Başında karın olan 24 kelime var. Karın ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde karın olan kelimeler listesine ya da sonu karın ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında karın bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
KARINCAİNCİTMEZ
KARINCALANMAK
KARINCAEZMEZ, KARINCALANIŞ, KARINCALANMA, KARINCASEVER, KARINCAYİYEN
KARINCAKUŞU, KARINDAŞLIK
KARINCALAR, KARINCASIZ, KARINLAMAK
KARINCALI, KARINLAMA, KARINTASI
KARINCIK, KARINDAŞ, KARINMAK
KARINCA, KARINLI, KARINMA, KARINSA, KARINTI
KARIN
Karın Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
5 Harfli Kelimeler
KARIN, KIRAN
4 Harfli Kelimeler
AKIN, ANIK, ARIK, IRAK, KANI, KARI, KINA, RAKI
3 Harfli Kelimeler
AKI, ANI, ARI, ARK, IRA, IRK, KAN, KAR, KIN, KIR, NAR
2 Harfli Kelimeler
AK, AN, AR, IR, RA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KARINCAİNCİTMEZ
-
-
[sıfat, mecaz]
Bakınız karıncaezmez
-
[sıfat, mecaz]
Bakınız karıncaezmez
- KARINCALANMAK
-
-
[nesnesiz]
Bir yere, bir şey üzerine karınca üşüşmek
-
Vücudun bir yerindeki uyuşukluktan sonra, kan dolaşımının başlamasıyla o yerde karıncalar dolaşır gibi bir izlenim uyanmak
- "Adamcağızın ara sıra ayakları karıncalandıkça dolaşacak bir yeri bile yok."
-
Metal yüzeylerde pas yüzünden yer yer ufak delikler oluşmak
-
Verici veya alıcıdaki bozukluk sebebiyle televizyonda görüntü bozulmak
-
[mecaz]
Aşırı zihin yorgunluğundan dolayı bir şeyi, bir durumu kavramada zorluk çekmek
- "Satırlar gözünün önünden silinir, gelecekle ilgili düşüncelerim karıncalanırdı."
-
[nesnesiz]
Bir yere, bir şey üzerine karınca üşüşmek
- KARINCASEVER
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Karınca yiyerek beslenen ve karınca yuvası çevresinde yaşayan böcek
-
[isim, hayvan bilimi]
Karınca yiyerek beslenen ve karınca yuvası çevresinde yaşayan böcek
- KARINCAYİYEN
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Karıncayiyengillerden, Avustralya'da yaşayan, karıncayla beslenen bir tür memeli (Echidna acule ata)
- "Gene böcekler grubu içinde yer alan karıncalar, karıncayiyen türleri kendine çekmiş olur."
-
[isim, hayvan bilimi]
Karıncayiyengillerden, Avustralya'da yaşayan, karıncayla beslenen bir tür memeli (Echidna acule ata)
- KARINCAEZMEZ
-
-
[sıfat, mecaz]
Çok merhametli, ince duygulu (kimse); karıncaincitmez
-
Yavaş hareket eden
-
[sıfat, mecaz]
Çok merhametli, ince duygulu (kimse); karıncaincitmez
- KARINCALANIŞ
-
-
[isim]
Karıncalanma işi
-
[isim]
Karıncalanma işi
- KARINCALANMA
-
-
[isim]
Karıncalanmak işi
- "Ama bu sefer, sadece ayak uçlarında değil şakaklarında da bir karıncalanma hissetti."
-
[isim]
Karıncalanmak işi
- KARINDAŞLIK
-
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kardeşlik
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kardeşlik
- KARINCAKUŞU
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Karıncayiyen
-
[isim, hayvan bilimi]
Karıncayiyen
- KARINCASIZ
-
-
[sıfat]
Karıncası olmayan
-
[sıfat]
Karıncası olmayan
- KARINCALAR
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Zar kanatlıların, karınca adı altında toplanan ve beş bin kadar türü sayılan bir dalı
-
[isim, hayvan bilimi]
Zar kanatlıların, karınca adı altında toplanan ve beş bin kadar türü sayılan bir dalı
- KARINLAMAK
-
-
[-e, denizcilik]
Gemi yanını dayamak
- "Gemi rıhtıma karınlamış."
-
[-e, denizcilik]
Gemi yanını dayamak
- KARINTASI
-
-
[isim]
Pastırmada kullanılan hayvanın göbek etleri
-
[isim]
Pastırmada kullanılan hayvanın göbek etleri
- KARINCALI
-
-
[sıfat]
İçinde, üstünde karınca bulunan
- "Bir süre sonra gözlerimi açtığımda elimdeki karıncalı ekmeği ağaçlığa bırakırken buldum kendimi."
-
Paslı veya dökülme sonucu küçük delikleri olan (metal)
-
Üzerine karınca üşüşmüş gibi görünen ekran görüntüsü
- "Gözlerin karıncalı televizyona kilitlendi."
-
[mecaz]
Rahatsızlık veren
- "Eski, o karıncalı, sinsi, ağrılı pis şakalarını yapmaya başladı."
-
[sıfat]
İçinde, üstünde karınca bulunan
- KARINLAMA
-
-
[isim]
Karınlamak işi
-
[isim]
Karınlamak işi
- KARINCIK
-
-
[isim, anatomi]
Vücudun çeşitli organları içinde bulunan boşluk
-
Kalbin alt bölümünde bulunan ve biri sağdaki akciğere kan pompalayan, öbürü soldaki akciğerden vücuda pompalanacak kanı alıp vücuda göndermeye yarayan iki boşluk
-
[isim, anatomi]
Vücudun çeşitli organları içinde bulunan boşluk
- KARINDAŞ
-
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kardeş
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kardeş
- KARINMAK
-
-
[nesnesiz]
Sallanarak karışmak
-
[ağızlardan]
Bakınız çiftleşmek
-
[nesnesiz]
Sallanarak karışmak
- KARINMA
-
-
[isim]
Karınmak işi
-
[isim]
Karınmak işi
- KARINTI
-
-
[isim, denizcilik]
Anaforlarda oluşan çevrinti
-
Geminin yanından vurarak gemiyi sarsan dalga
-
[isim, denizcilik]
Anaforlarda oluşan çevrinti