Sonunda k olan 6 harfli 907 kelime var. K harfi ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde k harfi olan kelimeler listesine ya da başında k harfi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- CILLIK
- ...
- İKİLİK
-
-
[isim]
İki değişik kullanımı veya uygulaması olma durumu
-
Görüş veya düşüncede ikiye bölünmüş olma durumu, anlaşmazlık
- "Kasabanın tarihi, bir bakıma ikiliklerinin tarihiydi." (Necati Cumalı)
-
İki kuruşluk gümüş akçe
-
Birlik notanın yarı süre değerindeki nota
-
[sıfat]
İkisi bir arada, iki taneden oluşmuş, iki tane alabilen
- "İkilik cezve."
-
[isim]
İki değişik kullanımı veya uygulaması olma durumu
- KANCIK
-
-
[isim]
Hayvanlarda dişi
-
[sıfat]
Dönek, güvenilmez
-
Kadın
-
[isim]
Hayvanlarda dişi
- ANEMİK
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
Kansız
- "Kafa işlerimizin anemik bir soluklukta oluşunda yemeğe düşkünlüğümüzün rolü sanıldığından daha fazladır." (Haldun Taner)
-
[sıfat]
Kansız
- DELMEK
-
-
[-i]
Delik açmak, delik duruma getirmek
- "Taşın göze dokunmadığını ve bir parmak aşağıda yanağı deldiğini gördü." (Peyami Safa)
-
İncitmek, kırmak
-
[-i]
Delik açmak, delik duruma getirmek
- KISTAK
-
-
[isim]
Bir yarımadayı karaya bağlayan, iki yanı su, dar kara parçası, berzah, dil
-
[isim]
Bir yarımadayı karaya bağlayan, iki yanı su, dar kara parçası, berzah, dil
- PÜRTÜK
-
-
[isim]
Herhangi bir şeyin üzerindeki çıkıntı biçiminde küçük kabarcık
- "Portakalın pürtükleri."
-
Cızırtı
-
[isim]
Herhangi bir şeyin üzerindeki çıkıntı biçiminde küçük kabarcık
- RÖMORK
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Başka bir taşıt tarafından çekilen motorsuz taşıt
- "Traktörün arkasına bağlı römorkun üstüne tırmandı." (Necati Cumalı)
-
[isim]
Başka bir taşıt tarafından çekilen motorsuz taşıt
- BÖLMEK
-
-
[-i]
Bir bütünü iki veya daha çok parçaya ayırmak, taksim etmek
- "Bir domates aldı, çakıyla dörde böldü." (Necati Cumalı)
-
Birliğin bozulmasına yol açmak, parçalamak
-
Bir niceliği iki veya daha çok eşit parçaya ayırmak
-
[-i]
Bir bütünü iki veya daha çok parçaya ayırmak, taksim etmek
- CAYMAK
-
-
[nsz]
Sözünden, kararından dönmek, vazgeçmek
- "Yonca düşündü, önce annesiyle alışverişe gitmek istedi, sonra caydı." (Oktay Rifat)
-
[nsz]
Sözünden, kararından dönmek, vazgeçmek
- KESMEK
-
-
[-i]
Bıçak, makas vb. bir araçla bir şeyi ikiye ayırmak, parçalamak, doğramak
- "İpi kesmek."
- "Zaman zaman iddiacılığını da bırakamazdı, bu böyledir diye kesip atardı." (Haldun Taner)
-
Dibinden ayırmak
- "Ağaçları kesmek. Dalları kesmek."
- "Mantıki söylenmiş, müdellel söylenmiş, her cihetten işi kesip atmıştı." (Memduh Şevket Esendal)
-
Düzgün parçalara ayırmak
- "Eti kesmek. Patatesi kesmek."
- "Nasıl sol elimle sağ elimi kesip biçeceğim?" (Reşat Nuri Güntekin)
-
Kesici bir araçla yaralamak
- "Nasıl sol elimle sağ elimi kesip biçeceğim?" (Reşat Nuri Güntekin)
-
[nsz]
Ucunu almak
- "Saç kesmek. Tırnak kesmek."
-
[nsz]
Hayvanın başını gövdesinden ayırmak, boğazlamak
- "Koyun kesmek. Tavuk kesmek."
-
Son vermek, gidermek
- "Bu ilaç baş ağrısını keser."
-
Ara vermek
- "Bu üç zavallı bizden rahatsız oldular ve derslerini keserek çekildiler." (Memduh Şevket Esendal)
-
Bir şeyden yoksun bırakmak, vermemek
- "Yardımı kestiler. Ücreti ödemeyince telefonu kestiler."
-
Akımı durdurmak
- "Şimdi belediye ile anlaşamayan müteşebbis cereyanı kesmiş." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Belirtmek, kararlaştırmak
- "Gününü daha kesmedik."
-
[-den]
Verilecek şeyin bir bölümünü alıkoyup vermemek
- "Ücretinden beş lira kesmişler."
-
Para basmak
-
Azaltmak, güçleştirmek
- "Rüzgâr geminin yolunu kesiyor."
-
İskambil kâğıtlarında destenin üzerinden bir bölümünü kaldırıp öte yana koymak
-
Geçişi önlemek
- "Yolu kesmek."
-
[nsz]
Susmak
- "Kes artık yeter!"
-
Hasta organı ameliyatla almak
-
Bölmek, ayırmak
- "Bulvarı kesen küçük sokaklardan biri."
-
Yazıyı, filmi kısaltmak
-
[nsz]
Uydurmak, yalan söylemek
-
Rüzgâr, soğuk vb. çok etkili olmak
- "Rüzgâr yüzümü kesiyor."
-
Birini yermek, kötülemek
-
Karşı cinsten birisini sürekli olarak süzmek, dikkatli bir biçimde bakmak
-
Oyuncuyu takım kadrosuna almamak
-
[-i]
Bıçak, makas vb. bir araçla bir şeyi ikiye ayırmak, parçalamak, doğramak
- SAĞLAK
- ...
- SARKIK
-
-
[sıfat]
Aşağı doğru uzanmış veya uzanmış, sarkmış, sölpük, salpa, gevşek
- "İri yarı, bıyıkları sarkık bir ozan elini dostça omzuna attı." (Çetin Altan)
-
[sıfat]
Aşağı doğru uzanmış veya uzanmış, sarkmış, sölpük, salpa, gevşek
- BELLEK
-
-
[isim]
Yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü, dağarcık, akıl, hafıza, zihin
- "Böylelerini dinlediğimizde, belleğimizde sözleri, hiç mi hiç, kalmaz." (Salâh Birsel)
-
Bir bilgisayarda, programı değişmeyen verileri, yapılacak iş için gerekli olan ara sonuçları toplayan bölüm
-
[isim]
Yaşananları, öğrenilen konuları, bunların geçmişle ilişkisini bilinçli olarak zihinde saklama gücü, dağarcık, akıl, hafıza, zihin
- KOFLUK
-
-
[isim]
Kof olma durumu
- "Seslerde tuhaf bir kofluk, havada donup kalan bir tınlama." (Atilla İlhan)
-
İçi boş yer
-
Bilgisizlik, ahmaklık
-
Güçsüzlük, dermansızlık
-
[isim]
Kof olma durumu
- KÜPKÖK
- ...
- ZEYBEK
-
-
[isim]
Batı Anadolu efesi
- "Bizim de kalbimizi kımıldatır yerinden / Toprağa diz vuruşu dağ gibi bir zeybeğin" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
-
Ege yöresine özgü bir müzik veya oyun türü, zeybek havası
-
[isim]
Batı Anadolu efesi
- ALTLIK
-
-
[isim]
Tabak, bardak vb. nesnelerin altına konulan şey
- "Bardak altlığı."
-
Hayvanların altına yayılan ot veya saman
-
Arabaya koşulan atların yolları kirletmemesi için kuyruğunun altına yerleştirilen torba
-
[isim]
Tabak, bardak vb. nesnelerin altına konulan şey
- ÇİMMEK
-
-
[nsz]
Suya bütün vücuduyla girip çıkmak, yıkanmak
- "Arıkta çimdim de geldim, diye fısıldadı." (Cahit Uçuk)
-
[nsz]
Suya bütün vücuduyla girip çıkmak, yıkanmak
- DİLLEK
-
-
[sıfat]
Dedikoducu
-
[sıfat]
Dedikoducu