Sonunda nmek olan 6 harfli 9 kelime var. NMEK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde nmek olan kelimeler listesine ya da başında nmek olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Nmek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E K M N

3 Harfli Kelimeler

KEM, MEN, NEM

2 Harfli Kelimeler

EK, EM, EN, KE, ME, NE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

TÜNMEK

  1. [nesnesiz, ağızlardan] Hava kararıp gece olmak
DİNMEK

  1. [nesnesiz] Sona ermek, bitmek, durmak
    • "Gözyaşlarım dindi, ferahladım, eski hayatıma kavuştum." (Yahya Kemal Beyatlı)
  2. Kar ve yağmurun yağması, rüzgârın esmesi kesilmek veya durmak
    • "Dinmiş lodosların uğultusu içinde / İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı" (Orhan Veli Kanık)
  3. [mecaz] Yara iyileşmek
    • "Biraz sevinmek için bekledim dinsin yaram / Anladım, bana gülmek değil yaşamak haram" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
SÜNMEK

  1. [nesnesiz] Esnekliğini yitirerek gevşemek
    • "Bu kumaş kolay kolay sünmez."
  2. Kopmadan uzamak, gerilmek
DÖNMEK

  1. [nesnesiz] Kendi ekseni üzerinde veya başka bir şeyin dolayında hareket etmek
    • "İçeride anahtarın acı bir gıcırtıyla döndüğünü duydum." (Yusuf Ziya Ortaç)
  2. [-e, -den] Geri gelmek, geri gitmek
    • "Ertesi gün aynı yoldan Bodrum'a döndük." (Halikarnas Balıkçısı)
  3. [-e] Yönünü belli bir tarafa doğru çevirmek
    • "Babam birdenbire bana döndü." (Sait Faik Abasıyanık)
  4. [-i] Bir tarafa sapmak
    • "Gülümseyerek bir köşeyi döndü." (Peyami Safa)
  5. [-e] Bir şeyi andıracak duruma girmek, benzemek
    • "Dikmen yolları, mabede adak için gidenlerin yollarına dönmüştü." (Aka Gündüz)
  6. Sınıfta kalmak
    • "Çocuk çalışmazsa bu yıl döner."
  7. [-e] Durumdan duruma geçmek, değişmek, olduğundan daha değişik bir durum almak
    • "Erkekler tekaüt olunca çocuğa dönüyorlar." (Reşat Nuri Güntekin)
  8. [-de] Belirli bir yerde dolaşmak
  9. [-de] Kendini bir yandan bir yana çevirmek
    • "Yatağında sabaha kadar dönüp durdu."
  10. Yönetilmek, düzene konulmak, çekip çevrilmek
  11. [-e] Söz konusu etmek, hatırlamak
    • "Biz yine onun gençliğine, lise öğretmeni olduğu zamana dönelim." (Haldun Taner)
  12. [-e] Bırakılan bir konu veya işe başlamak
  13. [mecaz] Hileyle, gizlice yapılmak
    • "Burada bir şeyler oluyor, bir şeyler dönüyor ama anlayamıyorum." (Refik Halit Karay)
  14. [din bilimi] İnanç, din veya düşüncesini değiştirmek
    • "Annesinin İtalyan Yahudisiyken döndüğünü söylemişti." (Ömer Seyfettin)
SİNMEK

  1. [-e, nesnesiz] Kendini göstermemek için büzülerek saklanmak; pısmak, pusmak
  2. Korku, yılgınlık vb. sebeplerle konuşmamak, hareket etmemek veya tepki göstermemek
    • "Artık Emine'nin takdirine, maskaralıklarına mukabele etmiyor, bir köşeye siniyor, düşünüyordu." (Halide Edip Adıvar)
  3. [-e] Bir şeyin içine hiç çıkmayacak veya güç çıkacak biçimde işlemek, nüfuz etmek
  4. Huy, alışkanlık vb. iyice yerleşmek
    • "Doktorun bütün ömrüne sinecek bir çirkin dedikodu başlayacak." (Memduh Şevket Esendal)
YENMEK

  1. [-i] Savaş veya yarışmada üstünlük sağlamak, üstün gelmek; utmak (I)
    • "Kahramanlar daima yenmek veya düşmanlarını yendikten sonra da yine yenecek düşman bulmak isterler." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  2. [mecaz] Bakınız durdurmak
    • "Öfkemi yenmek için Ömer ile konuşuyorum, ona kaplan avı hikâyeleri anlatıyorum." (Refik Halit Karay)
BİNMEK

  1. [-e] Yüksek bir şeyin veya bir hayvanın üstüne çıkıp ayaklarını sallandırarak oturmak
    • "Belki de atlara binerek dolaşırız." (Refik Halit Karay)
  2. Bir yere gitmek için tren, vapur, uçak, otomobil vb. bir taşıtta yer almak; atlamak
    • "Vapurlara, trenlere ihtiyarları itip çocukları ezip biniyoruz." (Orhan Seyfi Orhon)
  3. Bisiklet, motosiklet, binek hayvanı kullanmak
  4. Bir şey sıkışarak yanındakinin üstüne çıkmak, üst üste gelmek
    • "Damar damara binmiş."
  5. [-e, nesnesiz] Fiyatı artmak
    • "Pamuklulara yüzde on bindi."
  6. Bir şeyin üzerine ilave edilmek
    • "Annemin dul maaşından ayrılmış bütçeme bir de posta masrafı binmişti her hafta." (Yusuf Ziya Ortaç)
DENMEK

  1. [nesnesiz] Ad verilmek
    • "Kadının köylü kılığına girmiş bir şehir kızı denecek kadar nazlı çehresi, endamı ve duruşu var." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. Söylenmek, sözü edilmek
SÖNMEK

  1. [nesnesiz] Yanmaz, aydınlatmaz, parlamaz olmak
    • "Son yıldız vadinin üstünde bir yanıp bir sönüyordu." (Tarık Buğra)
  2. Parlaklığını, ışığını yitirmek
  3. Hava veya başka bir gaz ile şişirilmiş bir şeyin havası kaçıp şişkinliği inmek
    • "Balon söndü."
  4. [jeoloji] Yanardağ etkinliğini yitirmek
  5. [mecaz] Duygular dinmek, yatışmak, etkisini yitirmek
    • "Öfkeleri bir yaz fırtınası gibi birdenbire sönüverdi." (Ömer Seyfettin)
  6. [mecaz] Gerilemek, parlaklık ve önemini yitirmek
    • "Münakaşa tekrar eski hızını alamayarak biraz sonra söndü." (Reşat Nuri Güntekin)
  7. [mecaz] Ses duyulmaz olmak
  8. [mecaz] Tükenmek, yok olmak, yitmek
    • "Esmer lekeler, sönmüş sivilcelerden artakalan çukurlar, kabarcıklar yüzünü yayık ayranına çevirmiş." (Salâh Birsel)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü