendi ekseni üzerinde veya başka bir şeyin dolayında hareket etmek
- "İçeride anahtarın acı bir gıcırtıyla döndüğünü duydum."
-
[-e, -den]
Geri gelmek, geri gitmek
- "Ertesi gün aynı yoldan Bodrum'a döndük."
-
[-e]
Yönünü belli bir tarafa doğru çevirmek
- "Babam birdenbire bana döndü."
-
[-i]
Bir tarafa sapmak
- "Gülümseyerek bir köşeyi döndü."
-
[-e]
Bir şeyi andıracak duruma girmek, benzemek
- "Dikmen yolları, mabede adak için gidenlerin yollarına dönmüştü."
-
Sınıfta kalmak
- "Çocuk çalışmazsa bu yıl döner."
-
[-e]
Durumdan duruma geçmek, değişmek, olduğundan daha değişik bir durum almak
- "Erkekler tekaüt olunca çocuğa dönüyorlar."
-
[-de]
Belirli bir yerde dolaşmak
-
[-de]
Kendini bir yandan bir yana çevirmek
- "Yatağında sabaha kadar dönüp durdu."
-
Yönetilmek, düzene konulmak, çekip çevrilmek
-
[-e]
Söz konusu etmek, hatırlamak
- "Biz yine onun gençliğine, lise öğretmeni olduğu zamana dönelim."
-
[-e]
Bırakılan bir konu veya işe başlamak
-
[mecaz]
Hileyle, gizlice yapılmak
- "Burada bir şeyler oluyor, bir şeyler dönüyor ama anlayamıyorum."
-
[din bilimi]
İnanç, din veya düşüncesini değiştirmek
- "Annesinin İtalyan Yahudisiyken döndüğünü söylemişti."
-
[nesnesiz]
Kendi ekseni üzerinde veya başka bir şeyin dolayında hareket etmek
- SİNMEK
-
-
[-e, nesnesiz]
Kendini göstermemek için büzülerek saklanmak; pısmak, pusmak
-
Korku, yılgınlık vb. sebeplerle konuşmamak, hareket etmemek veya tepki göstermemek
- "Artık Emine'nin takdirine, maskaralıklarına mukabele etmiyor, bir köşeye siniyor, düşünüyordu."
-
[-e]
Bir şeyin içine hiç çıkmayacak veya güç çıkacak biçimde işlemek, nüfuz etmek
-
Huy, alışkanlık vb. iyice yerleşmek
- "Doktorun bütün ömrüne sinecek bir çirkin dedikodu başlayacak."
-
[-e, nesnesiz]
Kendini göstermemek için büzülerek saklanmak; pısmak, pusmak
- YENMEK
-
-
[-i]
Savaş veya yarışmada üstünlük sağlamak, üstün gelmek; utmak (I)
- "Kahramanlar daima yenmek veya düşmanlarını yendikten sonra da yine yenecek düşman bulmak isterler."
-
[mecaz]
Bakınız durdurmak
- "Öfkemi yenmek için Ömer ile konuşuyorum, ona kaplan avı hikâyeleri anlatıyorum."
-
[-i]
Savaş veya yarışmada üstünlük sağlamak, üstün gelmek; utmak (I)
- BİNMEK
-
-
[-e]
Yüksek bir şeyin veya bir hayvanın üstüne çıkıp ayaklarını sallandırarak oturmak
- "Belki de atlara binerek dolaşırız."
-
Bir yere gitmek için tren, vapur, uçak, otomobil vb. bir taşıtta yer almak; atlamak
- "Vapurlara, trenlere ihtiyarları itip çocukları ezip biniyoruz."
-
Bisiklet, motosiklet, binek hayvanı kullanmak
-
Bir şey sıkışarak yanındakinin üstüne çıkmak, üst üste gelmek
- "Damar damara binmiş."
-
[-e, nesnesiz]
Fiyatı artmak
- "Pamuklulara yüzde on bindi."
-
Bir şeyin üzerine ilave edilmek
- "Annemin dul maaşından ayrılmış bütçeme bir de posta masrafı binmişti her hafta."
-
[-e]
Yüksek bir şeyin veya bir hayvanın üstüne çıkıp ayaklarını sallandırarak oturmak
- DENMEK
-
-
[nesnesiz]
Ad verilmek
- "Kadının köylü kılığına girmiş bir şehir kızı denecek kadar nazlı çehresi, endamı ve duruşu var."
-
Söylenmek, sözü edilmek
-
[nesnesiz]
Ad verilmek
- SÖNMEK
-
-
[nesnesiz]
Yanmaz, aydınlatmaz, parlamaz olmak
- "Son yıldız vadinin üstünde bir yanıp bir sönüyordu."
-
Parlaklığını, ışığını yitirmek
-
Hava veya başka bir gaz ile şişirilmiş bir şeyin havası kaçıp şişkinliği inmek
- "Balon söndü."
-
[jeoloji]
Yanardağ etkinliğini yitirmek
-
[mecaz]
Duygular dinmek, yatışmak, etkisini yitirmek
- "Öfkeleri bir yaz fırtınası gibi birdenbire sönüverdi."
-
[mecaz]
Gerilemek, parlaklık ve önemini yitirmek
- "Münakaşa tekrar eski hızını alamayarak biraz sonra söndü."
-
[mecaz]
Ses duyulmaz olmak
-
[mecaz]
Tükenmek, yok olmak, yitmek
- "Esmer lekeler, sönmüş sivilcelerden artakalan çukurlar, kabarcıklar yüzünü yayık ayranına çevirmiş."
-
[nesnesiz]
Yanmaz, aydınlatmaz, parlamaz olmak