Sonunda k olan 6 harfli 907 kelime var. K harfi ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde k harfi olan kelimeler listesine ya da başında k harfi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

CILLIK
...
İKİLİK

  1. [isim] İki değişik kullanımı veya uygulaması olma durumu
  2. Görüş veya düşüncede ikiye bölünmüş olma durumu, anlaşmazlık
    • "Kasabanın tarihi, bir bakıma ikiliklerinin tarihiydi." (Necati Cumalı)
  3. İki kuruşluk gümüş akçe
  4. Birlik notanın yarı süre değerindeki nota
  5. [sıfat] İkisi bir arada, iki taneden oluşmuş, iki tane alabilen
    • "İkilik cezve."

KANCIK

  1. [isim] Hayvanlarda dişi
  2. [sıfat] Dönek, güvenilmez
  3. Kadın

ANEMİK

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [sıfat] Kansız
    • "Kafa işlerimizin anemik bir soluklukta oluşunda yemeğe düşkünlüğümüzün rolü sanıldığından daha fazladır." (Haldun Taner)

DELMEK

  1. [-i] Delik açmak, delik duruma getirmek
    • "Taşın göze dokunmadığını ve bir parmak aşağıda yanağı deldiğini gördü." (Peyami Safa)
  2. İncitmek, kırmak

KISTAK

  1. [isim] Bir yarımadayı karaya bağlayan, iki yanı su, dar kara parçası, berzah, dil

PÜRTÜK

  1. [isim] Herhangi bir şeyin üzerindeki çıkıntı biçiminde küçük kabarcık
    • "Portakalın pürtükleri."
  2. Cızırtı

RÖMORK

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Başka bir taşıt tarafından çekilen motorsuz taşıt
    • "Traktörün arkasına bağlı römorkun üstüne tırmandı." (Necati Cumalı)

BÖLMEK

  1. [-i] Bir bütünü iki veya daha çok parçaya ayırmak, taksim etmek
    • "Bir domates aldı, çakıyla dörde böldü." (Necati Cumalı)
  2. Birliğin bozulmasına yol açmak, parçalamak
  3. Bir niceliği iki veya daha çok eşit parçaya ayırmak

CAYMAK

  1. [nsz] Sözünden, kararından dönmek, vazgeçmek
    • "Yonca düşündü, önce annesiyle alışverişe gitmek istedi, sonra caydı." (Oktay Rifat)

KESMEK

  1. [-i] Bıçak, makas vb. bir araçla bir şeyi ikiye ayırmak, parçalamak, doğramak
    • "İpi kesmek."
    • "Zaman zaman iddiacılığını da bırakamazdı, bu böyledir diye kesip atardı." (Haldun Taner)
  2. Dibinden ayırmak
    • "Ağaçları kesmek. Dalları kesmek."
    • "Mantıki söylenmiş, müdellel söylenmiş, her cihetten işi kesip atmıştı." (Memduh Şevket Esendal)
  3. Düzgün parçalara ayırmak
    • "Eti kesmek. Patatesi kesmek."
    • "Nasıl sol elimle sağ elimi kesip biçeceğim?" (Reşat Nuri Güntekin)
  4. Kesici bir araçla yaralamak
    • "Nasıl sol elimle sağ elimi kesip biçeceğim?" (Reşat Nuri Güntekin)
  5. [nsz] Ucunu almak
    • "Saç kesmek. Tırnak kesmek."
  6. [nsz] Hayvanın başını gövdesinden ayırmak, boğazlamak
    • "Koyun kesmek. Tavuk kesmek."
  7. Son vermek, gidermek
    • "Bu ilaç baş ağrısını keser."
  8. Ara vermek
    • "Bu üç zavallı bizden rahatsız oldular ve derslerini keserek çekildiler." (Memduh Şevket Esendal)
  9. Bir şeyden yoksun bırakmak, vermemek
    • "Yardımı kestiler. Ücreti ödemeyince telefonu kestiler."
  10. Akımı durdurmak
    • "Şimdi belediye ile anlaşamayan müteşebbis cereyanı kesmiş." (Sait Faik Abasıyanık)
  11. Belirtmek, kararlaştırmak
    • "Gününü daha kesmedik."
  12. [-den] Verilecek şeyin bir bölümünü alıkoyup vermemek
    • "Ücretinden beş lira kesmişler."
  13. Para basmak
  14. Azaltmak, güçleştirmek
    • "Rüzgâr geminin yolunu kesiyor."
  15. İskambil kâğıtlarında destenin üzerinden bir bölümünü kaldırıp öte yana koymak
  16. Geçişi önlemek
    • "Yolu kesmek."
  17. [nsz] Susmak
    • "Kes artık yeter!"
  18. Hasta organı ameliyatla almak
  19. Bölmek, ayırmak
    • "Bulvarı kesen küçük sokaklardan biri."
  20. Yazıyı, filmi kısaltmak
  21. [nsz] Uydurmak, yalan söylemek
  22. Rüzgâr, soğuk vb. çok etkili olmak
    • "Rüzgâr yüzümü kesiyor."
  23. Birini yermek, kötülemek
  24. Karşı cinsten birisini sürekli olarak süzmek, dikkatli bir biçimde bakmak
  25. Oyuncuyu takım kadrosuna almamak

SAĞLAK
...
SARKIK

  1. [sıfat] Aşağı doğru uzanmış veya uzanmış, sarkmış, sölpük, salpa, gevşek
    • "İri yarı, bıyıkları sarkık bir ozan elini dostça omzuna attı." (Çetin Altan)

BELLEK

  1. [isim] Yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü, dağarcık, akıl, hafıza, zihin
    • "Böylelerini dinlediğimizde, belleğimizde sözleri, hiç mi hiç, kalmaz." (Salâh Birsel)
  2. Bir bilgisayarda, programı değişmeyen verileri, yapılacak iş için gerekli olan ara sonuçları toplayan bölüm

KOFLUK

  1. [isim] Kof olma durumu
    • "Seslerde tuhaf bir kofluk, havada donup kalan bir tınlama." (Atilla İlhan)
  2. İçi boş yer
  3. Bilgisizlik, ahmaklık
  4. Güçsüzlük, dermansızlık

KÜPKÖK
...
ZEYBEK

  1. [isim] Batı Anadolu efesi
    • "Bizim de kalbimizi kımıldatır yerinden / Toprağa diz vuruşu dağ gibi bir zeybeğin" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
  2. Ege yöresine özgü bir müzik veya oyun türü, zeybek havası

ALTLIK

  1. [isim] Tabak, bardak vb. nesnelerin altına konulan şey
    • "Bardak altlığı."
  2. Hayvanların altına yayılan ot veya saman
  3. Arabaya koşulan atların yolları kirletmemesi için kuyruğunun altına yerleştirilen torba

ÇİMMEK

  1. [nsz] Suya bütün vücuduyla girip çıkmak, yıkanmak
    • "Arıkta çimdim de geldim, diye fısıldadı." (Cahit Uçuk)

DİLLEK

  1. [sıfat] Dedikoducu

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü