İçinde ğı olan 4 harfli 13 kelime var. İçerisinde ĞI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ğı olan kelimeler listesine ya da sonu ğı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- AĞIT
-
-
[isim]
Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi
- "Bir ağıtla mendillerinin, yazmalarının ucuna düğüm attılar."
-
[mecaz]
Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi
-
[edebiyat]
Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı; deme, sagu (II), mersiye
- "Rahman'ın sazı susmuş, okuduğu ağıt bitmiştir."
-
[isim]
Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi
- AĞIR
-
-
[sıfat]
Tartıda çok çeken; kilolu, sakil, hafif karşıtı
-
Çapı, boyutu büyük
- "Ağır top."
-
Bakınız yavaş
- "Adam ağır adımlarla gelip masanın başına geçiyor."
-
Bakınız yoğun
- "Evin sofasına girer girmez kendisini ağır bir duman karşıladı."
-
Çok az işiten (kulak)
-
[mecaz]
Gösterişi fazla olmayan, ciddi olan
- "Ağır kıyafeti ile muhite uymayan Canan'ın yanında, ne kadar rahat ve sadeydi."
-
Bakınız değerli
- "Hiçbir yerden bir ses çıkmamış, kimse bir söz söylememişti. Yalnız Yumru kendi kendine taş yerinde ağırdır dedi."
-
[mecaz]
Bakınız çetin
- "Denizcilik tarihinin en ağır sorumluluklarından birini üzerine alıyordu."
-
[mecaz]
Sıkıntı veren, bunaltan; sakil
- "Sanki ağır bir yükün altından kurtuldum."
-
[mecaz]
Dokunaklı, kırıcı, insanın gücüne giden
- "Kızmıştım, Keziban'a söylenecek şöyle ağır bir söz arıyordum."
-
[mecaz]
Bakınız ağırbaşlı
- "Bu, on dokuz yaşında ufak tefek bir kızdı fakat otuz yaşındaki bir insandan daha ağırdı."
-
[mecaz]
Keskin, boğucu (koku)
- "Bu koku, en hafif rüzgârla burnu kuvvetli bir adama uzaktan kendini hissettirecek kadar ağırdır."
-
Bakınız kısık
- "Ağaya pek duyurmak istemeyen ağır bir sesle kulağıma eğildi."
-
[mecaz]
Davranışları yavaş olan
-
[mecaz]
Sindirimi güç (yiyecek)
- "Ağır bir yemek."
-
[isim, spor]
Bakınız ağır sıklet
- "Yıllarca ağırda güreşti."
-
[zarf]
Yavaş bir biçimde
- "Cüneyt Bey sözlerini tartıyormuş gibi ağır söylüyordu."
-
[sıfat]
Tartıda çok çeken; kilolu, sakil, hafif karşıtı
- AĞIŞ
-
-
[isim]
Ağmak işi
- "Gençlikten orta yaşa, orta yaştan yaşlılığa ağışını birlikte yaşadığım bu ev..."
-
Su buharının ve başka gazların yerden havaya doğru çıkışı, yağış karşıtı
-
[isim]
Ağmak işi
- AĞIZ
-
-
[isim]
Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü
-
[isim]
Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü
- AĞIN
-
-
[isim]
Elâzığ iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Elâzığ iline bağlı ilçelerden biri
- AĞIL
-
-
[isim]
Evcil küçükbaş hayvanların barındığı çit veya duvarla çevrili yer; arkaç
- "Bir keçi kokusu sarmış ağıllarda çobanlarla arkadaş oldum."
-
[isim]
Evcil küçükbaş hayvanların barındığı çit veya duvarla çevrili yer; arkaç
- AĞIM
-
-
[isim]
Ayağın üstündeki tümsek yer
-
[isim]
Ayağın üstündeki tümsek yer
- BAĞI
-
-
[isim]
Bakınız göz bağı
-
[isim]
Bakınız göz bağı
- IĞIL
-
-
[isim, ağızlardan]
Yavaş akan su
- "Iğılda yüzmek kolaydır."
-
[isim, ağızlardan]
Yavaş akan su
- KİĞI
-
-
[isim]
Bingöl iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Bingöl iline bağlı ilçelerden biri
- KIĞI
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız kığ
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız kığ
- SAĞI
-
-
[isim]
Kuş gübresi
-
[isim]
Kuş gübresi
- YAĞI
-
-
[isim, eskimiş]
Bakınız düşman
- "Yağı basar, uğru çapar, tek başıma barınamam, ölürüm."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız düşman