İçinde çe olan 8 harfli 145 kelime var. İçerisinde ÇE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında çe olan kelimeler listesine ya da Sonu çe ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- FAÇETALI
-
-
[sıfat]
Üzerinde façetaları bulunan
- "Binbir façetalı bir elmas, her façetada ayrı bir pırıltı." (Cemil Meriç)
-
[sıfat]
Üzerinde façetaları bulunan
- ÇEVİRMEK
-
-
[-i]
Bir şeyin yönünü değiştirmek
- "Nefes nefese koşan anneme, başını çevirmeden cevap verdi." (Yusuf Ziya Ortaç)
-
Öteki yüzünü görünür duruma getirmek
- "Sermet defterinin yapraklarını çeviriyordu." (Ömer Seyfettin)
-
Döndürerek hareket ettirmek
- "Resimleri albüme yapıştırırken kocası da radyonun düğmesini çevirdi." (Sait Faik Abasıyanık)
-
Yönetmek, idare etmek
- "Eteği belinde, bütün evi o çeviriyor." (Haldun Taner)
-
Yolundan alıkoymak, yoldan döndürmek
- "Arkadaşı bizi çevirip evine götürdü."
-
Geri göndermek
- "Kendisine yollanan parayı çevirmiş."
-
Bir giyeceği söküp iç yüzünü dışa getirmek
-
Çevrilemek, tevil etmek
- "Sözü işine geldiği gibi çevirdi."
-
[-den]
Çeviri yapmak
- "Romanlar, hikâyeler yazar; yahut Fransızcadan çevirirmiş." (Memduh Şevket Esendal)
-
[-i]
Bir yerin çevresini bir şeyle sarmak, kuşatmak
- "Bağı duvarla çevirmek."
-
[-i]
Bir durumdan başka duruma getirmek, dönüştürmek
- "Evlerini otele çevirdiler."
-
[-den]
Bir durumdan başka duruma geçmek
-
[nsz]
Kâğıt oyunu oynamak
-
[nsz]
Hile, dolap, dalavere vb. dürüst olmayan davranışlar ortaya koymak
- "Bendenize şikâyetlerin yapılmaması, iş çevirmek isteyenlerin muvaffak olamayacaklarını bilmeleri neticesidir." (Atatürk)
-
[-i]
Kötü bir duruma getirmek
- "Adamı maskaraya çevirmek."
-
[-i]
Bir şeyin yönünü değiştirmek
- GERÇEKTE
-
-
[zarf]
Aslında, tam anlamıyla, hakikatte
- "Kumpanyanın kurulmasında başı çeken gerçekte, ecnebi bir banka." (Atilla İlhan)
-
[zarf]
Aslında, tam anlamıyla, hakikatte
- ÇEKMELİK
-
-
[isim]
Yemeni vb. giyeceklerde, ayağın daha rahat girmesi için topuk üzerinde bulunan uzun çıkıntı
- "Adam, topukların ucundan yükselen çekmeliklere geçirilmiş kınnaplara bağlı yemenileri omzunun iki yanından sarkıttı." (Ayla Kutlu)
-
[isim]
Yemeni vb. giyeceklerde, ayağın daha rahat girmesi için topuk üzerinde bulunan uzun çıkıntı
- ÇEPELSİZ
-
-
[sıfat]
İçinde sap, taş, toprak vb. yabancı madde bulunmayan
-
[sıfat]
İçinde sap, taş, toprak vb. yabancı madde bulunmayan
- MİLLETÇE
-
-
[zarf]
Millet tarafından, millete göre, millet olarak
- "Türk ata yurduna ve Türk'ün istiklaline tecavüz edenler kimler olursa olsun, onlara bütün milletçe mukabele ve onlarla mücadele eylemek icap ediyordu." (Atatürk)
-
[zarf]
Millet tarafından, millete göre, millet olarak
- GERÇEKÇİ
-
-
[sıfat]
Gerçeği gören ve ona göre davranan veya gerçeğe uygun olarak yapılan, realist
- "Halkçı olduğu kadar gerçekçiydi Atatürk." (Sabahattin Eyuboğlu)
-
Gerçekçilik yanlısı olan, realist
- "Geçmişi geçmişte bırakıp bugüne bakmak daha gerçekçi bir yaklaşımdır." (Haldun Taner)
-
[sıfat]
Gerçeği gören ve ona göre davranan veya gerçeğe uygun olarak yapılan, realist
- YÜKÇEKER
-
-
[isim]
Yükleri bir noktadan başka bir noktaya götürmekte kullanılan araç
-
[isim]
Yükleri bir noktadan başka bir noktaya götürmekte kullanılan araç
- BAHÇESİZ
-
-
[sıfat]
Bahçesi olmayan
-
[sıfat]
Bahçesi olmayan
- İÇERİKLİ
-
-
[sıfat]
Herhangi bir niteliği, özelliği içeren, muhtevalı
- "Bilimsel içerikli."
-
[sıfat]
Herhangi bir niteliği, özelliği içeren, muhtevalı
- GÖKÇEADA
- ...
- ÇEKİMSİZ
-
-
[sıfat]
Çekimi olmayan
-
[sıfat]
Çekimi olmayan
- KONÇERTO
-
Kelime Kökeni : İtalyanca
-
[isim]
Bir çalgının teknik özelliklerini ön plana çıkarmak amacıyla yazılmış, orkestra eşliğinde seslendirilen, sonat formundaki müzik eseri
- "Derinden gelen, insanın ruhunu okşayan bir keman konçertosu çalıyordu." (Nazlı Eray)
-
[isim]
Bir çalgının teknik özelliklerini ön plana çıkarmak amacıyla yazılmış, orkestra eşliğinde seslendirilen, sonat formundaki müzik eseri
- YELÖLÇER
-
-
[isim]
Rüzgârın veya gaz durumundaki akışkanların akış hızını ölçmeye yarayan aygıt, anemometre
-
[isim]
Rüzgârın veya gaz durumundaki akışkanların akış hızını ölçmeye yarayan aygıt, anemometre
- YENİÇERİ
-
-
[isim]
Orhan Gazi tarafından Yeniçeri Ocağı adıyla 1362'de kurulan, İkinci Mahmut zamanında 1826'da Nizamıcedit adındaki asker ocağının kurulmasıyla ortadan kaldırılan Osmanlı İmparatorluğu'nun piyade asker sınıfı
-
Bu asker sınıfından olan er
-
[isim]
Orhan Gazi tarafından Yeniçeri Ocağı adıyla 1362'de kurulan, İkinci Mahmut zamanında 1826'da Nizamıcedit adındaki asker ocağının kurulmasıyla ortadan kaldırılan Osmanlı İmparatorluğu'nun piyade asker sınıfı
- ZEVZEKÇE
-
-
[sıfat]
Gevezeye yakışan, geveze gibi
-
[zarf]
Gevezeye yakışır bir biçimde
-
[sıfat]
Gevezeye yakışan, geveze gibi
- ÇEVRİLME
-
-
[isim]
Çevrilmek işi
- "Almancadan çevrilme romanlar yayımlıyor."
-
[isim]
Çevrilmek işi
- ÇEMKİRİŞ
-
-
[isim]
Çemkirme işi veya biçimi
-
[isim]
Çemkirme işi veya biçimi
- ÇİÇEKEVİ
-
-
[isim]
Çiçek yetiştirilen ve satılan yer
-
[isim]
Çiçek yetiştirilen ve satılan yer
- ÇEMRENME
-
-
[isim]
Çemrenmek işi
-
[isim]
Çemrenmek işi