Sonunda let olan 7 harfli 18 kelime var. LET ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde let olan kelimeler listesine ya da başında let olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Let Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
TEL
2 Harfli Kelimeler
EL, ET, LE, TE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MOBİLET
-
Kelime Kökeni: (Mobylette marka adından)
-
[isim]
Küçük motosiklet
-
[isim]
Küçük motosiklet
- DEHALET
-
Kelime Kökeni: Arapça deḫālet
-
[isim, eskimiş]
Birinin merhametine sığınma
-
[isim, eskimiş]
Birinin merhametine sığınma
- DALALET
-
Kelime Kökeni: Arapça ḍalālet
-
[isim, eskimiş]
Sapkınlık, doğru yoldan ayrılma
- "Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim olmak üzere, memleketin dâhilinde iktidara sahip olanlar, gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içinde bulunabilirler."
-
[isim, eskimiş]
Sapkınlık, doğru yoldan ayrılma
- DELALET
-
Kelime Kökeni: Arapça delālet
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kılavuzluk
- "Hemşehrilerinden birinin delaletiyle senet sahiplerinin her birini ayrı ayrı öğrendi."
-
[mecaz]
Bakınız işaret
- "Bu söz, Hamdi Bey’in öfkesini alt ettiğine delaletti."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kılavuzluk
- CEHALET
-
Kelime Kökeni: Arapça cehālet
-
[isim]
Bakınız bilgisizlik
- "Cehaleti yayma ve algı yönetimi alanında sosyal medya ne kadar güçlü?"
-
[isim]
Bakınız bilgisizlik
- BESALET
-
Kelime Kökeni: Arapça besālet
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yiğitlik
-
Bakınız yararlılık
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yiğitlik
- FAZİLET
-
Kelime Kökeni: Arapça fażīlet
-
[isim]
Bakınız erdem
- "Onun iyiliğini, faziletini, şan ve şerefini görmek benim saadetimdir."
-
[isim]
Bakınız erdem
- SUHULET
-
Kelime Kökeni: Arapça suhūlet
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kolaylık
-
Yumuşaklık, naziklik
-
Uygun ortam
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kolaylık
- HAYALET
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫayālet
-
[isim]
Gerçekte var olmadığı hâlde bazen görüldüğü sanılan peri, hortlak vb. görüntüler; görüntü, fantom
- "Gözümün önünden durmaksızın geçen bir hayalet var."
-
Belli belirsiz görülen şey
-
[mecaz]
Çok zayıf kimse
-
[isim]
Gerçekte var olmadığı hâlde bazen görüldüğü sanılan peri, hortlak vb. görüntüler; görüntü, fantom
- KAZULET
-
-
[sıfat]
Bakınız kocaman
-
[sıfat]
Bakınız kocaman
- KANALET
-
Kelime Kökeni: Fransızca canalette
-
[isim]
Bakınız kanalcık
-
[isim]
Bakınız kanalcık
- REZALET
-
Kelime Kökeni: Arapça reẕālet
-
[isim]
Bakınız rezillik
-
[ünlem]
Hoşa gitmeyen, beğenilmeyen bir şey için kullanılan söz
-
[isim]
Bakınız rezillik
- KEFALET
-
Kelime Kökeni: Arapça kefālet
-
[isim, hukuk]
Birinin borcunu ödememesi veya verdiği sözü yerine getirmemesi durumunda bütün sorumluluğu üzerine alma durumu; kefillik
- "O zamanlarda her sene kefaletleri yüzünden bin lira, iki bin lira ödemek mecburiyetinde kalınmış."
-
[isim, hukuk]
Birinin borcunu ödememesi veya verdiği sözü yerine getirmemesi durumunda bütün sorumluluğu üzerine alma durumu; kefillik
- VEKALET
-
Kelime Kökeni: Arapça vekālet
- İSKELET
-
Kelime Kökeni: Fransızca squelette
-
[isim]
İnsan ve hayvan bedeninin kemik çatısı; kadit, teşrih
- "Çenesinin, başının bütün iskeleti peksimeti çiğnedikçe daha açık olarak meydana çıkıyordu."
-
Yumuşak bölümleri dökülmüş, ölü bir vücudun kemiklerinin bütünü
-
[mecaz]
Bir şeyi oluşturan temel çatı
- "Yanımızdaki genç, yolun ötesinde bir bina iskeleti gösterdi."
-
[mecaz]
Bir eserin genel planı
- "Bir romanın iskeleti."
-
[sıfat, mecaz]
Çok zayıf
-
[sıfat, mecaz]
Kuru, çıplak
- "Yürüdük, yürüdük, yaprakları düşmüş iskelet bir ormanın içine geldik."
-
[isim]
İnsan ve hayvan bedeninin kemik çatısı; kadit, teşrih
- ARBALET
-
Kelime Kökeni: Fransızca arbalète
-
[isim]
Kundaklı, tetikli yay
- "Edward döndüğü köşede hazırlıksız yakalanmış bir anda üç arbalet okunun hedefi olmuştu."
-
[isim]
Kundaklı, tetikli yay
- SEFALET
-
Kelime Kökeni: Arapça sefālet
-
[isim]
Bakınız yoksulluk
- "İnsan onu bir gördü mü evlerin, sokakların sefaletini unutur giderdi."
-
[isim]
Bakınız yoksulluk
- TUVALET
-
Kelime Kökeni: Fransızca toilette
-
[isim]
İnsanın dışkısıyla idrarını boşalttığı yer; abdesthane, aralık, ayakyolu, yüznumara, hacet yeri, hela, kabine, kenef, memişhane, kademhane, lavabo
- "Nerede ise herkesi belediyenin tuvalet çukurlarına kadar takip edeceksiniz."
-
Yıkanma, tıraş olma, giyinme, süslenme, taranma işi
- "Başımı, tuvaletimi ve makyajımı bile ezbere yapacağım, aynada kendi yüzümü görmeyeceğim."
-
Bakınız gece kıyafeti
- "Asıl mühimi oyun için bir giyecek şey, yeni, açık bir tuvalet."
-
Vücut temizliği ve bakımı için gereken nesne
-
Sidik veya dışkı
-
[isim]
İnsanın dışkısıyla idrarını boşalttığı yer; abdesthane, aralık, ayakyolu, yüznumara, hacet yeri, hela, kabine, kenef, memişhane, kademhane, lavabo