İçinde zül olan 39 kelime var. İçerisinde ZÜL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında zül olan kelimeler listesine ya da sonu zül ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
BÜZÜLEBİLMEK, BÜZÜLÜVERMEK, ÇÖZÜLEBİLMEK, ÇÖZÜLÜVERMEK
BÜZÜLEBİLME, BÜZÜLÜVERME, ÇÖZÜLEBİLME, ÇÖZÜLÜVERME, ÜZÜLEBİLMEK, ÜZÜLÜVERMEK
ÜZÜLEBİLME, ÜZÜLÜVERME
BÜZÜLMEK, ÇÖZÜLMEK, DÜZÜLMEK, SÜZÜLMEK, TENEZZÜL, TEZELZÜL, YÜZÜLMEK, ZÜLFARİS, ZÜLFİKAR, ZÜLFÜYAR
BÜZÜLME, BÜZÜLÜŞ, ÇÖZÜLME, ÇÖZÜLÜM, ÇÖZÜLÜŞ, DÜZÜLME, SÜZÜLME, SÜZÜLÜŞ, ÜZÜLMEK, YÜZÜLME, ZÜLBİYE, ZÜLÜFLÜ
ÜZÜLME, ÜZÜLÜŞ
ZÜLAL, ZÜLÜF
ZÜL
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BÜZÜLEBİLMEK
-
-
[nesnesiz]
Büzülme ihtimali veya imkânı bulunmak
- "Sefil Ali olduğu yere büzülebildi ancak."
-
[nesnesiz]
Büzülme ihtimali veya imkânı bulunmak
- ÇÖZÜLEBİLMEK
-
-
[nesnesiz]
Çözülme ihtimali veya imkânı bulunmak
- "Dilden dile çevirinin de aslında özel anlamıyla çeviri kurallarında çözülebileceğini sanmıyorum."
-
[nesnesiz]
Çözülme ihtimali veya imkânı bulunmak
- ÇÖZÜLÜVERMEK
-
-
[nesnesiz]
Çabucak veya ansızın çözülmek
-
[nesnesiz]
Çabucak veya ansızın çözülmek
- BÜZÜLÜVERMEK
-
-
[nesnesiz]
Çabucak büzülmek
- "Kız susup büzülüverdi adamın kollarında."
-
[nesnesiz]
Çabucak büzülmek
- BÜZÜLÜVERME
-
-
[isim]
Büzülüvermek işi
-
[isim]
Büzülüvermek işi
- ÜZÜLEBİLMEK
-
-
[-e]
Üzülme ihtimali bulunmak
-
[-e]
Üzülme ihtimali bulunmak
- ÇÖZÜLÜVERME
-
-
[isim]
Çözülüvermek işi
-
[isim]
Çözülüvermek işi
- ÇÖZÜLEBİLME
-
-
[isim]
Çözülebilmek işi
-
[isim]
Çözülebilmek işi
- ÜZÜLÜVERMEK
-
-
[nesnesiz]
Çabucak üzülmek
- "Kocasının samimi olup olmadığını düşünmeden kadın insiyakıyla üzülüverdi."
-
[nesnesiz]
Çabucak üzülmek
- BÜZÜLEBİLME
-
-
[isim]
Büzülebilmek işi
-
[isim]
Büzülebilmek işi
- ÜZÜLEBİLME
-
-
[isim]
Üzülebilmek durumu
-
[isim]
Üzülebilmek durumu
- ÜZÜLÜVERME
-
-
[isim]
Üzülüvermek durumu
-
[isim]
Üzülüvermek durumu
- YÜZÜLMEK
-
-
[nesnesiz]
Yüzme işi yapılmak
- "Bu suda yüzülmez."
-
Derisi çıkarılmak
- "Koyun yüzüldü."
-
[mecaz]
Bakınız sömürülmek
-
[nesnesiz]
Yüzme işi yapılmak
- ZÜLFİKAR
-
Kelime Kökeni: Arapça ẕu'l-feḳār
-
[isim]
Hz. Muhammed'in Hz. Ali'ye armağan ettiği, ucu ikiye ayrılmış kılıç
-
[isim]
Hz. Muhammed'in Hz. Ali'ye armağan ettiği, ucu ikiye ayrılmış kılıç
- ÇÖZÜLMEK
-
-
[nesnesiz]
Çözme işine konu olmak
- "Alaca bir karanlık sarmadayken her yeri / Atlarımız çözüldü girdik handan içeri"
-
Gevşeyip yumuşamak, erimeye başlamak
-
[mecaz]
Birliğini, beraberliğini yitirmek, dağılmak, parçalanmak
-
[mecaz]
Güçsüz kalmak; gevşemek
- "Acı haberi duyunca eli ayağı çözülmüş."
-
[mecaz]
Dağılmak, çökmek
- "Yunan cephesinin çözülüp Anadolu'dan çekilmesiyle yine sulh elde edilmez."
-
[nesnesiz]
Çözme işine konu olmak
- DÜZÜLMEK
-
-
[nesnesiz]
Düzme işine konu olmak veya düzme işi yapılmak
-
[nesnesiz]
Düzme işine konu olmak veya düzme işi yapılmak
- ZÜLFARİS
-
Kelime Kökeni: Farsça zulf + Arapça ʿarūs
-
[isim, bitki bilimi]
Baklagillerden, bir süs bitkisi ve bunun güzel kokulu, mor, beyaz renkli, saç lülesi görünüşünde olan kıvrıntılı çiçeği (Phaseolus caracalla)
-
[isim, bitki bilimi]
Baklagillerden, bir süs bitkisi ve bunun güzel kokulu, mor, beyaz renkli, saç lülesi görünüşünde olan kıvrıntılı çiçeği (Phaseolus caracalla)
- BÜZÜLMEK
-
-
[nesnesiz]
Büzme işi yapılmak
- "Sağ gözünün kuyruğu çiçek bozuğundan hafifçe büzülmüştü."
-
[-e, mecaz]
Korku, şaşkınlık, soğuk vb. etkenlerle bir kenara sinmek, bir kenara çekilmek
- "Geniş hasırlı sofanın bir kenarına da biz büzülmüştük."
-
[nesnesiz]
Büzme işi yapılmak
- SÜZÜLMEK
-
-
[nesnesiz]
Süzme işine konu olmak
- "Bal süzüldü."
-
Bakınız akmak
- "Gözlerimden yaşlar süzüldü."
-
Kuş kanatları gerili olarak görünür bir hareket yapmadan havada ilerlemek
- "Kuş, gene havada süzülüp daireler çiziyor."
-
[mecaz]
Sessizce ve görünür bir hareket yapmadan ilerlemek
- "Baktım süzülüp geçti açıktan iki sandal."
-
[mecaz]
İnsan sessiz, gizlice ve kayıyormuş gibi gitmek
- "Bir daha vurdum ve cevap alamayınca her zaman yaptığım gibi usulca kapıyı açıp içeri süzüldüm."
-
[mecaz]
Göz baygınlaşmak, mahmurlaşmak
- "Bu sözleri söylerken mebusun gözleri süzülerek ufalıyordu."
-
[mecaz]
Uyumlu bir biçimde ve salınarak yürümek
- "Bir tanesinin elinde -muhakkak çalmış olacak- bir şık şemsiye, o günün sosyete hanımlarını taklit ederek kırıtıyor, süzülüyorlardı."
-
[mecaz]
Yüzüne nazlı bir anlam vermek
-
[mecaz]
Çok zayıflamak
- "Yedi sekiz gün içinde kızcağız, süzülmüş, solmuş, gözleri çukura kaçmıştı."
-
[nesnesiz]
Süzme işine konu olmak
- TENEZZÜL
-
Kelime Kökeni: Arapça tenezzul
-
[isim]
Kendi durumundan daha aşağıdaki bir işi, bir durumu kabul etme
-
Alçak gönüllülük gösterme
- "Devlet umuruyla meşgul bir büyük adamın Tevfik gibi bir pespaye ile konuşmasındaki tenezzülün ne kadar ulvi, ne kadar alicenap bir hareket olduğunu olanca kuvvetiyle ihsas etti."
-
[isim]
Kendi durumundan daha aşağıdaki bir işi, bir durumu kabul etme