Sonunda mat olan 28 kelime var. MAT ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde mat olan kelimeler listesine ya da başında mat olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
LEVAZIMAT, MUHAKEMAT, MUHASAMAT
ASTİGMAT, DİPLOMAT, MÜHİMMAT, MUSAMMAT, NÜMİSMAT, TAHKİMAT, TAKSİMAT, TANZİMAT, TESLİMAT
HACAMAT, KAZAMAT, MALUMAT, MESAMAT, RÜSUMAT, TALİMAT, TAZİMAT
FORMAT, İTİMAT, OTOMAT, PRİMAT
ÇAMAT, DAMAT, MEMAT, POMAT
MAT
Mat Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
MAT, TAM
2 Harfli Kelimeler
AM, AT, MA, TA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- LEVAZIMAT
-
Kelime Kökeni: Arapça levāzimāt
-
[isim, eskimiş]
Gerekenler, lazım olan şeyler
- "Çamaşırlarını, elbiselerini, bütün eşya ve levazımatını da İngiltere'den getirtti."
-
[askerlik]
Askerî araç gereçlerin tümü
-
[isim, eskimiş]
Gerekenler, lazım olan şeyler
- MUHASAMAT
-
Kelime Kökeni: Arapça muḫāṣamāt
-
[isim, eskimiş]
Bakınız düşmanlık
-
Savaşta çarpışma
-
[isim, eskimiş]
Bakınız düşmanlık
- MUHAKEMAT
-
Kelime Kökeni: Arapça muḥākemāt
-
[isim]
Muhakemeler
-
[isim]
Muhakemeler
- TAHKİMAT
-
Kelime Kökeni: Arapça taḥkīmāt
-
[isim, askerlik]
Bir yeri düşman saldırısına karşı koyabilecek duruma getirmek için yapılan türlü haberleşme, hendek, siper vb. savunma tesisleri
-
Maden yatağında açılan bir kanalın çökmesini önlemek amacıyla sağlamlaştırma
-
[isim, askerlik]
Bir yeri düşman saldırısına karşı koyabilecek duruma getirmek için yapılan türlü haberleşme, hendek, siper vb. savunma tesisleri
- DİPLOMAT
-
Kelime Kökeni: Fransızca diplomate
-
[isim]
Dış politikayla uğraşan ve ülkesini temsil etmekle görevlendirilen kimse
- "Hem, bu çeşit amiyane işler diplomatın nesine?"
-
Teksir yapmak için kullanılan bir mumlu kâğıt türü
-
[mecaz]
İlişkilerinde kurnaz, becerikli olan
-
[isim]
Dış politikayla uğraşan ve ülkesini temsil etmekle görevlendirilen kimse
- TAKSİMAT
-
Kelime Kökeni: Arapça taḳsīmāt
-
[isim]
Bölme, bölüştürme işleri
-
[eskimiş]
Bölüntüler
- "Bu evin içine hiç girmedim, taksimatını bilmem."
-
[isim]
Bölme, bölüştürme işleri
- MUSAMMAT
-
Kelime Kökeni: Arapça musammaṭ
-
[isim, edebiyat]
Divan şiirinde dörtlüklerden kurulu nazım şekillerinin genel adı
- "Nefi’nin IV. Murat için yazdığı ünlü bahariyesi musammat bir kasidedir."
-
[isim, edebiyat]
Divan şiirinde dörtlüklerden kurulu nazım şekillerinin genel adı
- TANZİMAT
-
Kelime Kökeni: Arapça tanẓīmāt
-
[isim, tarih]
Sultan Abdülmecit zamanında, 1839'da Gülhane Hattıhümayunu adıyla anılan bir fermanla ilan edilen, yönetimi iyileştirme tasarısı ve bu iyileştirmenin yapıldığı dönem
- "Tanzimat Dönemi'ne göre değerlendirirsek Meşrutiyet'te devlet adamlarının tiyatroya ilgisi pek gevşekti."
-
[isim, tarih]
Sultan Abdülmecit zamanında, 1839'da Gülhane Hattıhümayunu adıyla anılan bir fermanla ilan edilen, yönetimi iyileştirme tasarısı ve bu iyileştirmenin yapıldığı dönem
- NÜMİSMAT
-
Kelime Kökeni: Fransızca numismate
-
[isim]
Madalya ve eski para bilimiyle uğraşan kimse
-
[isim]
Madalya ve eski para bilimiyle uğraşan kimse
- ASTİGMAT
-
Kelime Kökeni: Fransızca astigmate
-
[sıfat, tıp]
Net görmeyen, astigmatizme tutulmuş (göz)
-
[sıfat, tıp]
Net görmeyen, astigmatizme tutulmuş (göz)
- TESLİMAT
-
Kelime Kökeni: Arapça teslīmāt
-
[isim]
Teslim etme işleri
-
[eskimiş]
Teslim edilen eşyalar veya yatırılan paralar
-
[isim]
Teslim etme işleri
- MÜHİMMAT
-
Kelime Kökeni: Arapça muhimmāt
-
[isim, askerlik]
Savaşta kullanılan top, tüfek vb. savaş gereçleri
- "Otomobillerdeki topçu mühimmatını kurtarıp mahalline ulaştırmak elzemdi."
-
Bakınız cephane
- "Tuhaf olan, mühimmatın hepsinin II. Dünya Savaşı sırasında ABD askerlerinin kullandığı silahlardan ve patlayıcılardan oluşmasıydı."
-
[isim, askerlik]
Savaşta kullanılan top, tüfek vb. savaş gereçleri
- MESAMAT
-
Kelime Kökeni: Arapça mesāmmāt
-
[isim, eskimiş, anatomi, biyoloji]
Gözenekler
-
[isim, eskimiş, anatomi, biyoloji]
Gözenekler
- HACAMAT
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥacāmet
-
[isim]
Vücudun herhangi bir yerini hafifçe çizip üzerine boynuz, bardak veya şişe oturtarak kan alma
- "İlaçlar fayda etmeyince Sultan Melikşah kendisine hacamat yapılmasını emretti."
-
[argo]
Hafif yaralama
-
[isim]
Vücudun herhangi bir yerini hafifçe çizip üzerine boynuz, bardak veya şişe oturtarak kan alma
- KAZAMAT
-
Kelime Kökeni: Fransızca casemate
-
[isim, askerlik]
Obüslerden, bombalardan korunmak için yerin altına kazılmış siper
-
[isim, askerlik]
Obüslerden, bombalardan korunmak için yerin altına kazılmış siper
- TAZİMAT
-
Kelime Kökeni: Arapça taʿẓīmāt
-
[isim, eskimiş]
Yüksek saygı
-
[isim, eskimiş]
Yüksek saygı
- RÜSUMAT
-
Kelime Kökeni: Arapça rusūmāt
-
[isim, eskimiş]
Bazı mallardan devletçe alınan vergiler
- "Size ya rüsumat müdürlüğünde yahut da şehir eminliğinde gözü olduğunu söyler."
-
[isim, eskimiş]
Bazı mallardan devletçe alınan vergiler
- TALİMAT
-
Kelime Kökeni: Arapça taʿlīmāt
-
[isim]
Bakınız yönerge
- "Demir Bey'den beklenilen talimat gelmişti."
-
[askerlik]
Görevin gerektirdiği türlü hizmetlerin başarıyla yürütülmesi için kumandan, başkan veya daire başkanları tarafından verilen, o hizmetle ilgili sorumluluk, düzen ve ilkeleri içine alan buyruklar
-
[isim]
Bakınız yönerge
- MALUMAT
-
Kelime Kökeni: Arapça maʿlūmāt
-
[isim]
Bakınız bilgi
- "Bu hakikatler artık çocukların bildikleri en basit malumat sırasına geçmiştir."
-
[isim]
Bakınız bilgi
- İTİMAT
-
Kelime Kökeni: Arapça iʿtimād
-
[isim]
Bakınız güven
- "Kendisine olan itimat ve sevgimiz berkemaldir."
-
[isim]
Bakınız güven