Başında kı olan 7 harfli 108 kelime var. Kı ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde kı olan kelimeler listesine ya da sonu kı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında kı bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KISKACI
-
-
[isim]
Soğan tohumundan arpacık soğanı yetiştiren kimse
-
[isim]
Soğan tohumundan arpacık soğanı yetiştiren kimse
- KIRITIM
-
-
[isim]
Kırıtmak işi
-
[isim]
Kırıtmak işi
- KIZILTI
-
-
[isim]
Bir yerden yansıyan hafif kızıl renk, solgun kızıl
- "Bilirsin ki ciğer hastalığı çeken insanların yüzü daima bir kızıltı içindedir."
-
[sıfat]
Bu renkte olan
-
[isim]
Bir yerden yansıyan hafif kızıl renk, solgun kızıl
- KIZILCA
-
-
[sıfat]
Kızıla çalan, az kızıl
-
Aşırı derecede kızıl
-
[isim, bitki bilimi]
Kızıla çalan bir tür buğday
-
[sıfat]
Kızıla çalan, az kızıl
- KISADAN
-
-
[zarf]
Bakınız kısaca
- "Kısadan giderivermiş vaatle düze indirdiği adamın merakını."
-
[zarf]
Bakınız kısaca
- KIZILMA
-
-
[isim]
Kızılmak işi
-
[isim]
Kızılmak işi
- KISAYOL
-
-
[isim, bilişim]
Bilgisayar ekranında bir programa kestirmeden ulaşmayı sağlayan simge
-
[isim, bilişim]
Bilgisayar ekranında bir programa kestirmeden ulaşmayı sağlayan simge
- KIRPMAK
-
-
[-i]
Parçalara ayırmak, kesmek
-
Göz kapaklarını açıp kapamak; kıpmak
- "Az lakırtı söyler, sık ve siyah kaşlarının altında asla kırpmadığı iri, parlak, sabit ve siyah gözlerini hep önüne dikerdi."
-
[-den, mecaz]
Kesinti yapmak, tutumlu davranmak
- "Her hafta bu dergileri alabilmek için küçücük gündeliğimden bir parçasını, öğle yemeklerinden kırparak biriktiririm."
-
[-i]
Parçalara ayırmak, kesmek
- KIRKMAK
-
-
[-i]
Bir şeyi uçlarından kesmek
-
Saç, sakal veya tüyü kesmek
- "Saçlarını çok kırkmışsın."
-
Koyun, keçi vb. hayvanların tüylerini kesmek
- "Günün birinde ihtiyar çoban koyunun birini kör bir makasla kırkıyordu."
-
[-i]
Bir şeyi uçlarından kesmek
- KIRLENT
-
Kelime Kökeni: Fransızca guirlande
-
[isim]
Çiçek veya yaprak işlemeli süs
-
İşlemeli veya işlemesiz bir tür küçük yastık
-
[isim]
Çiçek veya yaprak işlemeli süs
- KIRITIŞ
-
-
[isim]
Kırıtmak işi
- "Albayın evlatlığı kendini göstermek için terliklerini şaplata şaplata aşırı bir kırıtışla geçmişti."
-
[isim]
Kırıtmak işi
- KIPTİCE
-
-
[isim]
Kıptilerin kullandığı dil
-
[isim]
Kıptilerin kullandığı dil
- KINACIK
-
-
[isim]
Buğday pası mantarının, tahıl bitkilerinin sap ve yapraklarında oluşturduğu pas rengindeki hastalık
-
[isim]
Buğday pası mantarının, tahıl bitkilerinin sap ve yapraklarında oluşturduğu pas rengindeki hastalık
- KILLICA
-
-
[zarf]
Kıllı bir biçimde
-
[sıfat]
Biraz kıllı
- "… arkalarındaki izbandut misali kıllıca bir hademe ile basamakları gıcırdata gıcırdata mahzene indiler."
-
[zarf]
Kıllı bir biçimde
- KISARAK
-
-
[sıfat]
Bakınız kısacık
- "Kısarak boylu, kara kuru Nadir Hanım'ın yerinde şimdi şişman denilecek kadar etlenmiş bir hanım var."
-
[sıfat]
Bakınız kısacık
- KIRILMA
-
-
[isim]
Kırılmak işi
- "Ancak diyince şu bilmem ne kulübüyle bilmem ne kulübünün son maçlarındaki kafa, kol, bacak kırılmasından söz açacağımı sanmayınız."
-
[mecaz]
Yürürken salınma, nazlı yürüyüş
-
[fizik]
Saydam bir ortamdan başka bir saydam ortama geçen ışının doğrultusunu değiştirmesi; inkisar
- "Gözlükleri pencerelerden yansıyan ışık kırılmalarıyla çevresine gökkuşağı renkleri saçıyor."
-
[isim]
Kırılmak işi
- KIRACAK
-
-
[isim]
Nalbantların atın tırnağını kesmek için kullandıkları keskin demir alet
-
[isim]
Nalbantların atın tırnağını kesmek için kullandıkları keskin demir alet
- KIRKYIL
-
-
[zarf, mecaz]
Çok uzun süre
- "Eğer bu dehşetli muharebeler, bu ihtilaller, bu istilalar olmasa kırkyıl askerî eczacı Yusuf Efendi olarak kalırdı."
-
[zarf, mecaz]
Çok uzun süre
- KIPIŞIK
-
-
[sıfat]
Yarı kapalı (göz)
- "Gülmesine gülmez ya, küçük, kıpışık, mavi gözlerinden çelik ışıltısı gibi bir şey geçer."
-
[sıfat]
Yarı kapalı (göz)
- KILIFÇI
-
-
[isim]
Kılıflama işini yapan kimse
-
Kılıf yapan ve satan kimse
-
[isim]
Kılıflama işini yapan kimse