Başında lim olan 33 kelime var. Lim ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde lim olan kelimeler listesine ya da sonu lim ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında lim bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
LİMONATACILIK
LİMİTSİZLİK, LİMONLANMAK
LİMANLAMAK, LİMNOLOJİK, LİMONATACI, LİMONCULUK, LİMONLAMAK, LİMONLANMA
LİMANLAMA, LİMNOLOJİ, LİMONKÜFÜ, LİMONLAMA, LİMONUMSU
LİMANLIK, LİMİTSİZ, LİMONATA, LİMONLUK
LİMİTET, LİMONCU, LİMONİT, LİMONLU, LİMONSU, LİMUZİN
LİMAKİ, LİMONİ
LİMAN, LİMBO, LİMİT, LİMON
LİMA, LİME
LİM
Lim Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
LİM, MİL
2 Harfli Kelimeler
İL, İM, Mİ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- LİMONATACILIK
-
-
[isim]
Limonata yapma veya satma işi
-
[isim]
Limonata yapma veya satma işi
- LİMONLANMAK
-
-
[nesnesiz]
Limonlama işi yapılmak
- "Yine okuyuculara tuzlanmış, baharlanmış, limonlanmış, kol gibi dolmalar yutturuluyor."
-
[nesnesiz]
Limonlama işi yapılmak
- LİMİTSİZLİK
-
-
[isim]
Limitsiz olma durumu
- "Çağlayan ve şelalelerden düşen su limitsizlik hissi verir."
-
[isim]
Limitsiz olma durumu
- LİMONLAMAK
-
-
[-i]
İçine, üstüne limonun suyunu sıkmak veya katmak
-
Saç vb.ne limon suyu sürmek
- "O günden sonra ne Atilâ saçlarını limonladı ne de okulun önüne düştüler bir daha."
-
[-i]
İçine, üstüne limonun suyunu sıkmak veya katmak
- LİMONLANMA
-
-
[isim]
Limonlanmak işi
-
[isim]
Limonlanmak işi
- LİMONCULUK
-
-
[isim]
Limoncunun yaptığı iş
- "Semt pazarlarında limonculuk yapmak yerine, bir arkadaşımın önerisiyle ansiklopedi pazarlamaya başladım."
-
[isim]
Limoncunun yaptığı iş
- LİMONATACI
-
-
[isim]
Limonata yapan veya satan kimse
- "Limonatacı tezgâhtarlığını da galiba iş bulamadığı için kabul zorunda kalmış."
-
[isim]
Limonata yapan veya satan kimse
- LİMANLAMAK
-
-
[nesnesiz]
Gemi vb. bir limana girip orada kalmak
- "Batıdan gelen bu kıyı hattı boyunca tüm Türk vapurları ve yelkenlileri limanlamak için İnebolu’nun, Sinop’un antik taşlarıyla yapılmış bu limanına girmek zorundalar."
-
[mecaz]
Yatışmak, sakinleşmek
-
[nesnesiz]
Gemi vb. bir limana girip orada kalmak
- LİMNOLOJİK
-
Kelime Kökeni: Fransızca limnologique
-
[sıfat]
Bakınız göl bilimsel
-
[sıfat]
Bakınız göl bilimsel
- LİMONKÜFÜ
-
-
[isim]
Yeşile çalan mavi renk
- "Yüzü büsbütün küçülmüş, limonküfü bir renk almış."
-
[sıfat]
Bu renkte olan
-
[isim]
Yeşile çalan mavi renk
- LİMONUMSU
-
-
[sıfat]
Bakınız limonsu
-
[sıfat]
Bakınız limonsu
- LİMNOLOJİ
-
Kelime Kökeni: Fransızca limnologie
-
[isim]
Bakınız göl bilimi
-
[isim]
Bakınız göl bilimi
- LİMANLAMA
-
-
[isim]
Limanlamak işi veya durumu
-
[isim]
Limanlamak işi veya durumu
- LİMONLAMA
-
-
[isim]
Limonlamak işi
-
[isim]
Limonlamak işi
- LİMANLIK
-
-
[sıfat]
Liman gibi kullanılan, liman kurmaya elverişli (yer)
-
Yatışmış, dalgasız, sakin (deniz, hava)
- "… Kâğıthane civarına hava limanlık olursa on akçeye, deniz yavuz olursa on beş akçeye gidilirdi."
-
[sıfat]
Liman gibi kullanılan, liman kurmaya elverişli (yer)
- LİMONATA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca limonada
-
[isim]
Su, şeker ve limon suyundan yapılan şerbet
- "Fahri'nin canı soğuk bir limonata istiyor."
-
[isim]
Su, şeker ve limon suyundan yapılan şerbet
- LİMİTSİZ
-
-
[sıfat]
Herhangi bir limiti olmayan, sınırsız olan
-
[zarf]
Herhangi bir limit olmadan, sınırsız olarak
-
[sıfat]
Herhangi bir limiti olmayan, sınırsız olan
- LİMONLUK
-
-
[isim]
Bakınız sera
- "Köşkün yanından kıvrılıp arkadaki limonluğa doğru yürüyorlardı."
-
Limon ağaçlarının bulunduğu yer; limon bahçesi
- "Taksim gezisi öğleden sonra ılık bir limonluk gibidir."
-
Üzerine kesilmiş limon bastırılıp sıkılan, ortası tümsek ve oluklu küçük araç
-
[mimarlık]
Merdiven, balkon vb. yerlerin kıyılarına çekilen, 20-30 santimetre yüksekliğindeki set
-
[isim]
Bakınız sera
- LİMİTET
-
Kelime Kökeni: İngilizce limited
-
[sıfat]
Bakınız sınırlı
-
[sıfat]
Bakınız sınırlı
- LİMUZİN
-
Kelime Kökeni: Fransızca limousine
-
[isim]
İçinde her türlü donanım bulunan lüks, uzun ve geniş otomobil türü
- "Dr. Osman Nuri Balcı, onların arkasında Firuz Polat’la Zeynel Duman apartmanın kapısından çıktıkları zaman tam karşılarında ... uzun bir limuzin gördüler."
-
[isim]
İçinde her türlü donanım bulunan lüks, uzun ve geniş otomobil türü