İçinde ziya olan 23 kelime var. İçerisinde ZİYA bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ziya olan kelimeler listesine ya da sonu ziya ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

15 Harfli Kelimeler

ZİYADELEŞTİRMEK

14 Harfli Kelimeler

ZİYADELEŞTİRME

12 Harfli Kelimeler

İADEİZİYARET, ZİYADELEŞMEK, ZİYARETÇİLİK

11 Harfli Kelimeler

ZİYADELEŞME, ZİYADESİYLE, ZİYANKARLIK

10 Harfli Kelimeler

ZİYARETGAH, ZİYASIZLIK

9 Harfli Kelimeler

RİYAZİYAT, ZİYARETÇİ

8 Harfli Kelimeler

ZİYANKAR, ZİYANSIZ

7 Harfli Kelimeler

ARZİYAT, ZİYADAR, ZİYAFET, ZİYARET, ZİYASIZ

6 Harfli Kelimeler

ZİYADE, ZİYALI

5 Harfli Kelimeler

ZİYAN

4 Harfli Kelimeler

ZİYA

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ziya Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A Y Z İ

4 Harfli Kelimeler

ZAYİ, ZİYA

3 Harfli Kelimeler

YAZ

2 Harfli Kelimeler

AY, AZ, İZ, YA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ZİYADELEŞTİRMEK

  1. [-i] Bakınız çoğaltmak
    • "Yunus ki şu koskoca kâinata bakmış bakmış ve her sefer Resul’ün niyazı ile ‘Ya Rabbi, hayretimi ziyadeleştir.’ diye yalvarmıştı." (Nezihe Meriç)
ZİYADELEŞTİRME

  1. [isim] Bakınız çoğaltma
İADEİZİYARET

Kelime Kökeni: Arapça iʿāde + ziyāret

  1. [isim] Daha önce yapılan ziyarete ziyaretle karşılık verme
ZİYADELEŞMEK

  1. [nesnesiz] Bakınız çoğalmak
    • "Birkaç ay devam eden bu ani hastalık alınan birçok tıbbi tedbirlere rağmen gittikçe ziyadeleşiyordu." (Asaf Halet Çelebi)
ZİYARETÇİLİK

  1. [isim] Ziyaretçi olma durumu
ZİYADELEŞME

  1. [isim] Bakınız çoğalma
ZİYADESİYLE

  1. [zarf] Bakınız fazlasıyla
    • "Bu sene ‘yeni’ sıfatıyla işkenceye uğrayan talebe, ertesi sene ‘eskiler’ arasına geçer, eski çektiklerinin acısını yeni gelenlerden ziyadesiyle çıkarırdı." (Reşat Nuri Güntekin)
ZİYANKARLIK

  1. [isim] Ziyankâr olma durumu
    • "Babanın hazineleri olsa sizin ziyankârlığınıza yetişmez, dedi." (Memduh Şevket Esendal)
ZİYASIZLIK

  1. [isim] Bakınız ışıksızlık
    • "… ona mukabil büyük bir intizamsızlık ve ümransızlık, feci bir cansızlık ve ziyasızlık vardı." (Raif Necdet Kestelli)
ZİYARETGAH

Kelime Kökeni: Arapça ziyāret + Farsça -gâh

  1. [isim, eskimiş] Bakınız ziyaret yeri
    • "Ertesi gün çevre halkı kızın kıyıya vuran cesedini bulur, şimdi ziyaretgâh olan yere gömerler." (Adnan Özyalçıner)
ZİYARETÇİ

  1. [isim] Ziyaret eden, ziyarete giden kimse
    • "Hatırı sayılır ziyaretçilerine, İstanbul'a ipekli kumaş götürmek izni verirdi." (Falih Rıfkı Atay)
RİYAZİYAT

Kelime Kökeni: Arapça riyāżiyāt

  1. [isim, eskimiş, matematik] Matematik bilgisi
    • "Hükümlerinde riyaziyata bile yakışmayan bir katiyet vardı." (Ömer Seyfettin)
ZİYANSIZ

  1. [sıfat] Bakınız zararsız
    • "Gazi şahsi bir menfaat aramıyor, yalnız ziyansız bir işletme usulü bulmuş bulunuyordu." (Ahmet Cevat Emre)
  2. [zarf] Zarar görmeden
    • "O günlerde ayakta kalabilmenin, ... günleri zararsız, ziyansız geçirebilmenin tek yolu durumu idare etme yöntemi herhâlde böyle davranmayı gerektirmekteydi." (Ahmet C. Gazioğlu)
ZİYANKAR

Kelime Kökeni: Farsça ziyānkār

  1. [sıfat] Sürekli zarar veren veya zarar vermeyi huy edinmiş olan
    • "Nevi şahsına münhasır bir ziyankâr hırsız, iki üç günde bir eve giriyor." (Reşat Nuri Güntekin)
ZİYADAR

Kelime Kökeni: Arapça żiyāʾ + Farsça -dār

  1. [sıfat, eskimiş] Bakınız ışıklı
    • "Tavana bir çelik tel ile asılı büyük ve ziyadar billur bir topu bir taraftan tavana asılı değilmiş gibi elinde getirir…" (Musahipzade Celal)
ZİYASIZ

  1. [sıfat] Bakınız ışıksız
    • "Yorgun dağları, ziyasız yalıları, bülbülsüz koruları mor ve serin sis örtüyordu." (Ömer Seyfettin)
ZİYAFET

Kelime Kökeni: Arapça żiyāfet

  1. [isim] Eğlenmek veya bir olayı kutlamak amacıyla birçok kimsenin bir araya gelerek yedikleri yemek; şölen, toy (II)
    • "Padişahın bu ziyafetlere bazen cesim saltanat kayıkları ile de geldiği olurdu." (Asaf Halet Çelebi)
ZİYARET

Kelime Kökeni: Arapça ziyāret

  1. [isim] Birini görmeye, biriyle görüşmeye gitme, görüşme
    • "Haftada iki gece ziyaretine giderdik." (Halit Fahri Ozansoy)
  2. Bir yeri görmeye gitme
  3. Bakınız ziyaret yeri
    • "Kör olası Suzan Suzi / Ziyaret çarptı bizi" (Halk türküsü)
ARZİYAT

Kelime Kökeni: Arapça arżiyyāt

  1. [isim, eskimiş] Bakınız yer bilimi
    • "Hayvanat, nebatat, arziyata dair eski kitaplarımızda ne kadar malumat bulabilmek imkânı var?" (Ziya Gökalp)
ZİYADE

Kelime Kökeni: Arapça ziyāde

  1. [zarf] Çok, daha çok
    • "Çirkin bana kurban, ben de güzele / Can sever güzeli, maldan ziyade" (Karacaoğlan)
  2. [sıfat] Bakınız fazla
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü