İçinde ışık olan 7 harfli 24 kelime var. İçerisinde IŞIK bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ışık olan kelimeler listesine ya da sonu ışık ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Işık Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
I I K Ş
4 Harfli Kelimeler
IŞIK, IŞKI
3 Harfli Kelimeler
KIŞ, ŞIK
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÇAKIŞIK
-
-
[sıfat, matematik]
Çakışmış olan
- "Çakışık üçgenler."
-
[sıfat, matematik]
Çakışmış olan
- AYRIŞIK
-
-
[sıfat]
Ayrışmış olan
-
Ayrı türden; heterojen
-
[kimya]
Birbirlerine çok fazla benzer özellikler taşımayan parça veya birimlerden oluşan bütün veya topluluk; ayrı cinsten, heterojen
-
[sıfat]
Ayrışmış olan
- TANIŞIK
-
-
[isim]
Birbirini tanıyanlardan her biri
- "Tanışıklar birbirlerine iftira ederlerdi."
-
[isim]
Birbirini tanıyanlardan her biri
- TIKIŞIK
-
-
[sıfat]
Tıkışmış olan
-
[sıfat]
Tıkışmış olan
- MAYIŞIK
-
-
[sıfat, argo]
Çok yemekten, sıcaktan veya zevkten gevşemiş olan, üzerine rehavet çökmüş olan (kimse)
-
[sıfat, argo]
Çok yemekten, sıcaktan veya zevkten gevşemiş olan, üzerine rehavet çökmüş olan (kimse)
- KARIŞIK
-
-
[sıfat]
Farklı nitelikteki şeylerden oluşmuş; gayrisafi
- "Karışık salata."
-
Düzeni bozulmuş; intizamsız
-
Karışmış olan
- "Ağzından kanla karışık diş parçalarını, onu yumruklayanların suratlarına tükürdü."
-
Saf olmayan, içine niteliğini değiştirecek başka bir şey katılmış olan; mağşuş
- "Karışık süt."
-
Çalkantı, kargaşa, gerginlik içinde olan
- "Bana ne, bu bir yığın ne olduğunu anlamadığım, karışık, dolambaçlı işten!"
-
Anlaşılması güç olan, açık seçik olmayan; karanlık
- "Tuhaf şey! Hakikaten karışık bir kadın."
-
Halk inancına göre cin ve perilerle ilişkisi olan
-
[sıfat]
Farklı nitelikteki şeylerden oluşmuş; gayrisafi
- BAĞIŞIK
-
-
[sıfat]
Herhangi bir ödevin veya yükümlülüğün dışında kalan
- "Görev yaptıkları sıradaki sözlü açıklama ve davranışlar bakımından yargısal kovuşturmalardan bağışık olacaklardır."
-
[tıp]
Bazı mikroplara karşı aşı veya doğal yolla direnç kazanmış olan; immün
- "Çiçek aşısı, çiçek hastalığına karşı insanı bağışık kılar."
-
[sıfat]
Herhangi bir ödevin veya yükümlülüğün dışında kalan
- YAPIŞIK
-
-
[sıfat]
Bir yere yapışmış olan
- "Zarfa yapışık pullar."
-
Fizyolojik yönden birbirlerine bağlı olarak doğan
-
[mecaz]
Sürekli bir arada bulunan
-
Dokunan, değen
- "Lavabonun duvara yapışık kıyısının üstüne konmuş bir diş fırçası gösteriyordu."
-
[sıfat]
Bir yere yapışmış olan
- IŞIKSIZ
-
-
[sıfat]
Işığı olmayan; ziyasız
- "Arka sokağa bakan, dar, basık tavanlı, ışıksız bir yerdi."
-
[sıfat]
Işığı olmayan; ziyasız
- KATIŞIK
-
-
[sıfat]
İçine başka şeyler karışmış olan; mahlut
-
[sıfat]
İçine başka şeyler karışmış olan; mahlut
- YILIŞIK
-
-
[sıfat]
Yapmacık davranışlarla hoş görünmeye çalışan; yıvışık
- "O hanende denilen yılışık boşboğaza ne diyeyim?"
-
[sıfat]
Yapmacık davranışlarla hoş görünmeye çalışan; yıvışık
- KIZIŞIK
-
-
[sıfat]
Kızışmış olan
-
[sıfat]
Kızışmış olan
- ARDIŞIK
-
-
[sıfat]
Birbiri ardından gelen, üst üste olan; mütevali
-
[sıfat]
Birbiri ardından gelen, üst üste olan; mütevali
- YIVIŞIK
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Islak, kaygan, yapışkan olan
- "Bu gecenin hiç silinmeyen hatırasını yıvışık bir leke hâlinde hâlâ taşıyorum."
-
[mecaz]
Bakınız yılışık
-
[sıfat, ağızlardan]
Islak, kaygan, yapışkan olan
- IŞIKLIK
-
-
[isim, mimarlık]
Bakınız ışık bacası
-
[isim, mimarlık]
Bakınız ışık bacası
- KIRIŞIK
-
-
[sıfat]
Kırışmış olan
- "Söz tiyatroya gelince bu yaşlı sanatkârın kırışık yüzü birdenbire canlandı."
-
[isim]
Kırışmış yer; büzüşük, kırışıklık
-
[isim]
Deride esnekliğin kaybolmasından oluşan kıvrım
- "Ve aynaya akseden alın kırışığında / Ölümü hatırlarız solgun mum ışığında"
-
[sıfat]
Kırışmış olan
- SIVIŞIK
-
-
[sıfat]
Yapışıp bulaşan
- "Üç çocuk, üzerlerine sıvışık bir madde sürülmüş birer dilim ekmeği geveleyip duruyorlar."
-
[mecaz]
Bir kimsenin yanından ayrılmayarak insanı tedirgin eden (kimse)
-
[sıfat]
Yapışıp bulaşan
- YIĞIŞIK
-
-
[sıfat]
Üst üste birikmiş
-
[sıfat]
Üst üste birikmiş
- YAKIŞIK
-
-
[isim]
Bakınız uygunluk
-
Yakışıklı delikanlı
-
[isim]
Bakınız uygunluk
- SIKIŞIK
-
-
[sıfat]
Sıkışmış bir durumda olan
- "Size bu kadar ücreti niye ödemekteyiz, böyle sıkışık anlarımızda?"
-
[sıfat]
Sıkışmış bir durumda olan