İçinde ziya olan 23 kelime var. İçerisinde ZİYA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ziya olan kelimeler listesine ya da sonu ziya ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
ZİYADELEŞTİRMEK
ZİYADELEŞTİRME
İADEİZİYARET, ZİYADELEŞMEK, ZİYARETÇİLİK
ZİYADELEŞME, ZİYADESİYLE, ZİYANKARLIK
ZİYARETGAH, ZİYASIZLIK
RİYAZİYAT, ZİYARETÇİ
ZİYANKAR, ZİYANSIZ
ARZİYAT, ZİYADAR, ZİYAFET, ZİYARET, ZİYASIZ
ZİYADE, ZİYALI
ZİYAN
ZİYA
Ziya Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
4 Harfli Kelimeler
ZAYİ, ZİYA
3 Harfli Kelimeler
YAZ
2 Harfli Kelimeler
AY, AZ, İZ, YA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ZİYADELEŞTİRMEK
-
-
[-i]
Bakınız çoğaltmak
- "Yunus ki şu koskoca kâinata bakmış bakmış ve her sefer Resul’ün niyazı ile ‘Ya Rabbi, hayretimi ziyadeleştir.’ diye yalvarmıştı."
-
[-i]
Bakınız çoğaltmak
- ZİYADELEŞTİRME
-
-
[isim]
Bakınız çoğaltma
-
[isim]
Bakınız çoğaltma
- İADEİZİYARET
-
Kelime Kökeni: Arapça iʿāde + ziyāret
-
[isim]
Daha önce yapılan ziyarete ziyaretle karşılık verme
-
[isim]
Daha önce yapılan ziyarete ziyaretle karşılık verme
- ZİYADELEŞMEK
-
-
[nesnesiz]
Bakınız çoğalmak
- "Birkaç ay devam eden bu ani hastalık alınan birçok tıbbi tedbirlere rağmen gittikçe ziyadeleşiyordu."
-
[nesnesiz]
Bakınız çoğalmak
- ZİYARETÇİLİK
-
-
[isim]
Ziyaretçi olma durumu
-
[isim]
Ziyaretçi olma durumu
- ZİYADELEŞME
-
-
[isim]
Bakınız çoğalma
-
[isim]
Bakınız çoğalma
- ZİYADESİYLE
-
-
[zarf]
Bakınız fazlasıyla
- "Bu sene ‘yeni’ sıfatıyla işkenceye uğrayan talebe, ertesi sene ‘eskiler’ arasına geçer, eski çektiklerinin acısını yeni gelenlerden ziyadesiyle çıkarırdı."
-
[zarf]
Bakınız fazlasıyla
- ZİYANKARLIK
-
-
[isim]
Ziyankâr olma durumu
- "Babanın hazineleri olsa sizin ziyankârlığınıza yetişmez, dedi."
-
[isim]
Ziyankâr olma durumu
- ZİYASIZLIK
-
-
[isim]
Bakınız ışıksızlık
- "… ona mukabil büyük bir intizamsızlık ve ümransızlık, feci bir cansızlık ve ziyasızlık vardı."
-
[isim]
Bakınız ışıksızlık
- ZİYARETGAH
-
Kelime Kökeni: Arapça ziyāret + Farsça -gâh
-
[isim, eskimiş]
Bakınız ziyaret yeri
- "Ertesi gün çevre halkı kızın kıyıya vuran cesedini bulur, şimdi ziyaretgâh olan yere gömerler."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız ziyaret yeri
- ZİYARETÇİ
-
-
[isim]
Ziyaret eden, ziyarete giden kimse
- "Hatırı sayılır ziyaretçilerine, İstanbul'a ipekli kumaş götürmek izni verirdi."
-
[isim]
Ziyaret eden, ziyarete giden kimse
- RİYAZİYAT
-
Kelime Kökeni: Arapça riyāżiyāt
-
[isim, eskimiş, matematik]
Matematik bilgisi
- "Hükümlerinde riyaziyata bile yakışmayan bir katiyet vardı."
-
[isim, eskimiş, matematik]
Matematik bilgisi
- ZİYANSIZ
-
-
[sıfat]
Bakınız zararsız
- "Gazi şahsi bir menfaat aramıyor, yalnız ziyansız bir işletme usulü bulmuş bulunuyordu."
-
[zarf]
Zarar görmeden
- "O günlerde ayakta kalabilmenin, ... günleri zararsız, ziyansız geçirebilmenin tek yolu durumu idare etme yöntemi herhâlde böyle davranmayı gerektirmekteydi."
-
[sıfat]
Bakınız zararsız
- ZİYANKAR
-
Kelime Kökeni: Farsça ziyānkār
-
[sıfat]
Sürekli zarar veren veya zarar vermeyi huy edinmiş olan
- "Nevi şahsına münhasır bir ziyankâr hırsız, iki üç günde bir eve giriyor."
-
[sıfat]
Sürekli zarar veren veya zarar vermeyi huy edinmiş olan
- ZİYADAR
-
Kelime Kökeni: Arapça żiyāʾ + Farsça -dār
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız ışıklı
- "Tavana bir çelik tel ile asılı büyük ve ziyadar billur bir topu bir taraftan tavana asılı değilmiş gibi elinde getirir…"
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız ışıklı
- ZİYASIZ
-
-
[sıfat]
Bakınız ışıksız
- "Yorgun dağları, ziyasız yalıları, bülbülsüz koruları mor ve serin sis örtüyordu."
-
[sıfat]
Bakınız ışıksız
- ZİYAFET
-
Kelime Kökeni: Arapça żiyāfet
-
[isim]
Eğlenmek veya bir olayı kutlamak amacıyla birçok kimsenin bir araya gelerek yedikleri yemek; şölen, toy (II)
- "Padişahın bu ziyafetlere bazen cesim saltanat kayıkları ile de geldiği olurdu."
-
[isim]
Eğlenmek veya bir olayı kutlamak amacıyla birçok kimsenin bir araya gelerek yedikleri yemek; şölen, toy (II)
- ZİYARET
-
Kelime Kökeni: Arapça ziyāret
-
[isim]
Birini görmeye, biriyle görüşmeye gitme, görüşme
- "Haftada iki gece ziyaretine giderdik."
-
Bir yeri görmeye gitme
-
Bakınız ziyaret yeri
- "Kör olası Suzan Suzi / Ziyaret çarptı bizi"
-
[isim]
Birini görmeye, biriyle görüşmeye gitme, görüşme
- ARZİYAT
-
Kelime Kökeni: Arapça arżiyyāt
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yer bilimi
- "Hayvanat, nebatat, arziyata dair eski kitaplarımızda ne kadar malumat bulabilmek imkânı var?"
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yer bilimi
- ZİYADE
-
Kelime Kökeni: Arapça ziyāde
-
[zarf]
Çok, daha çok
- "Çirkin bana kurban, ben de güzele / Can sever güzeli, maldan ziyade"
-
[sıfat]
Bakınız fazla
-
[zarf]
Çok, daha çok