İçinde üs olan 6 harfli 38 kelime var. İçerisinde ÜS bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında üs olan kelimeler listesine ya da sonu üs ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Üs Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

S Ü

2 Harfli Kelimeler

SÜ, ÜS

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ÜSTÜPÜ

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Gemi kalafatında, işliklerde, buharlı makinelerde, temizlik işlerinde, otomobilcilikte kullanılan genellikle yoluntu ve artık pamuk ipliği veya didilmiş kenevir
    • "Usta, ellerinin yağını üstüpüye silerken soruyor." (Zeyyat Selimoğlu)
PÜSTÜL

  1. [isim, tıp] İrinle dolu kabarcık veya sivilce
MÜSAVİ

Kelime Kökeni: Arapça musāvī

  1. [sıfat] Bakınız eşit
    • "Kendisi için bu budalaların arasında bir dakika geçirmek artık bir asır kaybetmeye müsaviydi." (Ömer Seyfettin)
SÜSMEK

  1. [-i] Bakınız boynuzlamak
    • "Koç çocuğu süsmüş."
ÜSKÜRE

  1. [isim, ağızlardan] Topraktan veya madenden yapılmış çorba tası, çukur çanak
MÜSMİR

Kelime Kökeni: Arapça mus̱mir

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız verimli
  2. Sonuç veren
ÜSTSÜZ

  1. [sıfat] Belden üst kısmında giysi olmayan
    • "Hacer’in Ali’ye kaçamak bakışları, yakın plan yüz çekimleri, Ali’nin üstsüz ya da düğmeleri açık gömleğiyle dolaşması aralarındaki elektriği göstermektedir." (Nigar Pösteki)
  2. Üstü olmayan
HÜSRAN

Kelime Kökeni: Arapça ḫusrān

  1. [isim] Beklenilen şeyin elde edilememesi yüzünden duyulan acı; batkı
  2. [eskimiş] Bakınız zarar
DÜRÜST

Kelime Kökeni: Farsça durust

  1. [sıfat] Sözünde ve davranışlarında doğruluktan ayrılmayan, doğru (kimse)
    • "Dürüst bir insan, inansa da inanmasa da mefhumları yerli yerinde kullanmak borcundadır." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. [mecaz] Kurallara uygun, yanlışsız olan
    • "İyi giyinmek her zaman dürüst bir zevk ifade etmez." (Halide Edip Adıvar)
KÜSLÜK

  1. [isim] Küs olma durumu
KAKTÜS

Kelime Kökeni: Fransızca cactus

  1. [isim, bitki bilimi] Kaktüsgillerden, yaprakları yayvan ve dikenli, güzel, parlak renkte çiçekler açan bir bitki; atlas çiçeği (Cactus)
    • "Sulamışlardır süs bitkilerini, çiçek açmış kaktüsleri filan." (Selim İleri)
ÜSTTEN

  1. [zarf] Bakınız üstünkörü
  2. [mecaz] Tepeden, yüksekten
MÜSPET

Kelime Kökeni: Arapça mus̱bet

  1. [sıfat] Bakınız olumlu
    • "Müspet ve realist ilmî araştırmaların meydana gelebilmesi için istatistik bir zarurettir." (Nâzım Hikmet)
KÜSKÜN

  1. [sıfat] Küsmüş olan (kimse)
    • "Benim küskün talihimin bana verdiği ızdırap yeter." (Etem İzzet Benice)
  2. [isim, bitki bilimi] Bakınız küstüm otu
  3. [ağızlardan] Gelişmemiş, küçük kalmış
PÜSKÜL

  1. [isim] Bir ucundan bazı şeylere süs olarak takılan, diğer ucu serbest saçak biçimindeki iplik demeti
    • "Kuyruğunu kocaman bir püskül gibi sallıyordu." (Ömer Seyfettin)
KÜSÜLÜ

  1. [sıfat] Aralarında dargınlık, küskünlük bulunan
KÜSKÜT

Kelime Kökeni: Fransızca cuscute

  1. [isim, bitki bilimi] Bakınız küsküt otu
DÜSTUR

Kelime Kökeni: Arapça dustūr

  1. [isim] Genel kural
  2. [eskimiş] Yasaları içine alan kitap
MÜSAİT

Kelime Kökeni: Arapça musāʿid

  1. [sıfat] Uygun, elverişli olan
    • "Asla hissîliğe, ılık ve yumuşak duygulara müsait değiliz." (Necip Fazıl Kısakürek)
ÜSTÜNE

  1. [zarf] Bir konu hakkında, ... konusunda, ... ile ilgili; üzerine, dair
    • "Arkadaşım aşk ve evlilik üstüne konuşulacak şeyler bulmuştu." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Birinin hesabına
    • "Kahveci içilen kahveleri Esat Ağanın üstüne yazıyor." (Memduh Şevket Esendal)
  3. -e göre, uygun olarak
    • "Paris'e yazıldı. Oradan ölçü üstüne gönderdiler, insan Paris'e kendi gidip diktirmeli." (Memduh Şevket Esendal)
  4. -den sonra
    • "Ben rakının üstüne şarap içmem diyecek oldu." (Haldun Taner)
  5. Kendinden önce gelen sözün ikileme biçiminde anlamını pekiştirmek ve sıklığını ifade etmek için kullanılan bir söz
    • "Memleketten mektup mektup üstüne para istemiyorlardı o sıralarda..." (Sait Faik Abasıyanık)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü