İçinde üs olan 10 harfli 60 kelime var. İçerisinde ÜS bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında üs olan kelimeler listesine ya da Sonu üs ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
S Ü Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
SÜ, ÜS
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- PÜSKÜRTMEK
-
-
[-i]
Püskürme işini yaptırmak
-
Hızla ve savurtarak çıkarmak
-
Fışkırtmak
-
Geri dönmek zorunda bırakmak
- "Düşmanı hem de kanadı kırık hâlimizle, hangi güçle geri püskürttük?" (Haldun Taner)
-
[-i]
Püskürme işini yaptırmak
- BÖLÜNTÜSÜZ
-
-
[sıfat]
Bölüntüsü olmayan
-
[sıfat]
Bölüntüsü olmayan
- MÜSTEMLEKE
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Sömürge
- "Liberalizm, müstemlekelerde tatbik edilmiş bir sistemdir." (Atatürk)
-
[isim]
Sömürge
- SAĞGÖRÜSÜZ
-
-
[sıfat]
Sağgörüsü olmayan, basiretsiz
-
[sıfat]
Sağgörüsü olmayan, basiretsiz
- MÜSAMAHALI
-
-
[sıfat]
Hoşgörülü, toleranslı
- "Bir bakıma hayat, ufak tefek tepkilere rağmen hiç olmazsa münakaşa kabul edecek derecede müsamahalı idi." (Ahmet Hamdi Tanpınar)
-
[sıfat]
Hoşgörülü, toleranslı
- MÜSTENİDEN
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[zarf]
Dayanarak
-
[zarf]
Dayanarak
- GÖRÜNTÜSEL
-
-
[sıfat]
Görüntüye dayanan
- "Her yanının hem görüntüsel hem manevi bir bütünlüğü vardır." (Haldun Taner)
-
[sıfat]
Görüntüye dayanan
- HOŞGÖRÜSÜZ
-
-
[sıfat]
Hoşgörüsü olmayan, hoşgörü ile davranmayan, müsamahasız, toleranssız
- "Bakın, hikâye zordur, acımasız ve hoşgörüsüzdür. Oturursunuz ve başından kalkamazsınız." (Tarık Dursun K)
-
[sıfat]
Hoşgörüsü olmayan, hoşgörü ile davranmayan, müsamahasız, toleranssız
- ÖRTÜSÜZLÜK
- ...
- MÜSTAKİLEN
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[zarf]
Bağımsız olarak
-
[zarf]
Bağımsız olarak
- ÜSTÜNSEMEK
-
-
[-i]
Üstün, iyi, yeğlenir olduğuna inanmak
- "Belki de loşluğu üstünseyen Zeyno, mumu yakmış, yorganın üstünde hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamıştı." (Halide Edip Adıvar)
-
[-i]
Üstün, iyi, yeğlenir olduğuna inanmak
- ORDİNARYÜS
-
Kelime Kökeni : Latince
-
[isim]
Türk üniversitelerinde 1960 öncesinde, en az beş yıl profesörlük yapmış, bilimsel çalışmalarıyla kendini tanıtmış öğretim üyeleri arasından seçilerek bir kürsünün yönetimiyle görevlendirilen kimselere verilen unvan
-
[isim]
Türk üniversitelerinde 1960 öncesinde, en az beş yıl profesörlük yapmış, bilimsel çalışmalarıyla kendini tanıtmış öğretim üyeleri arasından seçilerek bir kürsünün yönetimiyle görevlendirilen kimselere verilen unvan
- BAŞÖRTÜSÜZ
- ...
- MÜSLÜMANCA
- ...
- GÖĞÜSLEŞME
- ...
- İKİNDİÜSTÜ
-
-
İkindiye doğru, ikindiüzeri
-
İkindiye doğru, ikindiüzeri
- OLAĞANÜSTÜ
-
-
[sıfat]
Alışılmıştan, benzerlerinden farklı olan, fevkalade
- "Bazı kentlerin, insanın üstünde olağanüstü bir etkisi oluyor." (Halide Edip Adıvar)
-
Beklenmedik bir zamanda yapılan, önceden tasarlanmamış olan, fevkalade
- "İlk önemli dedikodu, olağanüstü vergiler yüzünden çıkmış." (Kemal Tahir)
-
Büyük bir hayranlığa yol açan, harikulade
- "Kadın milletinin bu gibi ince hesaplarda olağanüstü bir kabiliyeti var." (Haldun Taner)
-
[sıfat]
Alışılmıştan, benzerlerinden farklı olan, fevkalade
- PÜSKÜRTÜCÜ
-
-
[isim]
Püskürtme işini yapan araç, sprey
-
[isim]
Püskürtme işini yapan araç, sprey
- HÜSNÜNİYET
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Herhangi bir kimse veya konuda hiçbir kötü düşünce beslememe, temiz yüreklilik, iyi dilek, iyi niyet
- "Fakat Müfit'te buna inanacak kadar hüsnüniyet kalmamıştı." (Peyami Safa)
-
[isim]
Herhangi bir kimse veya konuda hiçbir kötü düşünce beslememe, temiz yüreklilik, iyi dilek, iyi niyet
- RESOLÜSYON
- ...