İçinde üs olan 6 harfli 38 kelime var. İçerisinde ÜS bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında üs olan kelimeler listesine ya da sonu üs ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Üs Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
SÜ, ÜS
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÜSTÜPÜ
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
Gemi kalafatında, işliklerde, buharlı makinelerde, temizlik işlerinde, otomobilcilikte kullanılan genellikle yoluntu ve artık pamuk ipliği veya didilmiş kenevir
- "Usta, ellerinin yağını üstüpüye silerken soruyor."
-
[isim]
Gemi kalafatında, işliklerde, buharlı makinelerde, temizlik işlerinde, otomobilcilikte kullanılan genellikle yoluntu ve artık pamuk ipliği veya didilmiş kenevir
- PÜSTÜL
-
-
[isim, tıp]
İrinle dolu kabarcık veya sivilce
-
[isim, tıp]
İrinle dolu kabarcık veya sivilce
- MÜSAVİ
-
Kelime Kökeni: Arapça musāvī
-
[sıfat]
Bakınız eşit
- "Kendisi için bu budalaların arasında bir dakika geçirmek artık bir asır kaybetmeye müsaviydi."
-
[sıfat]
Bakınız eşit
- SÜSMEK
-
-
[-i]
Bakınız boynuzlamak
- "Koç çocuğu süsmüş."
-
[-i]
Bakınız boynuzlamak
- ÜSKÜRE
-
-
[isim, ağızlardan]
Topraktan veya madenden yapılmış çorba tası, çukur çanak
-
[isim, ağızlardan]
Topraktan veya madenden yapılmış çorba tası, çukur çanak
- MÜSMİR
-
Kelime Kökeni: Arapça mus̱mir
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız verimli
-
Sonuç veren
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız verimli
- ÜSTSÜZ
-
-
[sıfat]
Belden üst kısmında giysi olmayan
- "Hacer’in Ali’ye kaçamak bakışları, yakın plan yüz çekimleri, Ali’nin üstsüz ya da düğmeleri açık gömleğiyle dolaşması aralarındaki elektriği göstermektedir."
-
Üstü olmayan
-
[sıfat]
Belden üst kısmında giysi olmayan
- HÜSRAN
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫusrān
-
[isim]
Beklenilen şeyin elde edilememesi yüzünden duyulan acı; batkı
-
[eskimiş]
Bakınız zarar
-
[isim]
Beklenilen şeyin elde edilememesi yüzünden duyulan acı; batkı
- DÜRÜST
-
Kelime Kökeni: Farsça durust
-
[sıfat]
Sözünde ve davranışlarında doğruluktan ayrılmayan, doğru (kimse)
- "Dürüst bir insan, inansa da inanmasa da mefhumları yerli yerinde kullanmak borcundadır."
-
[mecaz]
Kurallara uygun, yanlışsız olan
- "İyi giyinmek her zaman dürüst bir zevk ifade etmez."
-
[sıfat]
Sözünde ve davranışlarında doğruluktan ayrılmayan, doğru (kimse)
- KÜSLÜK
-
-
[isim]
Küs olma durumu
-
[isim]
Küs olma durumu
- KAKTÜS
-
Kelime Kökeni: Fransızca cactus
-
[isim, bitki bilimi]
Kaktüsgillerden, yaprakları yayvan ve dikenli, güzel, parlak renkte çiçekler açan bir bitki; atlas çiçeği (Cactus)
- "Sulamışlardır süs bitkilerini, çiçek açmış kaktüsleri filan."
-
[isim, bitki bilimi]
Kaktüsgillerden, yaprakları yayvan ve dikenli, güzel, parlak renkte çiçekler açan bir bitki; atlas çiçeği (Cactus)
- ÜSTTEN
-
-
[zarf]
Bakınız üstünkörü
-
[mecaz]
Tepeden, yüksekten
-
[zarf]
Bakınız üstünkörü
- MÜSPET
-
Kelime Kökeni: Arapça mus̱bet
-
[sıfat]
Bakınız olumlu
- "Müspet ve realist ilmî araştırmaların meydana gelebilmesi için istatistik bir zarurettir."
-
[sıfat]
Bakınız olumlu
- KÜSKÜN
-
-
[sıfat]
Küsmüş olan (kimse)
- "Benim küskün talihimin bana verdiği ızdırap yeter."
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız küstüm otu
-
[ağızlardan]
Gelişmemiş, küçük kalmış
-
[sıfat]
Küsmüş olan (kimse)
- PÜSKÜL
-
-
[isim]
Bir ucundan bazı şeylere süs olarak takılan, diğer ucu serbest saçak biçimindeki iplik demeti
- "Kuyruğunu kocaman bir püskül gibi sallıyordu."
-
[isim]
Bir ucundan bazı şeylere süs olarak takılan, diğer ucu serbest saçak biçimindeki iplik demeti
- KÜSÜLÜ
-
-
[sıfat]
Aralarında dargınlık, küskünlük bulunan
-
[sıfat]
Aralarında dargınlık, küskünlük bulunan
- KÜSKÜT
-
Kelime Kökeni: Fransızca cuscute
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız küsküt otu
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız küsküt otu
- DÜSTUR
-
Kelime Kökeni: Arapça dustūr
-
[isim]
Genel kural
-
[eskimiş]
Yasaları içine alan kitap
-
[isim]
Genel kural
- MÜSAİT
-
Kelime Kökeni: Arapça musāʿid
-
[sıfat]
Uygun, elverişli olan
- "Asla hissîliğe, ılık ve yumuşak duygulara müsait değiliz."
-
[sıfat]
Uygun, elverişli olan
- ÜSTÜNE
-
-
[zarf]
Bir konu hakkında, ... konusunda, ... ile ilgili; üzerine, dair
- "Arkadaşım aşk ve evlilik üstüne konuşulacak şeyler bulmuştu."
-
Birinin hesabına
- "Kahveci içilen kahveleri Esat Ağanın üstüne yazıyor."
-
-e göre, uygun olarak
- "Paris'e yazıldı. Oradan ölçü üstüne gönderdiler, insan Paris'e kendi gidip diktirmeli."
-
-den sonra
- "Ben rakının üstüne şarap içmem diyecek oldu."
-
Kendinden önce gelen sözün ikileme biçiminde anlamını pekiştirmek ve sıklığını ifade etmek için kullanılan bir söz
- "Memleketten mektup mektup üstüne para istemiyorlardı o sıralarda..."
-
[zarf]
Bir konu hakkında, ... konusunda, ... ile ilgili; üzerine, dair