İçinde yetiş olan 24 kelime var. İçerisinde YETİŞ bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında yetiş olan kelimeler listesine ya da sonu yetiş ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
YETİŞTİREBİLMEK
YETİŞTİREBİLME, YETİŞTİRİCİLİK
YETİŞTİRİLMEK
YETİŞEBİLMEK, YETİŞTİRİLME
YETİŞEBİLME, YETİŞKİNLİK, YETİŞMEYESİ, YETİŞMİŞLİK, YETİŞTİRİCİ, YETİŞTİRMEK
YETİŞİLMEK, YETİŞTİRİM, YETİŞTİRME
YETİŞİLME
YETİŞKİN, YETİŞMEK, YETİŞMİŞ
YETİŞEK, YETİŞİM, YETİŞİN, YETİŞME
YETİŞ
Yetiş Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
5 Harfli Kelimeler
TEŞYİ, YETİŞ
4 Harfli Kelimeler
EŞİT, İŞTE, YETİ
3 Harfli Kelimeler
ETİ, İYE, ŞET, ŞEY
2 Harfli Kelimeler
EŞ, ET, EY, İŞ, İT, ŞE, TE, Tİ, YE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- YETİŞTİREBİLMEK
-
-
[-e, -i]
Yetiştirme ihtimali veya imkânı bulunmak
- "Öldüğünde genç denilecek yaştaydı. Daha çok besteler yapabilir, öğrenciler yetiştirebilirdi."
-
Yetiştirmeye gücü yetmek
-
[-e, -i]
Yetiştirme ihtimali veya imkânı bulunmak
- YETİŞTİREBİLME
-
-
[isim]
Yetiştirebilmek işi
-
[isim]
Yetiştirebilmek işi
- YETİŞTİRİCİLİK
-
-
[isim]
Yetiştirici olma durumu
- "Bilhassa yetiştiricilik, Amerika’da iktisadi kudret yüzünden yüksek bir seviye kazanmıştır."
-
[isim]
Yetiştirici olma durumu
- YETİŞTİRİLMEK
-
-
[nesnesiz]
Yetiştirme işi yapılmak
- "Köşkünün arka tarafında çiçek serleri vardır, her mevsim en nadide çiçekler yetiştirilir."
-
Bir konuda eğitilmek
- "İyi yetiştirilmemiş gençler hayatta hiçbir işe yaramıyorlar, kendilerini küçük görüyor ve asi oluyorlar."
-
Tamamlanıp vaktinde hazır duruma getirilmek
-
Söylenmemesi gereken bir şey başkasına duyurulmak
-
[nesnesiz]
Yetiştirme işi yapılmak
- YETİŞEBİLMEK
-
-
[-e]
Yetişme ihtimali veya imkânı bulunmak
- "Kadınlar, derme çatma ayakkabılarıyla onlara zor yetişebiliyorlardı."
-
Yetişmeye gücü yetmek
-
[-e]
Yetişme ihtimali veya imkânı bulunmak
- YETİŞTİRİLME
-
-
[isim]
Yetiştirilmek işi
-
[isim]
Yetiştirilmek işi
- YETİŞEBİLME
-
-
[isim]
Yetişebilmek işi
-
[isim]
Yetişebilmek işi
- YETİŞTİRİCİ
-
-
[sıfat]
Bakınız üretici
- "Tütün yetiştiricisi."
-
[isim]
Bir çocuğu, öğrenciyi çeşitli konularda eğiten, ona yol gösteren kimse
- "Çocuk yetiştirmeli ki yetiştirici yetişsin, yetiştirici yetiştirmeli ki çocuk yetişsin."
-
[sıfat]
Bakınız üretici
- YETİŞTİRMEK
-
-
[-e, -i]
Birini, bir şeyi gitmekte veya gitmek üzere olan bir kimse veya şeye ulaştırmak, ulaşmasını sağlamak
-
Vaktinde hazır olmasını sağlamak, tamamlamak, bitirmek
- "Kitabı önümüzdeki aya yetiştireceğim."
-
Birini gerekli bir iş için tam zamanında bir yere götürmek
- "Hastayı doktora yetiştirmek."
-
Geliştirip büyütmek
- "Evlerinin bahçesinde bir iki elma, erik ağacı yetiştirirler."
-
İletmek, duyurmak
-
Sağlayıp vermek
- "Bir sakallı garson ahaliye boyuna su yetiştiriyor."
-
[-i]
Yetmesini sağlamak
- "Cephemiz susuz, kuru ekmek ve benzini güç yetiştiriyoruz."
-
[-i]
Aceleyle ulaştırmak
-
[-e, mecaz]
Söylenmemesi gereken bir şeyi birine hemen söylemek
- "Hiç kalır mı? Ertesi gün valiye yetiştirdiler."
-
[-i, mecaz]
Gelişip büyümesini sağlamak, büyümesine özen göstermek; beslemek, büyütmek
- "Munise'yi güzel ahlaklı bir kadın olarak yetiştirecektim."
-
[-i, mecaz]
Eğitim, öğrenim sağlamak
-
[-e, -i]
Birini, bir şeyi gitmekte veya gitmek üzere olan bir kimse veya şeye ulaştırmak, ulaşmasını sağlamak
- YETİŞKİNLİK
-
-
[isim]
Yetişkin olma durumu
- "Yetişkinlik bir tek değil birçok yaşantı içerdiği için herkesin yetişkinlik anlayışı önemli ölçüde farklılaşır."
-
[isim]
Yetişkin olma durumu
- YETİŞMİŞLİK
-
-
[isim]
Yetişmiş olma durumu
-
[isim]
Yetişmiş olma durumu
- YETİŞMEYESİ
-
-
öfke ile söylenen bir ilenme sözü
-
öfke ile söylenen bir ilenme sözü
- YETİŞİLMEK
-
-
[-e]
Yetişme işi yapılmak
-
[-e]
Yetişme işi yapılmak
- YETİŞTİRİM
-
-
[isim]
Bir hayvan veya insana herhangi bir amaçla birtakım alışkanlıklar ve beceriler kazandırma işi
- "Söz gelimi halk masallarındaki yetiştirim sınamaları, çağdaş romanda, insanlığın evrensel ve temel yapısı olarak değişik, farklı izlekler (temalar), süslemeler (figürler) altında görünür."
-
[isim]
Bir hayvan veya insana herhangi bir amaçla birtakım alışkanlıklar ve beceriler kazandırma işi
- YETİŞTİRME
-
-
[isim]
Yetiştirmek işi
- "Hepimiz Mustafa Kemal'e borçluyuz. Onun en büyük gazası ve gaziliği bizim mesleğimizi yetiştirmesindedir."
-
Birinin koruyuculuğunda yetişen kimse
-
[isim]
Yetiştirmek işi
- YETİŞİLME
-
-
[isim]
Yetişilmek işi
-
[isim]
Yetişilmek işi
- YETİŞMİŞ
-
-
[sıfat]
Gereken niteliğe veya olgunluğa erişmiş
- "Anadolu'da arif derler, bir halk yetişmişi vardır."
-
[sıfat]
Gereken niteliğe veya olgunluğa erişmiş
- YETİŞKİN
-
-
[sıfat]
Yetişmiş, olgunlaşmış
-
Evlenme çağına gelmiş (kimse)
-
[ruh bilimi]
Beden, ruh ve duygu bakımlarından olgunluğa erişmiş olan (kimse)
-
[ruh bilimi]
Gelişimin herhangi bir yönünde veya tümünde duraklama düzeyine erişmiş olan
-
[isim]
Kanunların belirttiği belli bir yaşı aşmış, toplumsal sorumluluklarını bilme durumunda olan genç
-
[sıfat]
Yetişmiş, olgunlaşmış
- YETİŞMEK
-
-
[-e]
Ulaşmak, ermek, varmak, vasıl olmak
- "Gâvur Ali kahvedeki cemaate hiçbir şey söylemeden küçük çobanla uzaklaştı, bir nefeste ağıla yetişti."
-
Vaktinde tamam olmak, bitmek, hazırlanmak, hazır olmak
- "Bu giysi yarına yetişmeli."
-
Vaktinde varmak, vaktinde bulunmak
- "Öteki tünelle gelseler de vapura yetişeceklerini bilirlerdi."
-
Bir işe başlamış olanlara veya gidenlere sonradan katılmak
- "Kadınlar, derme çatma ayakkabılarıyla onlara zor yetişebiliyorlardı."
-
Değmek, uzanıp dokunabilmek
- "Ben o dala yetişemem. Bu ip kuyunun dibine yetişmez."
-
Vakit bulmak, yapabilmek
- "Ben bu kadar işe yetişemem."
-
[nesnesiz]
Yetmek, yeter olmak, kâfi gelmek
- "Bu kadar nezaket ve iltifat yetişmez miydi?"
-
Bir zamanda yaşamış olmak, bir zamanı veya kimseyi görmüş olmak
- "Bol zamanıma yetişti de ben onu böyle şımarık büyüttüm."
-
Gelişip büyümek
- "Şu Marmara kıyılarında o sene bol meyve yetişmişti."
-
[-de]
Eğitim görmüş olmak, öğrenmek, gelişmek
- "Akşam gazetesi, yurt aydınlarıyla konuşarak bizde niçin yazar yetişmediğinin sebeplerini araştırdı."
-
İş görebilecek yaşa gelmek, büyümek
-
Yardım etmek, yardımına koşmak
- "Tam o sırada talih imdadıma yetişti."
-
[mecaz]
Ortaya çıkmak
-
[-e]
Ulaşmak, ermek, varmak, vasıl olmak
- YETİŞME
-
-
[isim]
Yetişmek işi
- "Mehmet Akif'in yetişmesi, gençlere bir örnek olarak anlatılmaya layıktır."
-
[isim]
Yetişmek işi