Başında kula olan 16 kelime var. KULA ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde kula olan kelimeler listesine ya da sonu kula ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

12 Harfli Kelimeler

KULAMPARALIK

11 Harfli Kelimeler

KULAĞAKAÇAN

10 Harfli Kelimeler

KULAÇLAMAK, KULAÇLAYIŞ

9 Harfli Kelimeler

KULAÇLAMA, KULAKTOZU, KULAMPARA

8 Harfli Kelimeler

KULAKÇIK, KULAKLIK, KULAKSIZ, KULAKTAN

7 Harfli Kelimeler

KULAKÇI, KULAKLI

5 Harfli Kelimeler

KULAÇ, KULAK

4 Harfli Kelimeler

KULA


Kelime bulma makinesi

A K L U Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

4 Harfli Kelimeler

KULA, ULAK

3 Harfli Kelimeler

KAL, KUL, LAK, ULA

2 Harfli Kelimeler

AK, AL, LA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KULAMPARALIK

  1. [isim] Oğlancılık

KULAĞAKAÇAN

  1. [isim] Düz kanatlılardan, karnında çatal biçiminde iki uzantı bulunan, meyve ve sebzelere zarar veren otçul bir böcek (Forficula auricularia)

KULAÇLAYIŞ

  1. [isim] Kulaçlama işi veya biçimi

KULAÇLAMAK

  1. [-i] Kaç kulaç olduğunu ölçmek
    • "Kuyuyu kulaçlamak."
  2. [nsz] Kulaç atarak yüzmek

KULAÇLAMA

  1. [isim] Kulaçlamak işi

KULAKTOZU

  1. [isim] Kulak memesi

KULAMPARA

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Oğlancı

KULAKLIK

  1. [isim] Kulakları soğuk, rüzgâr vb. dış etkilerden korumak için kulak kepçesini örtecek biçimde yapılmış kılıf
  2. Radyo, telefon, telsiz vb.nde kulak ile verici arasında ses bağlantısı kurmaya yarayan araç
  3. Ağır işitenlerin daha iyi işitebilmek için kulaklarına taktıkları pilli araç

KULAKSIZ

  1. [sıfat] Kulak kepçesi olmayan

KULAKTAN

  1. [zarf] Sadece duyarak, dinleyerek
    • "Fırat sultan bu okçu şehzadeye kulaktan âşık olmuş." (Refik Halit Karay)

KULAKÇIK

  1. [isim] Kalbin üst bölümünde bulunan ve sağdaki ana toplardamarlardan, soldaki akciğer toplardamarlarından kanı alıp karıncıklara veren iki boşluğun adı

KULAKLI

  1. [sıfat] Kulağı herhangi bir biçimde olan
    • "Küçük kulaklı."
  2. Kulağa benzer çıkıntısı olan
  3. [isim] Sapının ucunda kulak biçiminde iki geniş çatalı bulunan bir çeşit yatağan
  4. [isim] İki tarafında tutulacak yeri olan yayvan tencere, kazan

KULAKÇI

  1. [isim] Kulak, burun, boğaz hekimi

KULAK

  1. [isim] Başın her iki yanında bulunan işitme organı
    • "Kulaklarımın uğultusu içinde, söylediği lakırtıların hiçbirini duymuyordum." (Hüseyin Cahit Yalçın)
    • "Bazıları hava kirlenmesinde olduğu gibi bu eleştirileri kulak ardı ediyorlar." (Haldun Taner)
    • "Bunların sözlerine ne diye kulak asıyor, ona göre yapacağın işi kestiriyorsun?" (Memduh Şevket Esendal)
    • "Bir kere söze başladı mı isterdi ki herkes kulak kesilip onu dinlesin." (Haldun Taner)
  2. Bu organın, sesleri toplayıp içeriye almaya yarayan dış bölümü
    • "Elleriyle kulaklarını tıkayıp yatağının yanında tortop oldu." (Halide Edip Adıvar)
  3. Balıklarda başın iki yanında bulunan ve ağızdan alıp solungaçlardan geçirdiği suyu dışarıya vermeye yarayan yarıklardan her biri
  4. Telli çalgılarda tel germeye yarayan burgu
  5. Sabanın toprağa giren kısmının iki yanında bulunan ve toprağı yollara dökmeye yarayan parça
  6. Akarsuların ve özellikle göllerin karaya giren ve durgunlaşan yerleri
  7. Seslerin uygunluğunu seçebilme ve değerlendirebilme yeteneği

KULAÇ

  1. [isim] Gerilerek açılmış iki kolun parmak uçları arasındaki uzaklık
    • "Hortum beş on kulaç ötemize yanaşmıştı." (Halikarnas Balıkçısı)

KULA

  1. [isim] Gövdesi sarı veya kirli sarı renkte, yele, kuyruk ve bacağın alt kısmındaki kılların koyu renkte olduğu at donu
  2. [sıfat] Bu renkte olan (at)
    • "Yanında dizgini boynuna bırakılmış bir kula at vardı." (Reşat Nuri Güntekin)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü