İçinde karın olan 27 kelime var. İçerisinde KARIN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında karın olan kelimeler listesine ya da sonu karın ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

15 Harfli Kelimeler

KARINCAİNCİTMEZ

13 Harfli Kelimeler

KARINCALANMAK

12 Harfli Kelimeler

AKKARINCALAR, KARINCAEZMEZ, KARINCALANIŞ, KARINCALANMA, KARINCASEVER, KARINCAYİYEN

11 Harfli Kelimeler

ATLIKARINCA, KARINCAKUŞU, KARINDAŞLIK

10 Harfli Kelimeler

KARINCALAR, KARINCASIZ, KARINLAMAK

9 Harfli Kelimeler

AKKARINCA, KARINCALI, KARINLAMA, KARINTASI

8 Harfli Kelimeler

KARINCIK, KARINDAŞ, KARINMAK

7 Harfli Kelimeler

KARINCA, KARINLI, KARINMA, KARINSA, KARINTI

5 Harfli Kelimeler

KARIN

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Karın Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A I K N R

5 Harfli Kelimeler

KARIN, KIRAN

4 Harfli Kelimeler

AKIN, ANIK, ARIK, IRAK, KANI, KARI, KINA, RAKI

3 Harfli Kelimeler

AKI, ANI, ARI, ARK, IRA, IRK, KAN, KAR, KIN, KIR, NAR

2 Harfli Kelimeler

AK, AN, AR, IR, RA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KARINCAİNCİTMEZ

  1. [sıfat, mecaz] Bakınız karıncaezmez
KARINCALANMAK

  1. [nesnesiz] Bir yere, bir şey üzerine karınca üşüşmek
  2. Vücudun bir yerindeki uyuşukluktan sonra, kan dolaşımının başlamasıyla o yerde karıncalar dolaşır gibi bir izlenim uyanmak
    • "Adamcağızın ara sıra ayakları karıncalandıkça dolaşacak bir yeri bile yok." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. Metal yüzeylerde pas yüzünden yer yer ufak delikler oluşmak
  4. Verici veya alıcıdaki bozukluk sebebiyle televizyonda görüntü bozulmak
  5. [mecaz] Aşırı zihin yorgunluğundan dolayı bir şeyi, bir durumu kavramada zorluk çekmek
    • "Satırlar gözünün önünden silinir, gelecekle ilgili düşüncelerim karıncalanırdı." (Necati Cumalı)
KARINCASEVER

  1. [isim, hayvan bilimi] Karınca yiyerek beslenen ve karınca yuvası çevresinde yaşayan böcek
AKKARINCALAR

  1. [isim, hayvan bilimi] Ağız parçaları iyi gelişmiş, iri başlı, ısırıcı böcekler topluluğu; termitler
KARINCAYİYEN

  1. [isim, hayvan bilimi] Karıncayiyengillerden, Avustralya'da yaşayan, karıncayla beslenen bir tür memeli (Echidna acule ata)
    • "Gene böcekler grubu içinde yer alan karıncalar, karıncayiyen türleri kendine çekmiş olur." (Necdet Tunçdilek)
KARINCAEZMEZ

  1. [sıfat, mecaz] Çok merhametli, ince duygulu (kimse); karıncaincitmez
  2. Yavaş hareket eden
KARINCALANIŞ

  1. [isim] Karıncalanma işi
KARINCALANMA

  1. [isim] Karıncalanmak işi
    • "Ama bu sefer, sadece ayak uçlarında değil şakaklarında da bir karıncalanma hissetti." (Elif Şafak)
ATLIKARINCA

Kelime Kökeni: Türkçe atlı + İtalyanca carrozza

  1. [isim] Yere dikilmiş bir eksen çevresinde döndürülen askılara takılı oyuncak at, uçak vb.nden oluşan bir eğlence aracı
    • "Kadınlar çocuklarını bayram yerinde bir salıncağa, bir atlıkarıncaya bindirmişlerdi." (Osman Cemal Kaygılı)
KARINDAŞLIK

  1. [isim, eskimiş] Bakınız kardeşlik
KARINCAKUŞU

  1. [isim, hayvan bilimi] Karıncayiyen
KARINCASIZ

  1. [sıfat] Karıncası olmayan
KARINCALAR

  1. [isim, hayvan bilimi] Zar kanatlıların, karınca adı altında toplanan ve beş bin kadar türü sayılan bir dalı
KARINLAMAK

  1. [-e, denizcilik] Gemi yanını dayamak
    • "Gemi rıhtıma karınlamış."
AKKARINCA

  1. [isim, hayvan bilimi] Düz kanatlılardan, sıcak veya ılıman ülkelerde yaşayan, bitkilere çok zarar veren bir böcek cinsi; termit, divik (Termes)
KARINTASI

  1. [isim] Pastırmada kullanılan hayvanın göbek etleri
KARINCALI

  1. [sıfat] İçinde, üstünde karınca bulunan
    • "Bir süre sonra gözlerimi açtığımda elimdeki karıncalı ekmeği ağaçlığa bırakırken buldum kendimi." (Bilal Özbay)
  2. Paslı veya dökülme sonucu küçük delikleri olan (metal)
  3. Üzerine karınca üşüşmüş gibi görünen ekran görüntüsü
    • "Gözlerin karıncalı televizyona kilitlendi." (Onur Sakarya)
  4. [mecaz] Rahatsızlık veren
    • "Eski, o karıncalı, sinsi, ağrılı pis şakalarını yapmaya başladı." (Özdemir Başargan)
KARINLAMA

  1. [isim] Karınlamak işi
KARINCIK

  1. [isim, anatomi] Vücudun çeşitli organları içinde bulunan boşluk
  2. Kalbin alt bölümünde bulunan ve biri sağdaki akciğere kan pompalayan, öbürü soldaki akciğerden vücuda pompalanacak kanı alıp vücuda göndermeye yarayan iki boşluk
KARINDAŞ

  1. [isim, eskimiş] Bakınız kardeş
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü