Sonunda let olan 7 harfli 18 kelime var. LET ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde let olan kelimeler listesine ya da başında let olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Let Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E L T

3 Harfli Kelimeler

TEL

2 Harfli Kelimeler

EL, ET, LE, TE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

MOBİLET

Kelime Kökeni: (Mobylette marka adından)

  1. [isim] Küçük motosiklet
DEHALET

Kelime Kökeni: Arapça deḫālet

  1. [isim, eskimiş] Birinin merhametine sığınma
DALALET

Kelime Kökeni: Arapça ḍalālet

  1. [isim, eskimiş] Sapkınlık, doğru yoldan ayrılma
    • "Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler." (Atatürk)
DELALET

Kelime Kökeni: Arapça delālet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız kılavuzluk
    • "Hemşehrilerinden birinin delaletiyle senet sahiplerinin her birini ayrı ayrı öğrendi." (Ercüment Ekrem Talu)
  2. [mecaz] Bakınız işaret
    • "Bu söz, Hamdi Bey’in öfkesini alt ettiğine delaletti." (Kemal Tahir)
CEHALET

Kelime Kökeni: Arapça cehālet

  1. [isim] Bakınız bilgisizlik
    • "Cehaleti yayma ve algı yönetimi alanında sosyal medya ne kadar güçlü?" (Tayfun Uzbay)
BESALET

Kelime Kökeni: Arapça besālet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız yiğitlik
  2. Bakınız yararlılık
FAZİLET

Kelime Kökeni: Arapça fażīlet

  1. [isim] Bakınız erdem
    • "Onun iyiliğini, faziletini, şan ve şerefini görmek benim saadetimdir." (Aka Gündüz)
SUHULET

Kelime Kökeni: Arapça suhūlet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız kolaylık
  2. Yumuşaklık, naziklik
  3. Uygun ortam
HAYALET

Kelime Kökeni: Arapça ḫayālet

  1. [isim] Gerçekte var olmadığı hâlde bazen görüldüğü sanılan peri, hortlak vb. görüntüler; görüntü, fantom
    • "Gözümün önünden durmaksızın geçen bir hayalet var." (Yusuf Ziya Ortaç)
  2. Belli belirsiz görülen şey
  3. [mecaz] Çok zayıf kimse
KAZULET

  1. [sıfat] Bakınız kocaman
KANALET

Kelime Kökeni: Fransızca canalette

  1. [isim] Bakınız kanalcık
REZALET

Kelime Kökeni: Arapça reẕālet

  1. [isim] Bakınız rezillik
  2. [ünlem] Hoşa gitmeyen, beğenilmeyen bir şey için kullanılan söz
KEFALET

Kelime Kökeni: Arapça kefālet

  1. [isim, hukuk] Birinin borcunu ödememesi veya verdiği sözü yerine getirmemesi durumunda bütün sorumluluğu üzerine alma durumu; kefillik
    • "O zamanlarda her sene kefaletleri yüzünden bin lira, iki bin lira ödemek mecburiyetinde kalınmış." (Abdülhak Şinasi Hisar)
VEKALET

Kelime Kökeni: Arapça vekālet

  1. [isim] Bakınız vekillik
    • "İtimat edilir, kanundan, hukuktan anlar birisine umumi bir vekâlet vereceğim." (Aka Gündüz)
  2. [eskimiş] Bakınız bakanlık
    • "Her vekâlet ya iki odadır ya üç, her odada ya beş gaz sandığından masa vardır ya on." (Aka Gündüz)
İSKELET

Kelime Kökeni: Fransızca squelette

  1. [isim] İnsan ve hayvan bedeninin kemik çatısı; kadit, teşrih
    • "Çenesinin, başının bütün iskeleti peksimeti çiğnedikçe daha açık olarak meydana çıkıyordu." (Halide Edip Adıvar)
  2. Yumuşak bölümleri dökülmüş, ölü bir vücudun kemiklerinin bütünü
  3. [mecaz] Bir şeyi oluşturan temel çatı
    • "Yanımızdaki genç, yolun ötesinde bir bina iskeleti gösterdi." (Falih Rıfkı Atay)
  4. [mecaz] Bir eserin genel planı
    • "Bir romanın iskeleti."
  5. [sıfat, mecaz] Çok zayıf
  6. [sıfat, mecaz] Kuru, çıplak
    • "Yürüdük, yürüdük, yaprakları düşmüş iskelet bir ormanın içine geldik." (Ömer Seyfettin)
ARBALET

Kelime Kökeni: Fransızca arbalète

  1. [isim] Kundaklı, tetikli yay
    • "Edward döndüğü köşede hazırlıksız yakalanmış bir anda üç arbalet okunun hedefi olmuştu." (Onur Diler)
SEFALET

Kelime Kökeni: Arapça sefālet

  1. [isim] Bakınız yoksulluk
    • "İnsan onu bir gördü mü evlerin, sokakların sefaletini unutur giderdi." (Tarık Buğra)
TUVALET

Kelime Kökeni: Fransızca toilette

  1. [isim] İnsanın dışkısıyla idrarını boşalttığı yer; abdesthane, aralık, ayakyolu, yüznumara, hacet yeri, hela, kabine, kenef, memişhane, kademhane, lavabo
    • "Nerede ise herkesi belediyenin tuvalet çukurlarına kadar takip edeceksiniz." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Yıkanma, tıraş olma, giyinme, süslenme, taranma işi
    • "Başımı, tuvaletimi ve makyajımı bile ezbere yapacağım, aynada kendi yüzümü görmeyeceğim." (Peyami Safa)
  3. Bakınız gece kıyafeti
    • "Asıl mühimi oyun için bir giyecek şey, yeni, açık bir tuvalet." (Tarık Buğra)
  4. Vücut temizliği ve bakımı için gereken nesne
  5. Sidik veya dışkı
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü