Sonunda kin olan 6 harfli 16 kelime var. KİN ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde kin olan kelimeler listesine ya da başında kin olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Kin Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

K N İ

3 Harfli Kelimeler

KİN

2 Harfli Kelimeler

İN, Kİ

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

TEMKİN

Kelime Kökeni: Arapça temkīn

  1. [isim] Bir işin sonunu düşünerek ölçülü, tedbirli davranma
    • "Bütün temkin ve vakarını kaybedip konuşanlara sokuldu." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
SMOKİN

Kelime Kökeni: Fransızca smoking

  1. [isim] Erkeklerin özel günlerde giydiği önü açık, ceketi genellikle ipek yakalı takım giysi
    • "Köylerinde akşamları smokin giyen İngiliz Yahudisi muhtarlık eder." (Falih Rıfkı Atay)
TEPKİN

  1. [sıfat] Tepkime özelliği olan, tepkiyen
BİTKİN

  1. [sıfat] Gücü tükenmiş olan, çok yorgun; aygın baygın, bitap
    • "Bitkin ve tükenik hâliyle cevaplar veriyordu." (Gürbüz Sazak)
TELKİN

Kelime Kökeni: Arapça telḳīn

  1. [isim] Bir duyguyu, bir düşünceyi aşılama
    • "Bu telkin günlerce, haftalarca devam etti." (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
  2. [din bilimi] Bakınız talkın
  3. [ruh bilimi] Bilinç dışı bir sürecin aracılığıyla, kişinin ruhsal veya fizyolojik alanıyla ilgili bir düşüncenin gerçekleştirilmesi
    • "İçinden gelen gizli bir telkin altında hareket ediyordu." (Peyami Safa)
MİSKİN

Kelime Kökeni: Arapça miskīn

  1. [sıfat] Çok uyuşuk olan (kimse)
    • "Hayran olduğum adamı miskin bir mektep çocuğu gibi yaka paça alıp götürdü." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Hoş görülemeyecek durumlar karşısında tepki göstermeyen (kimse)
  3. Cüzzam hastalığına tutulmuş olan (kimse)
  4. [eskimiş] Âciz, zavallı olan
    • "Âşık olan miskin olur / Hak yoluna teslim olur" (Yunus Emre)
YETKİN

  1. [sıfat] Bakınız olgun
    • "Bizim ülkemizde böyledir: Yetkin çalışmalar görmezden gelinir." (Selim İleri)
KESKİN

  1. [sıfat] Çok kesici, iyi kesen
    • "Sonunda keskin bir taşı testere gibi kullanarak ipi incelte incelte kopardı." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. [mecaz] Tiz olan
    • "Bir kadın sesiydi bu. İnce ve keskin, dikkati hemen kapan ve bırakmayan bir ses." (Peyami Safa)
  3. [mecaz] Kırıcı, incitici olan
    • "En yakın dostlarının bile kusurlarını keskin bir dille yüzlerine vururmuş." (Haldun Taner)
  4. [mecaz] Etkili, sert olan
    • "Masanın başında, güneşten yanmış yüzü, sert ve derin çizgilerle dolu, keskin bakışlı, kıranta bir adam oturuyor." (Esat Mahmut Karakurt)
  5. [mecaz] Bakınız kıvrak
    • "Bu çeneyle atbaşı giden keskin bir zekâsı var." (Cahit Sıtkı Tarancı)
  6. [mecaz] Bakınız hassas
  7. [mecaz] Dikkatli olan
  8. [zarf, mecaz] Yoğun bir biçimde
  9. [argo] Bakınız zampara
  10. İşini iyi yapan
    • "Gözcüm tepenin üstüne varınca, karşımızdaki sırttan bir keskin nişancı ateşi ile vuruldu." (Turhan Seçer)
TERKİN

Kelime Kökeni: Arapça terḳīn

  1. [isim, eskimiş] Yazılmış bir şeyi çizerek silme
ÇİSKİN

  1. [isim] Çiseleyen yağmur
  2. [sıfat] Çiseleyen yağmurdan hafifçe ıslanmış
    • "Karanlığın içinde bir yapı. İnildi bir kere. Çiskin, nemli hava." (Ayşegül Ural)
TESKİN

Kelime Kökeni: Arapça teskīn

  1. [isim] Acı, öfke, heyecan vb. duyguları yatıştırma, dindirmeye çalışma
    • "Ev sahibi erkek beni, kadın da onu teskine uğraşıyordu." (Burhan Felek)
ŞİŞKİN

  1. [sıfat] Şişmiş, şişirilmiş
    • "Faik'in şişkin ağzından gevrek bir kahkaha boşaldı." (Peyami Safa)
PİŞKİN

  1. [sıfat] Gereğince pişmiş
    • "Pişkin ekmek."
  2. Çabuk pişen; pişeğen, pişek
    • "Pişkin nohut."
  3. [mecaz] Saygısızca davranarak işini yürüten
    • "Hiç istifini bozmayan bir pek pişkin hırsız hâli buldum." (Sait Faik Abasıyanık)
  4. [mecaz] Bakınız utanmaz
    • "Vasıf'ı hem arkadaş canlısı bir insan hem de gayet pişkin bir politikacı olarak tanıyordum." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  5. [mecaz] Bakınız olgun
    • "En pişkin aktörler bile bizim kadar rollerini başaramazlar." (Etem İzzet Benice)
GEÇKİN

  1. [sıfat] İhtiyarlamaya yüz tutmuş, yaşlanmış
    • "Cemile geçkin, kısa boylu, tombul, konuşkan bir kızdır." (Necati Cumalı)
  2. Bakınız geçmiş
    • "Sanki otuzunu geçkin kadın o değil!" (Mahmut Yesari)
  3. Gereğinden çok olgun veya solmaya başlamış (bitki)
    • "Geçkin bir karpuz."
ÇİRKİN

Kelime Kökeni: Farsça çirkīn

  1. [sıfat] Göze veya kulağa hoş gelmeyen; bet (III), bed, güzel karşıtı
    • "Kız öyle müstesna bir güzelliğe sahip olmamakla beraber çirkin de değildi." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. Hoş olmayan, yakışık almayan (davranış veya söz)
    • "Bu boş ve çirkin iddiayı bir kere de onun ağzından işitmek istedim." (Ömer Seyfettin)
  3. Karanlık, dalavereli, şüpheli olan
    • "Dedikodular artmış, o da bu çirkin işler içinde kalmak istemediğinden çekilmiş." (Memduh Şevket Esendal)
SEÇKİN

  1. [sıfat] Benzerleri arasında niteliklerinin yüksekliğiyle göze çarpan; değme (II), mümtaz, güzide, mutena
    • "Burası seçkin konukların ağırlandığı yerdi." (İhsan Oktay Anar)
  2. Bir toplumda saygın ve etkin mevkilerde bulunan ve toplumun eğitim, ekonomi, siyaset, askeriye, din, sanat vb. alanlarıyla ilgili etkinliklerin denetimini elinde tutan (kişi veya grup); elit
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü