Sonunda mat olan 28 kelime var. MAT ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde mat olan kelimeler listesine ya da başında mat olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

9 Harfli Kelimeler

LEVAZIMAT, MUHAKEMAT, MUHASAMAT

8 Harfli Kelimeler

ASTİGMAT, DİPLOMAT, MÜHİMMAT, MUSAMMAT, NÜMİSMAT, TAHKİMAT, TAKSİMAT, TANZİMAT, TESLİMAT

7 Harfli Kelimeler

HACAMAT, KAZAMAT, MALUMAT, MESAMAT, RÜSUMAT, TALİMAT, TAZİMAT

6 Harfli Kelimeler

FORMAT, İTİMAT, OTOMAT, PRİMAT

5 Harfli Kelimeler

ÇAMAT, DAMAT, MEMAT, POMAT

3 Harfli Kelimeler

MAT

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Mat Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A M T

3 Harfli Kelimeler

MAT, TAM

2 Harfli Kelimeler

AM, AT, MA, TA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

LEVAZIMAT

Kelime Kökeni: Arapça levāzimāt

  1. [isim, eskimiş] Gerekenler, lazım olan şeyler
    • "Çamaşırlarını, elbiselerini, bütün eşya ve levazımatını da İngiltere'den getirtti." (Refik Halit Karay)
  2. [askerlik] Askerî araç gereçlerin tümü
MUHASAMAT

Kelime Kökeni: Arapça muḫāṣamāt

  1. [isim, eskimiş] Bakınız düşmanlık
  2. Savaşta çarpışma
MUHAKEMAT

Kelime Kökeni: Arapça muḥākemāt

  1. [isim] Muhakemeler
TAHKİMAT

Kelime Kökeni: Arapça taḥkīmāt

  1. [isim, askerlik] Bir yeri düşman saldırısına karşı koyabilecek duruma getirmek için yapılan türlü haberleşme, hendek, siper vb. savunma tesisleri
  2. Maden yatağında açılan bir kanalın çökmesini önlemek amacıyla sağlamlaştırma
DİPLOMAT

Kelime Kökeni: Fransızca diplomate

  1. [isim] Dış politikayla uğraşan ve ülkesini temsil etmekle görevlendirilen kimse
    • "Hem, bu çeşit amiyane işler diplomatın nesine?" (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Teksir yapmak için kullanılan bir mumlu kâğıt türü
  3. [mecaz] İlişkilerinde kurnaz, becerikli olan
TAKSİMAT

Kelime Kökeni: Arapça taḳsīmāt

  1. [isim] Bölme, bölüştürme işleri
  2. [eskimiş] Bölüntüler
    • "Bu evin içine hiç girmedim, taksimatını bilmem." (Orhan Seyfi Orhon)
MUSAMMAT

Kelime Kökeni: Arapça musammaṭ

  1. [isim, edebiyat] Divan şiirinde dörtlüklerden kurulu nazım şekillerinin genel adı
    • "Nefi’nin IV. Murat için yazdığı ünlü bahariyesi musammat bir kasidedir." (Cem Dilçin)
TANZİMAT

Kelime Kökeni: Arapça tanẓīmāt

  1. [isim, tarih] Sultan Abdülmecit zamanında, 1839'da Gülhane Hattıhümayunu adıyla anılan bir fermanla ilan edilen, yönetimi iyileştirme tasarısı ve bu iyileştirmenin yapıldığı dönem
    • "Tanzimat Dönemi'ne göre değerlendirirsek Meşrutiyet'te devlet adamlarının tiyatroya ilgisi pek gevşekti." (Metin And)
NÜMİSMAT

Kelime Kökeni: Fransızca numismate

  1. [isim] Madalya ve eski para bilimiyle uğraşan kimse
ASTİGMAT

Kelime Kökeni: Fransızca astigmate

  1. [sıfat, tıp] Net görmeyen, astigmatizme tutulmuş (göz)
TESLİMAT

Kelime Kökeni: Arapça teslīmāt

  1. [isim] Teslim etme işleri
  2. [eskimiş] Teslim edilen eşyalar veya yatırılan paralar
MÜHİMMAT

Kelime Kökeni: Arapça muhimmāt

  1. [isim, askerlik] Savaşta kullanılan top, tüfek vb. savaş gereçleri
    • "Otomobillerdeki topçu mühimmatını kurtarıp mahalline ulaştırmak elzemdi." (Aka Gündüz)
  2. Bakınız cephane
    • "Tuhaf olan, mühimmatın hepsinin II. Dünya Savaşı sırasında ABD askerlerinin kullandığı silahlardan ve patlayıcılardan oluşmasıydı." (Ahmet Ümit)
MESAMAT

Kelime Kökeni: Arapça mesāmmāt

  1. [isim, eskimiş, anatomi, biyoloji] Gözenekler
HACAMAT

Kelime Kökeni: Arapça ḥacāmet

  1. [isim] Vücudun herhangi bir yerini hafifçe çizip üzerine boynuz, bardak veya şişe oturtarak kan alma
    • "İlaçlar fayda etmeyince Sultan Melikşah kendisine hacamat yapılmasını emretti." (Hasan Bayraktar)
  2. [argo] Hafif yaralama
KAZAMAT

Kelime Kökeni: Fransızca casemate

  1. [isim, askerlik] Obüslerden, bombalardan korunmak için yerin altına kazılmış siper
TAZİMAT

Kelime Kökeni: Arapça taʿẓīmāt

  1. [isim, eskimiş] Yüksek saygı
RÜSUMAT

Kelime Kökeni: Arapça rusūmāt

  1. [isim, eskimiş] Bazı mallardan devletçe alınan vergiler
    • "Size ya rüsumat müdürlüğünde yahut da şehir eminliğinde gözü olduğunu söyler." (Refik Halit Karay)
TALİMAT

Kelime Kökeni: Arapça taʿlīmāt

  1. [isim] Bakınız yönerge
    • "Demir Bey'den beklenilen talimat gelmişti." (Refik Halit Karay)
  2. [askerlik] Görevin gerektirdiği türlü hizmetlerin başarıyla yürütülmesi için kumandan, başkan veya daire başkanları tarafından verilen, o hizmetle ilgili sorumluluk, düzen ve ilkeleri içine alan buyruklar
MALUMAT

Kelime Kökeni: Arapça maʿlūmāt

  1. [isim] Bakınız bilgi
    • "Bu hakikatler artık çocukların bildikleri en basit malumat sırasına geçmiştir." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
İTİMAT

Kelime Kökeni: Arapça iʿtimād

  1. [isim] Bakınız güven
    • "Kendisine olan itimat ve sevgimiz berkemaldir." (Feridun Fazıl Tülbentçi)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü