İçinde zül olan 39 kelime var. İçerisinde ZÜL bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında zül olan kelimeler listesine ya da sonu zül ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

12 Harfli Kelimeler

BÜZÜLEBİLMEK, BÜZÜLÜVERMEK, ÇÖZÜLEBİLMEK, ÇÖZÜLÜVERMEK

11 Harfli Kelimeler

BÜZÜLEBİLME, BÜZÜLÜVERME, ÇÖZÜLEBİLME, ÇÖZÜLÜVERME, ÜZÜLEBİLMEK, ÜZÜLÜVERMEK

10 Harfli Kelimeler

ÜZÜLEBİLME, ÜZÜLÜVERME

8 Harfli Kelimeler

BÜZÜLMEK, ÇÖZÜLMEK, DÜZÜLMEK, SÜZÜLMEK, TENEZZÜL, TEZELZÜL, YÜZÜLMEK, ZÜLFARİS, ZÜLFİKAR, ZÜLFÜYAR

7 Harfli Kelimeler

BÜZÜLME, BÜZÜLÜŞ, ÇÖZÜLME, ÇÖZÜLÜM, ÇÖZÜLÜŞ, DÜZÜLME, SÜZÜLME, SÜZÜLÜŞ, ÜZÜLMEK, YÜZÜLME, ZÜLBİYE, ZÜLÜFLÜ

6 Harfli Kelimeler

ÜZÜLME, ÜZÜLÜŞ

5 Harfli Kelimeler

ZÜLAL, ZÜLÜF

3 Harfli Kelimeler

ZÜL

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BÜZÜLEBİLMEK

  1. [nesnesiz] Büzülme ihtimali veya imkânı bulunmak
    • "Sefil Ali olduğu yere büzülebildi ancak." (Mustafa Necati Sepetçioğlu)
ÇÖZÜLEBİLMEK

  1. [nesnesiz] Çözülme ihtimali veya imkânı bulunmak
    • "Dilden dile çevirinin de aslında özel anlamıyla çeviri kurallarında çözülebileceğini sanmıyorum." (Nermi Uygur)
ÇÖZÜLÜVERMEK

  1. [nesnesiz] Çabucak veya ansızın çözülmek
BÜZÜLÜVERMEK

  1. [nesnesiz] Çabucak büzülmek
    • "Kız susup büzülüverdi adamın kollarında." (Peride Celal)
BÜZÜLÜVERME

  1. [isim] Büzülüvermek işi
ÜZÜLEBİLMEK

  1. [-e] Üzülme ihtimali bulunmak
ÇÖZÜLÜVERME

  1. [isim] Çözülüvermek işi
ÇÖZÜLEBİLME

  1. [isim] Çözülebilmek işi
ÜZÜLÜVERMEK

  1. [nesnesiz] Çabucak üzülmek
    • "Kocasının samimi olup olmadığını düşünmeden kadın insiyakıyla üzülüverdi." (Sait Faik Abasıyanık)
BÜZÜLEBİLME

  1. [isim] Büzülebilmek işi
ÜZÜLEBİLME

  1. [isim] Üzülebilmek durumu
ÜZÜLÜVERME

  1. [isim] Üzülüvermek durumu
YÜZÜLMEK

  1. [nesnesiz] Yüzme işi yapılmak
    • "Bu suda yüzülmez."
  2. Derisi çıkarılmak
    • "Koyun yüzüldü."
  3. [mecaz] Bakınız sömürülmek
ZÜLFİKAR

Kelime Kökeni: Arapça ẕu'l-feḳār

  1. [isim] Hz. Muhammed'in Hz. Ali'ye armağan ettiği, ucu ikiye ayrılmış kılıç
ÇÖZÜLMEK

  1. [nesnesiz] Çözme işine konu olmak
    • "Alaca bir karanlık sarmadayken her yeri / Atlarımız çözüldü girdik handan içeri" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
  2. Gevşeyip yumuşamak, erimeye başlamak
  3. [mecaz] Birliğini, beraberliğini yitirmek, dağılmak, parçalanmak
  4. [mecaz] Güçsüz kalmak; gevşemek
    • "Acı haberi duyunca eli ayağı çözülmüş."
  5. [mecaz] Dağılmak, çökmek
    • "Yunan cephesinin çözülüp Anadolu'dan çekilmesiyle yine sulh elde edilmez." (Yahya Kemal Beyatlı)
DÜZÜLMEK

  1. [nesnesiz] Düzme işine konu olmak veya düzme işi yapılmak
ZÜLFARİS

Kelime Kökeni: Farsça zulf + Arapça ʿarūs

  1. [isim, bitki bilimi] Baklagillerden, bir süs bitkisi ve bunun güzel kokulu, mor, beyaz renkli, saç lülesi görünüşünde olan kıvrıntılı çiçeği (Phaseolus caracalla)
BÜZÜLMEK

  1. [nesnesiz] Büzme işi yapılmak
    • "Sağ gözünün kuyruğu çiçek bozuğundan hafifçe büzülmüştü." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. [-e, mecaz] Korku, şaşkınlık, soğuk vb. etkenlerle bir kenara sinmek, bir kenara çekilmek
    • "Geniş hasırlı sofanın bir kenarına da biz büzülmüştük." (Falih Rıfkı Atay)
SÜZÜLMEK

  1. [nesnesiz] Süzme işine konu olmak
    • "Bal süzüldü."
  2. Bakınız akmak
    • "Gözlerimden yaşlar süzüldü."
  3. Kuş kanatları gerili olarak görünür bir hareket yapmadan havada ilerlemek
    • "Kuş, gene havada süzülüp daireler çiziyor." (Memduh Şevket Esendal)
  4. [mecaz] Sessizce ve görünür bir hareket yapmadan ilerlemek
    • "Baktım süzülüp geçti açıktan iki sandal." (Yahya Kemal Beyatlı)
  5. [mecaz] İnsan sessiz, gizlice ve kayıyormuş gibi gitmek
    • "Bir daha vurdum ve cevap alamayınca her zaman yaptığım gibi usulca kapıyı açıp içeri süzüldüm." (Haldun Taner)
  6. [mecaz] Göz baygınlaşmak, mahmurlaşmak
    • "Bu sözleri söylerken mebusun gözleri süzülerek ufalıyordu." (Peyami Safa)
  7. [mecaz] Uyumlu bir biçimde ve salınarak yürümek
    • "Bir tanesinin elinde -muhakkak çalmış olacak- bir şık şemsiye, o günün sosyete hanımlarını taklit ederek kırıtıyor, süzülüyorlardı." (Halide Edip Adıvar)
  8. [mecaz] Yüzüne nazlı bir anlam vermek
  9. [mecaz] Çok zayıflamak
    • "Yedi sekiz gün içinde kızcağız, süzülmüş, solmuş, gözleri çukura kaçmıştı." (Memduh Şevket Esendal)
TENEZZÜL

Kelime Kökeni: Arapça tenezzul

  1. [isim] Kendi durumundan daha aşağıdaki bir işi, bir durumu kabul etme
  2. Alçak gönüllülük gösterme
    • "Devlet umuruyla meşgul bir büyük adamın Tevfik gibi bir pespaye ile konuşmasındaki tenezzülün ne kadar ulvi, ne kadar alicenap bir hareket olduğunu olanca kuvvetiyle ihsas etti." (Halide Edip Adıvar)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü