İçinde üs olan 7 harfli 60 kelime var. İçerisinde ÜS bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında üs olan kelimeler listesine ya da Sonu üs ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
S Ü Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
SÜ, ÜS
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÜSTÜBEÇ
-
-
[isim]
Boyacılıkta kullanılan zehirli, bazik kurşun karbonat
- "Gündüz yüzünün kızıllığını örtmek için sürdüğü kalın pudra tabakası âdeta bir üstübeç maskesini hatırlatıyordu." (Halide Edip Adıvar)
-
[isim]
Boyacılıkta kullanılan zehirli, bazik kurşun karbonat
- TEESSÜS
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Kurulma, ortaya çıkma
-
Yerleşme, temelleşme, kökleşme
-
[isim]
Kurulma, ortaya çıkma
- MÜSABIK
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Yarışçı
-
Yarışmacı
-
[isim]
Yarışçı
- MÜSTEVİ
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
Her yeri aynı düzeyde olan, düz
-
[isim]
Düzlem
-
Her yeri aynı düzeyde olan, düz
- CÜSSELİ
-
-
[sıfat]
İri yapılı, iri gövdeli, iri yarı (kimse)
-
[sıfat]
İri yapılı, iri gövdeli, iri yarı (kimse)
- MİNİBÜS
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
10-12 kişilik oturma kapasitesi olan küçük otobüs
-
[isim]
10-12 kişilik oturma kapasitesi olan küçük otobüs
- MÜSAADE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
İzin, icazet, ruhsat
- "Rica ederim, bize artık müsaade edin!" (Osman Cemal Kaygılı)
-
Elverişli, uygun olma durumu
-
[isim]
İzin, icazet, ruhsat
- ÜSTENME
-
-
[isim]
Üstenmek işi, taahhüt, angajman
- "Kimseyle bu türlü alışverişim yoktu. Kimsenin üstenmesi, girdisi çıktısı, alacağı, borcu ile uğraşmak istemiyordum." (Necati Cumalı)
-
[isim]
Üstenmek işi, taahhüt, angajman
- KÜSTERE
-
Kelime Kökeni : Rumca
-
[isim]
Köstere
-
Değirmen taşı yapılan taş
-
Bileği çarkı
-
[isim]
Köstere
- ÖLÇÜSÜZ
-
-
[sıfat]
Ölçülmemiş, ölçüsü alınmamış olan
-
[zarf]
Nereye varacağı düşünülmeksizin, yerli yersiz
- "Ölçüsüz konuşmak."
-
Pek çok, aşırı, gelişigüzel, rastgele
- "Şüphe yok ki ölçüsüz bir para israfı bu borçları daha çoğaltacak, hiç azaltmayacaktı." (Peyami Safa)
-
Ölçüsü olmayan, vezinsiz
-
[sıfat]
Ölçülmemiş, ölçüsü alınmamış olan
- MÜSAVAT
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Eşitlik, denklik
- "Hürriyet, müsavat diye herkesin ağzına bir parmak bal çaldılar." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
-
[isim]
Eşitlik, denklik
- BAŞÜSTÜ
- ...
- ÖRTÜSÜZ
-
-
[sıfat]
Örtüsü olmayan
-
Örtülmemiş
- "İşte yalının penceresinde yengemin örtüsüz başı renkli bir demet..." (Yusuf Ziya Ortaç)
-
Açık seçik, gizlenmeyen
- "En ciddileri bile cıvıtan meclis, örtüsüz telmihlere, taşkın hareketlere de müsamaha etmeye başlamıştı." (Peyami Safa)
-
[sıfat]
Örtüsü olmayan
- ÜSLENME
-
-
[isim]
Üslenmek işi
-
[isim]
Üslenmek işi
- ÖRGÜSÜZ
-
-
[sıfat]
Örgüsü olmayan
-
[sıfat]
Örgüsü olmayan
- KÜSÜŞME
-
-
[isim]
Küsüşmek işi
- "Sevgimizi hep canlı tuttuğumuzu sandık. Küsüşmelerimiz, dargınlıklarımız sanki iz bırakmadan geçti gitti." (Erhan Bener)
-
[isim]
Küsüşmek işi
- ÜSTATÇA
-
-
[zarf]
Üstat gibi, üstadın yaptığına benzer, üstadane
-
[zarf]
Üstat gibi, üstadın yaptığına benzer, üstadane
- TEVARÜS
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Bir kimseden miras kalma, mirasa konma
-
Kalıtım yoluyla birinden diğerine geçme
-
[isim]
Bir kimseden miras kalma, mirasa konma
- MÜSADİF
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
Rastlayan
-
[sıfat]
Rastlayan
- GÖĞÜSLÜ
-
-
[sıfat]
Göğsü olan
-
Göğsü geniş olan
-
İri memeli (kadın)
-
[sıfat]
Göğsü olan