Sonunda k olan 6 harfli 907 kelime var. K harfi ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde k harfi olan kelimeler listesine ya da başında k harfi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

GÜZLÜK

  1. [sıfat] Güzün yapılan
    • "Güzlük ekim."
  2. [isim] Güzün ekilen tahıl

KOVMAK

  1. [-i] Sert veya küçük düşürücü sözlerle gitmesini söylemek, savmak, defetmek
    • "Fethi Bey çalgıları kovdu, davul zurna istedi." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Bir yerden sürüp çıkarmak, kovalamak
  3. İşine son vermek, görevinden atmak, uzaklaştırmak
  4. Varlığına son vermek, ortadan kaldırmak
  5. Gözetmek
    • "Sıra, saygı kovarak yetişmiş bütün efendiler, Türkiye'nin bütün Avrupa görmüşleri ona kızar, onu küçük düşürmeye çalışır." (Memduh Şevket Esendal)

PRATİK

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. Uygulamalı
  2. Kolaylıkla uygulanabilir, kullanışlı
    • "Çok görmüş halk adamlarına mahsus pratik bir zekâsı vardı." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. [isim] Bir şeyi yapma yöntemi veya biçimi, teamül
  4. [isim] Bir sanat ve bilim dalının ilkelerinin, kurallarının uygulanışı, kılgı, uygulama, tatbik, ameliye

SALMAK

  1. [-i] Bağımlılığına, tutukluluğuna veya baskı altındaki durumuna son vererek serbest kılmak, bırakmak, koyuvermek
    • "Derhâl kapının zincirini salıvererek kanadı arkasına kadar açtı." (Ercüment Ekrem Talu)
  2. İvedilikle yollamak, hemen göndermek
    • "Bununla beraber peşine adam salmak gerekir." (Aka Gündüz)
  3. Koymak, katmak
    • "Halk ruhunun benliğinizde yeniden uyanıp hararetini gönlünüze saldığını duyarsınız." (Refik Halit Karay)
  4. Sürmek
    • "Bunun içindir ki dal budak saldı, yemiş vermeye başladı." (Ruşen Eşref Ünaydın)
  5. Uğratmak
    • "Başını derde salmak."
  6. Vergi yüklemek
    • "Ona elli bin lira salmışlar."
  7. Üzerine yürütmek
    • "Tazıyı tavşana salmak."
  8. [-e] Saldırmak
    • "Aç kurt, yılana da salar, taşa da! dedi." (Memduh Şevket Esendal)
  9. Sarkıtmak
    • "Soğutmak için kuyuya su kabı saldı."
  10. Gemi demir üzerinde dört yana dönmek
  11. [-i] Bakmamak, ilgilenmemek, özen göstermemek

TAYLAK

  1. [isim] At veya deve yavrusu

TELTİK

  1. [isim] Yanlış, hata

BAYRAK

  1. [isim] Bir milletin, belli bir topluluğun veya bir kuruluşun simgesi olarak kullanılan, renk ve biçimle özelleştirilmiş, genellikle dikdörtgen biçiminde kumaş, sancak
    • "Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır / Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır." (Mithat Cemal Kuntay)
    • "Matbaaya bir bayrak asmayı uygun gördük." (Hüseyin Cahit Yalçın)
  2. Öncü
    • "Yeni bir sanat kuşağının bayrağıydı o." (Yusuf Ziya Ortaç)
  3. Simge, sembol
    • "Kız, Sinekli Bakkal'ın erkek dünyasına meydan okuyan bir bayrak gibiydi." (Halide Edip Adıvar)
  4. Baklagilllerde diğerlerinden daha üstte bulunan, daha büyük olan ve çoğunlukla başka bir renkte ve yuvarlakça olan taç yaprağı
  5. Atletizmdeki bayrak yarışında dört sporcunun elden ele geçirdiği kısa, yuvarlak değnek
  6. Gerektiğinde indirilip kaldırılan, açılıp kapatılan kol
    • "Yoldan, bayrağı açık bir taksi çevirdiler." (Mahmut Yesari)

KOKMAK

  1. [nsz] Koku çıkarmak
    • "Her gelişinde üzeri yabancı lavantalar kokuyor." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
  2. Çürüyüp bozularak kötü bir koku çıkarmak, kokuşmak
    • "Bu et kokmuş."
  3. Olacağıyla ilgili belirtiler göstermek, olacağı hissedilmek
    • "Ortalık savaş kokuyordu."
  4. [-i] Koklamak

TEKNİK

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Bir sanat, bir bilim, bir meslek dalında kullanılan yöntemlerin hepsi
  2. Fizik, kimya, matematik vb. bilimlerden elde edilen verileri iş ve yapım alanında uygulama
    • "Yurdumuz teknik gelişme yolundadır."
  3. [sıfat] Bu uygulamaya dayanan, bu uygulamaya ilişkin
    • "Teknik okul."
  4. Yol, beceri, yöntem
    • "Bu kızın sanatını hiç olmazsa teknik tarafından bildiğine hükmediyorum." (Halide Edip Adıvar)

GEVMEK

  1. [-i] Ağızda katı bir şey çiğnemek, geviş getirmek

HASLIK
...
KÜPKÖK
...
ÜRÜMEK

  1. [nsz] Havlamak

CIRMIK

  1. [isim] Tırnak izi

DEVREK
...
EBELİK

  1. [isim] Ebe olma durumu veya ebenin yaptığı iş
  2. Çocuk oyunlarında ebe olma durumu
    • "Ebe sendin, yaklaş da gözlerini bağlayayım, ebelikten kolay kolay yakayı sıyıramazsın." (Peyami Safa)

YANLIK

  1. [isim] Kahvaltıda ve diğer öğünlerde ana yiyeceğin yanında verilen çerez türü veya domates, salatalık vb. yiyecekler

YUTMAK

  1. [-i] Ağızda bulunan bir şeyi yutağa geçirmek
  2. Tam ve doğru söylememek
    • "Bazı heceleri yutuyor."
  3. İnanmak, aldanmak, kanmak
    • "Bize numara yapma, yutacak enayi değiliz." (Sermet Muhtar Alus)
  4. Söylemek istediği bir sözü kendini tutarak söylememek
  5. İyice, eksiksiz olarak öğrenmek
    • "Bazen üçer yüz sayfalık iki kitabı birden, yirmi dört saat zarfında hatmedip yuttuğu olurdu." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  6. Işık, ses gücünü, parlaklığını azaltmak
    • "Duvarlar bütün ışıkları yutuyor, halkın üstüne bir toprak rengi dökülüyor." (Memduh Şevket Esendal)
  7. Dayanıp sesini çıkarmamak, katlanmak
    • "Ben bu ağır sözleri yutmam."

BOZRAK

  1. [sıfat] Rengi boza çalan

KARSAK

  1. [isim] Köpekgillerden, soluk kahverengi, karnı beyaz tüylü, kısa kulaklı, postundan kürk yapılan bir memeli türü (Vulpes corsac)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü